YARGITAY KARARI
DAİRE : 2. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2019/3600
KARAR NO : 2019/7517
KARAR TARİHİ : 20.06.2019
MAHKEMESİ :Aile Mahkemesi
DAVA TÜRÜ : Boşanma
Taraflar arasındaki davanın yapılan muhakemesi sonunda mahalli mahkemece verilen, yukarıda tarihi ve numarası gösterilen hüküm davacı kadın tarafından; nafakalar ve tazminatların miktarları yönünden, davalı erkek tarafından ise; velayet, kusur belirlemesi, tazminatlar, iştirak nafakası ile yoksulluk nafakası yönünden temyiz edilmekle, evrak okunup gereği görüşülüp düşünüldü:
1-Dosyadaki yazılara, bozmaya uygun işlem ve araştırma yapılmış olmasına, delillerin takdirinde bir yanlışlık bulunmamasına 04/07/1998 doğumlu ortak çocuk Betül’ün temyiz inceleme tarihi itibariyle ergin olduğunun anlaşılmasına göre, tarafların aşağıdaki bentlerin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları yersizdir.
2-Mahkemece 2003 doğumlu ortak çocuk Süleyman’ın velayeti davacı anneye verilmiş, tarafların temyiz aşamasında sundukları 21/09/2017 tarihli protokolde “Velayetin tevdi hakkında dava açılması halinde kadın tarafından bu talebin kabul edileceği” ortak çocuk Süleyman’ın baba yanında kalacağı belirtilmiştir. Mahkemece idrak çağında olan ortak çocuk Süleyman’ın velayeti konusunda mahkemece dinlenilerek, tarafların sunduğu protokol ve toplanan tüm deliller birlikte değerlendirilerek velayet konusunda bir karar verilmek üzere hükmün bozulmasına karar vermek gerekmiştir.
3-Tarafların gerçekleşen sosyal ve ekonomik durumlarına, nafakanın niteliğine, günün ekonomik koşullarına göre davacı kadın yararına hükmedilen yoksulluk nafakası azdır. Mahkemece Türk Medeni Kanunu’nun 4. maddesindeki hakkaniyet ilkesi de dikkate alınarak daha uygun miktarda nafakaya hükmedilmesi gerekir. Bu yön gözetilmeden yazılı şekilde hüküm kurulması usul ve yasaya aykırıdır.
4-Tarafların tespit edilen ekonomik ve sosyal durumları, boşanmaya yol açan olaylardaki kusur dereceleri, paranın alım gücü, kişilik haklarına yapılan saldırı ile ihlâl edilen mevcut ve beklenen menfaat dikkate alındığında davacı kadın yararına yararına takdir edilen maddi ve manevi tazminat azdır. Türk Medeni Kanunu’nun 4. maddesindeki hakkaniyet ilkesi ile Türk Borçlar Kanunu’nun 50 ve 51. maddesi hükmü dikkate alınarak daha uygun miktarda maddi (TMK m. 174/1) ve manevi (TMK m. 174/2) tazminat takdiri gerekir. Bu yönler gözetilmeden hüküm tesisi doğru bulunmamıştır.
SONUÇ: Temyiz edilen hükmün yukarıda 2., 3. ve 4. bentlerde gösterilen sebeplerle BOZULMASINA, bozma sebebine göre iştirak nafakası konusunda şimdilik inceleme yapılmasına yer olmadığına, bozma kapsamı dışında kalan diğer temyiz itirazlarının ise yukarıda 1. bentte gösterilen sebeple ONANMASINA, istek halinde temyiz peşin harcının yatıranlara geri verilmesine, işbu kararın tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere oybirliğiyle karar verildi. 20.06.2019 (Prş.)