YARGITAY KARARI
DAİRE : 2. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2019/3648
KARAR NO : 2019/8310
KARAR TARİHİ : 04.07.2019
MAHKEMESİ : Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 1. Hukuk Dairesi
DAVACI-DAVALI : …
DAVALI-DAVACI : …
DAVA TÜRÜ : Karşılıklı Boşanma – Ziynet ve Çeyiz Alacağı
Taraflar arasındaki davanın yapılan muhakemesi sonunda bölge adliye mahkemesi hukuk dairesince verilen, yukarıda tarihi ve numarası gösterilen hüküm davacı-karşı davalı erkek tarafından; ziynet alacağı ve reddedilen boşanma davası yönünden temyiz edilmekle, evrak okunup gereği görüşülüp düşünüldü:
Davacı-karşı davalı erkeğin ziynet alacağı davasına yönelik temyiz itirazları bakımından yapılan incelemede; ilk derece mahkemesince davalı-karşı davacı kadının ziynet alacağı davasına yönelik talebinin bir kısım ziynetlerin ayrı ayrı gramları hükümde yazılmadan kısmen kabulüne karar verildiği, davacı-karşı davalı erkeğin kabul edilen ziynet alacağı davasına yönelik istinaf talebi neticesinde bölge adliye mahkemesi hukuk dairesince ziynetlerin kabul kararının yerinde olduğu gerekçesi ile istinaf talebinin esastan reddine karar verildiği anlaşılmaktadır.
Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 297. maddesinin (2). fıkrasında: hükmün sonuç kısmında gerekçeye ait herhangi bir söz tekrar edilmeksizin, taleplerden her biri hakkında verilen hükümle, taraflara yüklenen borç ve tanınan hakların, sıra numarası altında: açık, şüphe ve tereddüt uyandırmayacak şekilde gösterilmesi gerektiği, aynı Yasanın 298. maddesinin (2.) fıkrasında da, gerekçeli kararın, tefhim edilen hükme aykırı olamayacağı hükme bağlanmıştır. Bu düzenlemeye göre; dava dilekçesi, bilirkişi raporu gibi herhangi bir belgeye atıf yapılarak hüküm kurulamaz. Gerek tefhim edilen ve zabıtla belirlenen kararda, gerekse buna uygun düzenlenmesi zorunlu gerekçeli kararda hüküm altına alınan eşyanın cins, nitelik, miktar ve değerlerinin ayrı ayrı gösterilmesi ve taraflara yüklenen borç ile tanınan hakkın infazda güçlük çıkarmayacak biçimde belirtilmesi ve kuyumcu bilirkişiden rapor alınarak sonucu uyarınca ziynet alacağı davası hakkında infazda tereddüt yaratmayacak şekilde açıkça eda hükmü tesis edilmesi gerekirken bu yön gözetilmeden yazılı şekilde ziynet eşyalarının tek tek gramları gösterilmeksizin yazılı şekilde hüküm kurulması usul ve kanuna aykırı olup bozmayı gerektirmiştir.
2-Davacı-karşı davalı erkeğin boşanma davasına yönelik temyiz itirazlarının incelenmesine gelince; İlk derece mahkemesince asıl boşanma davası ile karşı boşanma davasının reddine dair verilen karara karşı, taraflarca yapılan istinaf başvurusu, bölge adliye mahkemesinin hukuk dairesince incelenmiş ve ilk derece mahkemesinin karşılıklı boşanma davalarının reddine ilişkin kararının kaldırılmasına, davacı-karşı davalı erkeğin Türk Medeni Kanunu’nun 164.maddesindeki terk hukuki sebebine dayalı boşanma talebi hakkında olumlu olumsuz bir hüküm kurulmaması sebebiyle Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 353/l-a-6 maddesi gereğince dosyanın ilk derece mahkemesine geri çevrilmesine, tarafların reddedilen boşanma davalarına ilişkin istinaf taleplerinin ise bu aşamada incelenmesine yer olmadığına karar verilmiştir. Bu karar davacı-karşı davalı erkek tarafından temyiz edilmiştir. Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 353/1-a maddesinde tahdidi olarak “Davaya bakması yasak olan hâkimin karar vermiş olması, ileri sürülen haklı ret talebine rağmen reddedilen hâkimin davaya bakmış olması, mahkemenin görevli ve yetkili olmasına rağmen görevsizlik veya yetkisizlik kararı vermiş olması veya mahkemenin görevli ya da yetkili olmamasına rağmen davaya bakmış bulunması veya mahkemenin bölge adliye mahkemesinin yargı çevresi dışında kalması, diğer dava şartlarına aykırılık bulunması, mahkemece usule aykırı olarak davanın veya karşı davanın açılmamış sayılmasına, davaların birleştirilmesine veya ayrılmasına, merci tayinine karar verilmiş olması, mahkemece tarafların davanın esasıyla ilgili olarak gösterdikleri delillerin hiçbiri toplanmadan veya gösterilen deliller hiç değerlendirilmeden karar verilmesi olması” hallerinde, bölge adliye mahkemesinin esası incelemeden kararın kaldırılmasına ve davanın yeniden görülmesi için dosya ilk derece mahkemesine gönderilmesine kesin olarak karar vereceği düzenlenmiştir. Somut olaya gelince; ilk derece mahkemesince davacı-karşı davalı erkeğin her iki boşanma davası hakkında da karar verildiği halde, hüküm kurulmadığı gerekçesi ile dosyanın ilk derece mahkemesine geri gönderilmesine karar verilmesi doğru olmamıştır. O halde, bölge adliye mahkemesince karşılıklı boşanma davaları hakkında işin esasının incelenmesi gerekirken, yazılı şekilde hüküm kurulması doğru olmayıp, bozmayı gerektirmiştir.
SONUÇ: Temyiz edilen hükmün yukarıda 1. ve 2. bentlerde gösterilen sebeplerle BOZULMASINA, temyiz peşin harcının istek halinde yatırana geri verilmesine, dosyanın ilgili bölge adliye mahkemesi hukuk dairesine gönderilmesine oybirliğiyle karar verildi. 04.07.2019 (Prş.)