YARGITAY KARARI
DAİRE : 2. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2021/1775
KARAR NO : 2021/2897
KARAR TARİHİ : 12.04.2021
MAHKEMESİ : … Bölge Adliye Mahkemesi 2. Hukuk Dairesi
Taraflar arasındaki davanın yapılan muhakemesi sonunda bölge adliye mahkemesi hukuk dairesince verilen, yukarıda tarihi ve numarası gösterilen hüküm davalı erkek tarafından temyiz edilmekle, evrak okunup gereği görüşülüp düşünüldü:
Davacı kadın tarafından açılan evlilik birliğinin temelinden sarsınması hukuki nedenine dayalı boşanma davasının yapılan yargılaması sonunda; ilk derece mahkemesince boşanma ve ferilerine hükmedilmiş ve bölge adliye mahkemesi, davalı erkeğin hükmün tamamına yönelik istinaf başvurusunun esastan reddine karar vermiştir. Hüküm davalı erkek tarafından temyiz edilmiştir.
21/3/2018 tarihli ön inceleme duruşmasında davacı kadına tanıklarını bildirmesi için iki haftalık kesin süre verilmiş ve kesin sürenin sonuçları usulüne uygun olarak ihtar edilmiştir. Kadının vekili, kesin sürenin son günü dilekçe sunarak, davacıya ulaşamadığı gerekçesiyle, ek süre talebinde bulunmuş ve mahkemenin verdiği ek süre içinde tanığını bildirmiştir. Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 94. maddesinde; kanunun belirlediği sürelerin kesin olduğu, bunun yanında hakimin tayin ettiği sürenin kesin olduğuna karar verebileceği, bu takdirde hakimin kesin süreye konu işlemi duraksamaya yer vermeyecek şekilde açıklayacağı ve süreye uyulmamasının sonuçlarını açıkça tutanağa geçirerek ihtar edeceği, kesin olduğu belirtilmeyen süreyi geçiren tarafın yeniden süre isteyebileceği, kesin süre içinde yapılması gereken işlemi süresinde yapmayan tarafın o işlemi yapma hakkının ortadan kalkacağı düzenlenmiştir.
Somut olayda, davacı kadın ön inceleme duruşmasında kendisine verilen ve sonuçları ihtar edilen kesin süre içinde, haklı bir mazereti bulunmaksızın, tanıklarını bildirmemiş olduğundan kadının tanık dinletme hakkı ortadan kalkmıştır. Bu itibarla, kadına tanıklarını bildirmesi için yeniden süre verilmesi ve bildirilen tanığın beyanına itibar edilerek davanın kabulüne karar verilmesi doğru bulunmamıştır. Kaldıki, davacı kadının tanığının ifadesinde geçen ve davalı erkeğe kusur olarak yüklenen “Ortak çocuğu eve almadığı ve çocuğun bu
nedenle intihar ettiği” vakıasına kadın tarafından dava dilekçesinde dayanılmadığı gibi; “Hakaret ve küfür” vakıalarının eskiden yaşanmış olduğu ve evliliğin sürmüş olması nedeniyle bu olayların kadın tarafından affedilmiş olduğu; erkeğe kusur olarak yüklenen diğer vakıalara yönelik beyanların ise soyut, yer ve zaman bildirmeyen ifadeler olduğu anlaşılmıştır. Bu nedenle, davalı erkeğin kusurlu olduğu ve evlilik birliğinin ortak hayatı sürdürmeleri eşlerden beklenmeyecek derecede temelinden sarsıldığı hususu usulüne uygun şekilde kanıtlanamamıştır. O halde, davanın reddi gerekirken, yanılgılı değerlendirmelerle davanın kabulü ile tarafların boşanmalarına karar verilmesi doğru görülmemiş kararın bozulmasını gerektirmiştir.
SONUÇ: Yukarıda gösterilen sebeplerle; bölge adliye mahkemesi kararının KALDIRILMASINA, ilk derece mahkemesi kararının BOZULMASINA, temyiz peşin harcının istek halinde yatırana geri verilmesine, dosyanın ilk derece mahkemesine, karardan bir örneğinin ilgili bölge adliye mahkemesi hukuk dairesine gönderilmesine oybirliğiyle karar verildi. 12.04.2021 (Pzt.)