YARGITAY KARARI
DAİRE : 20. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2019/6930
KARAR NO : 2020/1007
KARAR TARİHİ : 24.02.2020
Mahkeme : FETHİYE 5. Asliye Ceza Mahkemesi
Suç : Kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma
Hüküm : Mahkûmiyet
Dosya incelendi.
GEREĞİ GÖRÜŞÜLÜP DÜŞÜNÜLDÜ:
A) Sanık … hakkında “kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçundan” kurulan hükmün incelenmesinde:
Suç tarihinde yaşı küçük olan sanığa kovuşturma aşamasında zorunlu müdafii atandığı, ancak 04.02.2011 tarihi itibariyle 18 yaşını doldurması nedeniyle zorunlu müdafiinin müdafiilik görevi sona erdiği ve müdafiinin duruşmalara katılmayıp dosyayı takip etmediği anlaşılmakla, müdafiiye yapılan gerekçeli karar tebliğinin usulsüz olduğu ve sanık …’a 14.05.2015 tarihinde mahkeme kaleminde bizzat tebliğ edilen kararın sanık tarafından aynı tarihli dilekçesi ile süresinde temyiz ettiği gözetilerek tebliğnamedeki red düşüncesi benimsenmemiştir.
Tedavi ve denetimli serbestlik tedbirinin uygulanması ile hükmün açıklanmasının geri bırakılması kapsamında geçen süreler de dikkate alınarak yapılan incelemede; suç tarihi olan 30.01.2009 tarihinde 15-18 yaş grubunda olan sanığın, suç tarihinden inceleme tarihine kadar 5237 sayılı TCK’nın 66/1-e, 66/2 ve 67/4. maddelerinde öngörülen 7 yıl 12 aylık dava zamanaşımı süresinin dolduğu anlaşıldığından hükmün BOZULMASINA; 5320 sayılı Kanun’un 8/1 ve 141/2 sayılı CMUK’nın 322. maddelerinin verdiği yetkiye dayanılarak, 5271 sayılı CMK’nın 223/8. maddesi gereğince sanık hakkındaki kamu davasının zamanaşımı nedeniyle DÜŞÜRÜLMESİNE,
B) Sanık … “kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçundan” kurulan hükmün incelenmesinde:
Suç tarihinde yaşı küçük, ancak 12.06.2013 tarihindeki duruşmada 18 yaşını doldurmuş sanık … savunmasında, müdafii talep etmediğini beyan etmesi karşısında, zorunlu müdafiinin müdafilik görevi sona erdiğinden müdafiiye yapılan gerekçeli karar tebliğinin usulsüz olduğu, sanığın duruşmada beyan ettiği adrese çıkartılan gerekçeli kararın bila iade gelmesi üzerine TK 10. maddesi uyarınca dosya kapsamında bilinen en son adresine tebliğ çıkartılmadan mernis adresine çıkartılan tebliğin usulsüz olduğu, bu nedenle sanığa bizzat kalemde 13.05.2015 tarihinde yapılan tebliğ ile sürenin işleyeceğinin kabulü karşısında sanığın 13.05.2015 havale tarihli dilekçesi ile süresi içerisinde temyiz ettiği anlaşılmakla, tebliğnamedeki red düşüncesi benimsenmemiştir.
Tedavi ve denetimli serbestlik tedbirinin uygulanması ile hükmün açıklanmasının geri bırakılması kapsamında geçen süreler de dikkate alınarak yapılan incelemede; suç tarihi olan 30.01.2009 tarihinde 15-18 yaş grubunda olan sanığın, suç tarihinden inceleme tarihine kadar 5237 sayılı TCK’nın 66/1-e, 66/2 ve 67/4. maddelerinde öngörülen 7 yıl 12 aylık dava zamanaşımı süresinin dolduğu anlaşıldığından hükmün BOZULMASINA; 5320 sayılı Kanun’un 8/1 ve 141/2 sayılı CMUK’nın 322. maddelerinin verdiği yetkiye dayanılarak, 5271 sayılı CMK’nın 223/8. maddesi gereğince sanık hakkındaki kamu davasının zamanaşımı nedeniyle DÜŞÜRÜLMESİNE,24.02.2020 tarihinde oy birliği ile karar verildi.