YARGITAY KARARI
DAİRE : 20. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2007/14846
KARAR NO : 2008/97
KARAR TARİHİ : 14.01.2008
MAHKEMESİ :Sulh Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasındaki tescil davasının yapılan duruşması sonunda kurulan hükmün Yargıtayca incelenmesi davalılar Hazine ve Orman Yönetimi vekili tarafından istenilmekle, süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya incelendi, gereği düşünüldü:
K A R A R
Davacı, dava dilekçesinde sınırlarını bildirdiği Çortak Köyü Beşçatal mevkiinde bulunan taşınmazın tapuda kayıtlı olmadığını, kazandırıcı zamanaşımı zilyedliği yoluyla taşınmaz edinme koşullarının yararına oluştuğunu iddia ederek Medeni Yasanın 713. maddesi hükmüne göre adına tescilini istemiştir. Mahkemece, … bilirkişi raporunda A işaretli 3646,68 m2 yüzölçümündeki taşınmaz hakkındaki davanın kabulü ile adanın son parsel numarası verilmek suretiyle davacı adına tapuya tesciline, (B) işaretli taşınmaz hakkındaki davanın reddine karar verilmiş, hüküm davalı Hazine ve Orman Yönetimi vekili tarafından (A) bölümüne yönelik temyiz edilmiştir.
Dava dilekçesindeki açıklamaya göre dava, Medeni Yasanın 713. maddesi hükmü uyarınca tapusuz olan taşınmazın tesciline ilişkindir.
Çekişmeli taşınmazın bulunduğu yerde tesbit tarihinden önce orman kadastrosu yapılmamıştır. Genel arazi kadastrosu işlemi 26.06.1974 tarihinde yapılmış ve sonuçları ilan edilmiş ve kesinleşmiştir. Kesinleşme tarihi ile davanın açıldığı tarih arasında 20 yıllık süre geçmiştir.
Mahkemece yapılan inceleme sonucunda çekişmeli taşınmazın devletin hüküm ve tasarrufu altındaki yerlerden olmadığı, Medeni Yasanın 713 ve 3402 Sayılı Yasanın 14 ve 17. maddelerinde yazılı imar – ihya ve kazandırıcı zamanaşımı yolu ile taşınmaz edinme koşullarının davacı yararına oluştuğu kabul edilerek davanın kabulü yolunda hüküm kurulmuşsa da, yapılan inceleme ve araştırma yeterli değildir.
Yörede 1974-1975 yıllarında yapılan genel arazi kadastrosu sonucunda düzenlenen ve bir örneği dava dosyasına getirtilen orijinalinden fotokopisi çıkarılmış kadastro paftasında çekişmeli taşınmazın bulunduğu alanın çalılık ve yoldan sonraki kuzeyindeki bölümün ise ormanlık saha yazılarak tescil harici burakıldığı anlaşılmaktadır. Taşınmazın davacı adına tescile karar verilen (A) bölümünün eğimi orman bilirkişi raporunda % 40-50 ziraat bilirkişi raporunda ise, % 1-1,5 olduğu ve üzerinde … ağaçları … bulunduğu, reddedilen (B) bölümün eğiminin orman bilirkişi raporunda % 70-80 ziraat bilirkişi raporunda ise % 10 olduğu ve teraslama yapıldığı belirtilmiştir. Bu haliyle, orman bilirkişi raporu ile ziraat bilirkişisi raporun arasında taşınmazın eğimi yönünden önemli oranlarda çelişki bulunmaktadır. Hukuken ve bilimsel olarak ve 15.07.2004 günlü Resmi Gazetede yayınlanan Orman Kadastro Yönetmeliğinin 23/p bendinde belirtildiği ve Hukuk Genel Kurulunun 15.11.2000 gün ve
2000/20-1663-1694 sayılı kararında açıklandığı gibi, eğimi % 12’nin üzerinde olan … ve makilik alanlar orman ve … muhafaza karakteri taşıması nedeniyle orman sayılan yer olup, 6831 Sayılı Yasanın 1/j bendi kapsamı dışında bulunmaktadır.
3402 Sayılı Kadastro Yasasının uygulanmaya başladığı 10/10/1987 tarihten önce 2613, 5602 ve 766 sayılı Yasaların hükümlerine göre, kadastrosu yapılacağı ilan edilen ve önceden sınırları belirlenen çalışma alanları içerisindeki ormanlar tesbit dışı bırakılmışlardır. Bir diğer anlatımla arazi kadastrosu ekipleri ormanların kadastrosunu yapmamış, ancak bölgede daha önce orman kadastrosu yapılıp kesinleşen ve tapuya tescil edilen ormanlara ait kayıtlar, o birliğin çalışma alanının tapu kütüğüne aktarılmıştır (766 Sayılı Yasanın madde 46/3). Bölgede orman kadastrosu yapılmamışsa, arazi kadastrosunun yapılacağı bölgedeki, ormanların sınırlandırılması Orman İdaresinden istenmiş, İdarenin orman sınırlarını belirlemesinden sonra arazi kadastro ekipleri bu sınırlamayı esas almak suretiyle, belirlenen orman sınırına girmeden arazi kadastro çalışmalarını yürütmüşlerdir. Bu uygulama 3402 Sayılı Kadastro Yasasının yürürlüğe girdiği 10/10/1987 tarihine kadar sürdürülmüş, 3402 Sayılı Yasanın yürürlüğünden sonra ise anılan Yasanın 4. maddesi gereğince işlem yapılmıştır. Her olaya olayın meydana geldiği tarihte yürürlükte bulunan yasa hükümlerinin uygulanması gerekir.
Bu nedenle; çekişmeli taşınmazın öncesinin ve hukuki durumunun belirlenmesi ve eğimin doğru hesaplanması için öncelikle, çekişmeli taşınmaza komşu 140, 143, 144, 294, 296 ve 274 parsellere ilişkin tutanak örnekleri ile; varsa dayanak vergi ya da tapu kayıtları getirtilip dosyaya konulmalı, ilam sonucu tapusu oluşturulan parsel varsa kesinleşmiş ilam örneği ve dayanak krokileri getirtilmeli, taşınmaz yönünü ne olarak sınır okuduğu saptanmalı; yöreye ait bulunabilecek en eski tarihli memleket haritası, amenajman planı ve … fotoğrafı ile belediyede bulunan hali hazır harita ve münhali haritalar ile varsa topografya haritaları ile 1980 ve 1990’lı yıllara ait aktüel durumu gösteren memleket haritası, … fotoğrafları ile serbest bölge haritası bulundukları yerlerden getirtilip, önceki bilirkişiler dışında halen … ve Orman Bakanlığı ve bağlı birimlerinde görev yapmayan bu konuda uzman yüksek orman mühendisleri arasından seçilecek bir orman mühendisi ve bir … elemanı ve bir jeologtan oluşturulacak bilirkişi kurulu aracılığıyla yeniden yapılacak inceleme ve keşifte, çekişmeli taşınmaz ile birlikte … araziye de uygulanmak suretiyle haritalardaki konumu saptanıp (A) ve (B) bölümlerinin eğimlerinin duraksamaya yer vermeyecek biçimde (klizimetre) eğim ölçer aletle hesaplatılmalı, anılan belgeler çekişmeli taşınmazla birlikte … araziye de uygulanmak suretiyle taşınmazın öncesinin bu belgelerde ne şekilde nitelendirildiği belirlenmeli; 3116, 4785 ve 5658 Sayılı Yasalar karşısındaki durumu saptanmalı; tapu ve zilyedlikle ormandan … kazanma olanağı sağlayan 3402 Sayılı Yasanın 45. maddesinin ilgili fıkraları, Anayasa Mahkemesinin 01.06.1988 gün ve 31/13 E.K.; 14.03.1989 gün ve 35/13 E.K. ve 13.06.1989 gün ve 7/25 E.K. sayılı kararları ile iptal edilmiş ve kalan fıkraları da 03.03.2005 gününde yürürlüğe giren 5304 Sayılı Yasanın 14. maddesi ile yürürlükten kaldırılmış olduğundan, bu yollarla ormandan yer kazanılamayacağı, öncesi orman olan bir yerin üzerindeki orman bitki örtüsü yokedilmiş olsa dahi, salt orman toprağının orman sayılan yer olduğu düşünülmeli; … yapısı, bitki örtüsü ve çevresi incelenmeli; kesinleşmiş orman kadastrosu bulunmadığından, yukarıda değinilen diğer belgeler … ve uzman orman bilirkişiler eliyle yerine uygulattırılıp; orijinal-renkli (renkli fotokopi) memleket haritasının ölçeği kadastro paftası ölçeğine, yine kadastro paftası ölçeği de memleket haritası ölçeğine çevrildikten sonra, her iki harita komşu ve yakın komşu parselleri de içine alacak şekilde birbiri üzerine ablike edilmek suretiyle, çekişmeli taşınmazın konumunu … parsellerle birlikte haritalar üzerinde gösterecekleri yalnız büro incelemesine değil, uygulamaya ve araştırmaya dayalı, bilirkişilerin onayını taşıyan krokili bilimsel verileri bulunan yeterli rapor alınmalı, hukuken ve bilimsel olarak ve orman Kadastro Yönetmeliğinin 23/p maddesine göre eğimi % 12’nin üzerinde olan maki ve fundalık alanlar … ve orman muhafaza karekteri taşıması nedeniyle orman niteliğinde ve 6831 Sayılı Yasanın 1/j bendi kapsamı dışında olduğu gözetilmeli ve oluşacak
sonuç çerçevesinde bir karar verilmelidir. Açıklanan hususlar gözetilmeksizin, eksik inceleme ve yetersiz bilirkişi raporuna dayanılarak yazılı biçimde hüküm kurulması usul ve yasaya aykırıdır.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle; davalı Hazine ve Orman Yönetimi vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde Orman Yönetimine iadesine 14.01.2008 gününde oybirliği ile karar verildi.