Yargıtay Kararı 20. Hukuk Dairesi 2007/15593 E. 2008/833 K. 24.01.2008 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 20. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2007/15593
KARAR NO : 2008/833
KARAR TARİHİ : 24.01.2008

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi

Taraflar arasındaki tapu iptali ve tescil davasının yapılan duruşması sonunda kurulan hükmün Yargıtayca incelenmesi davacı tarafından istenilmekle, süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya incelendi, gereği düşünüldü:

K A R A R

Davacı … dava dilekçesiyle; Kemalpaşa, … … Köyü, 1745 nolu parselde kayıtlı taşınmazın hissedarlarından olduğunu, parselin miktarının 12 dönüm olmasına rağmen, bölgede yapılan kadastro çalışmaları sonucu 6 dönümünün malikler adına tespit gördüğünü,tespit dışı bırakılan yerin adına tespit ve tescilini talep etmiştir.
Dava Kemalpaşa Kadastro Mahkemesinde açılmış, Mahkemece 17.03.1992 günlü kararla; tescil dışı bırakılan yer dava konusu olduğundan görevsizlik kararı verilerek dosya Asliye Hukuk Mahkemesine gönderilmiştir.
Asliye Hukuk Mahkemesince de 22.10.1993 tarihli kararla görevsizlik kararı verilerek dosya tekrar Kadastro Mahkemesine gönderilmiş,bu mahkemece yeniden görevsizlik kararı verilmesi üzerine Yargıtay 20. Hukuk Dairesinin 22.11.1999 günlü merci tayini kararıyla; “Dava konusu taşınmazın 1745 sayılı parselin güneyinde bulunup kadastro harici bırakılan yer olması nedeniyle görevli mahkemenin Asliye Hukuk Mahkemesi olduğuna” karar verilmiş,davaya Asliye Hukuk Mahkemesince devam olunmuştur.
Dava sırasında 29.09.1997 tarihinde davacı …’nın vefatı üzerine davaya mirasçıları katılmak istemişler,mirasçılar vekilinin mazaretsiz olarak duruşmalara gelmemesi gerekçesiyle mahkemece 16.11.2001 tarihli kararla;davacıların davasının HUMK. 409/son maddesi uyarınca açılmamış sayılmasına karar verilmiş,hükmün mirasçılardan …’nın temyizi sonucu; Yargıtay 20. Hukuk Dairesi’nin 14.02.2005 günlü 2004-10182/2005-1211 esas-karar sayılı bozma ilamıyla özetle;”davacı … bakımından dosyanın işlemden kaldırılmasına karar verilmesi gerekirken,açılmamış sayılmasına karar verilmesi usul ve yasaya aykırıdır.” gereğine değinilmiştir. Mahkemece, bozma kararına uyulduktan sonra davacı …’in miras şirketine mümessil tayin ettirmediği gibi diğer mirasçılar tarafından da davanın takip edilmemesi,ayrıca dava konusu taşınmazın 2/B kapsamında kalan yerlerden olup,davacı yararına tescil şartlarının oluşmaması gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş, hüküm davacı … tarafından temyiz edilmiştir.
Dava dilekçesindeki açıklamaya göre dava tespit dışı bırakılan taşınmazın tapuya tesciline ilişkindir.
Çekişmeli taşınmazın bulunduğu yerde ilk orman tahdidi 1949 yılında yapılarak itirazsız olarak kesinleşmiş,daha sonra 1989 yılında 6831 sayılı yasanın 3302 sayılı yasa ile değişik maddelerine göre yapılan aplikasyon ve 2/B uygulaması 10.10.1990 tarihinde kesinleşmiştir.
Genel arazi kadastrosu 1980’de başlayıp, 11.02.1980 – 12.03.1980 tarihleri arası ilan edilmiş, bu süre içerisinde itiraz üzerine verilen komisyon kararının ilgililere tebliği sonucu mahkemede dava açıldığından komisyon kararı kesinleşmemiştir.
1) Dosyadaki bilgi ve belgelere göre çekişmeli taşınmazın bulunduğu … … Köyünde 1976 yılında genel arazi kadastrosu, 1949 yılında ise orman kadastrosunun yapıldığı ve genel arazi kadastrosu sırasında 1745 parsel sayılı 6000 m2 yüzölçümlü taşınmaz 1250, 1251, 1252, 1253 tahrir numaralı 60 Ar yüzölçümlü vergi kayıtlarına dayanarak 13/18 payı … oğlu … , 518 payı da … kızı … (…) adına tespit edilmiş ve bu parselin tespit maliklerinden … ‘ın 05/03/1980 tarihli dilekçesiyle adına tespit yapılan 1745 parselin aslında 6000 m2 olmayıp 12.000 m2 olduğu gerekçesiyle itirazı üzerine, kadastro komisyonunun 09/12/1991 gün ve 309 sayılı kararıyla bu karara ek … kontrol memuru … … tarafından düzenlenen krokide; A işaretli 425 m2 bölümünün Hazine adına tespit edilen 1781 parsel içinde kaldığı ve 1781 parsel tutanağına da itiraz edilmediği için kesinleştiğinden ve aynı krokide B işaretli 8375 m2’lik bölümün de orman olması ve bu nedenle tapulama harici bırakılması nedeniyle, itirazın reddine karar verilerek tespit maliklerine tebliğe gönderildiği,
2) Tespit maliklerinden … (…) vekili tarafından süresinde kadastro mahkemesinde açılan dava sonucu Kadastro Mahkemesinin 17/03/1992 tarihli 1992/5-12 sayılı kararıyla, 1745 parsel hakkında komisyon kararının kesinleştiği, B bölümle işaretli kısmın orman olarak tespit harici bırakıldığı, tespit tutanağı düzenlenmediği için Asliye Hukuk Mahkemesine gönderildiği,
3) Bu arada dava konusu yer hakkında yapılan itiraz komisyonda inceleme sırasında beklemekteyken yörede 1989 yılında yapılan 2/B ve aplikasyon sonucu 1745 numaralı parselin bir bölümünün ve itiraz konusu B ile işaretli bölümün içinde kalan yerlerin 1949 yılında yapılıp kesinleşen orman kadastrosu sınırları içerisinde kaldığı, ancak bir kısmının 31/12/1981 tarihinden önce orman niteliğini kaybettiği gerekçesiyle krokide B işaritli bölüm ile yine komisyon kararına ek krokide B işaretli bölümlerin orman niteliğini kaybettiği gerekçesiyle orman rejimi dışına çıkartıldığı ve 1745 numaralı parselin 02/10/2006 tarihli krokide C işaretli bölümünün orman sınırları içinde gösterildiği ancak, bu tarihten önce Asliye Hukuk mahkemesinde mevcut itiraz ve davalar nedeniyle 2/B madde uygulamasının kesinleşmediği,
4) Görevsizlik kararıyla Kadastro Mahkemesinden gelen 1992/5 esas sayılı dosyasının Asliye Hukuk Mahkemesinin 1992/313 Esas sayılı dosyasına kaydedilmesinden sonra 2/B madde uygulaması sonucu Hazine adına orman dışına çıkartılan yerlerin ek kadastrosunun yapıldığı ve 14/05/1993 tarihinde düzenlenen tutanaklarla davaya konu yerler hakkında 4763, 4764, 4765 parsel numaraları verilerek ve Asliye Hukuk Mahkemesinin 1992/313 Esas sayılı dosyasında davalı olduklarından söz edilerek ve 2/B sahası olduğu da belirtilerek tespit tutanaklarının düzenlenmesi üzerine Asliye Hukuk Mahkemesinin 22/10/1993 gün ve 1992/313-459 sayılı kararıyla davanın kadastro mahkemesinde görülmesi gerektiğinden sözedilerek görevsizlik kararı verildiği,
5) Kadastro Mahkemesince 27/11/1998 gün 1994/12-8 sayılı kararla davaya konu yerin güney bölümünde tespit harici bırakılan yer olduğu belirtilerek görevsizlik kararı verildiği ve Dairenin 22/11/1999 gün ve 1999/9513-10112 sayılı kararla Asliye Hukuk mahkemesi yargı yeri olarak belirlenmişse de davanın devamı sırasında dava konusu yer hakkında 1989 yılında 2/B madde uygulaması yapılması ve 1993 tarihinde kadastro tespit tutanaklarının düzenlenmesi nedeniyle 6831 Sayılı Yasanın 11 ve 3402 Sayılı Yasanın 26/4. maddesi gereğince, kadastro mahkemesine ait olduğu halde bu konuların sehven gözden kaçırıldığı,
6) Kadastro Mahkemesinden görevsizlikle gelen davanın Asiley Hukuk Mahkemesinde devamı sırasında yörede 2859 Sayılı Yasa hükümlerine göre pafta yenileme yasasının uygulandığı ve 1745 numaralı parselin bulunduğu yere 209 ada 464 parsel numarası ve yine daha önce tespit harici bırakılan ve 1993 yılında tespit tutanakları düzenlenen 4763, 4764, 4765 parsel numaralı yerlere de yenileme kadastrosunda sırasıyla 466, 465 ve 541 parsel numarası verilerek 27/08/2002 tarihinde tutanakların Asliye Hukuk Mahkemesinde 1992/313 Esas sayılı dosyasında davalı olduğundan söz edilerek … hanesinin açık bırakıldığı,
7) Mahkemece ve temyize konu olan 24/01/2007 gün ve 2005/104-8 sayılı kararla dava konusu parsellerin tespit tutanakları düzenlenmiş ve görev Kadastro Mahkemesine ait ise de 20. Hukuk Dairesinin verdiği yargı yeri belirleme kararının bağlayıcı olduğu ve taşınmazların 2/B uygulama alanında kalıp Hazine adına tescil edilmesi gerektiği gerekçesiyle davanın reddine karar verildiği anlaşılmaktadır.
Çekişmeli taşınmazlar, yörede 1976 yılında yapılan ilk kadastro sırasında tutanaklar düzenlemeyerek tespit harici bırakılmışlarsa da itiraz ve yargılama aşamasında 2/B madde uygulamasına tabi tutulduğu ve bu arada kadastro tespit tutanakları düzenlendiğinden davaya bakma görevi Kadastro Mahkemesine aittir. Ne var ki; bu olgu gözönünden kaçırılarak dairenin 22/11/1999 günlü kararıyla Asliye Hukuk Mahkemesi yargı yeri olarak belirlenmiş ise de, bu karardan sonra 27/08/2002 tarihinde 2859 Sayılı yasa hükümlerine göre taşınmazların önceden oduğu gibi … haneleri açık bırakılarak yeniden tespit tutanakları düzenlenmesi nedeniyle artık Dairenin önceki yargı yeri belirleme kararının bağlayıcılığı kalmamıştır.
O halde; davaya bakma görevi Kadastro Mahkemesine aittir. Kadastro Mahkemesince davanın 2/B uygulamasıyla birlikte kadastro tespitine itiraza dönüştüğü dava konusu edilen yerler hakkında başka davalar varsa o davalarla bu davalar birleştirilerek ve parsellerin halen … hanelerinin açık bulunduğu da gözetilerek 3402 Sayılı yasanın 30. maddesi gereğince taraf delillerin ve mahkemece lüzum görülen diğer deliller toplanarak gerçek hak sahipleri adına tescil kararı verilmesi bakımından mahkeme kararının bozulması gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle davacının temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz edene iadesine 24/01/2008 günü oybirliği ile karar verildi.