YARGITAY KARARI
DAİRE : 20. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2009/10257
KARAR NO : 2009/13036
KARAR TARİHİ : 10.09.2009
Taraflar arasındaki kadastro tespitine itiraz davasının yapılan duruşması sonunda kurulan hükmün Yargıtayca incelenmesi davacı Y.. M.. ve Hazine tarafından istenilmekle, süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya incelendi, gereği düşünüldü:
K A R A R
Hükmüne uyulan Yargıtay 7. Hukuk Dairesinin 11.02.2005 gün ve 2005/365-337 sayılı bozma kararında özetle; “Mahkemece yapılan araştırma ve soruşturma yetersizdir. Yetersiz araştırma ve soruşturma ile hüküm kurulamaz. O halde; sağlıklı bir sonuca varılabilmesi için dava konusu taşınmazlara dıştan komşu taşınmazların tespit tutanakları varsa dayanakları kayıtların tümü ile getirtilmesi, bundan sonra yöreyi iyi bilen elverdiğince yaşlı, yansız, yerel ve uzman bilirkişi, taşınmazların tespit tutanaklarında adları geçen tutanak bilirkişilerinin tümü ve tarafların aynı yöntemle gösterecekleri tanıklar, hazır olduğu halde, taşınmazlar başında yeniden keşif yapılması, taşınmazların tespitlerine bir kayıt ve belgenin esas alınmadığı, yargılama sırasında tarafların bir kayıt ve belgeye dayanmadığı dikkate alınarak çekişmeli taşınmazların öncesinin kime ait olduğu, kimden kime kaldığı, sürdürülen zilyetliğin başlangıcı, sürdürülüş biçimi ve süresi hakkında yerel bilirkişi ve tanıklardan olaylara dayalı bilgi alınması, öte yandan, dava konusu taşınmazların davacı tarafın ortak miras bırakanından miras yoluyla intikal edip etmediği ya da miras bırakanın sağlığında davacı tarafa bağışlayıp bağışlamadığı konusunda olaylara dayalı bilgi alınması, bu hukuksal olgunun duraksamasız saptanması, öte yandan, çekişmeli taşınmazların, bir bölümünün tutanaklarında, zilyetliğin terk edildiği vurgulandığı halde terkin iradi olarak mı, yoksa mücbir sebep tahtında mı olduğunun araştırılması, tutanak bilirkişileri taşınmazlar başında ayrı ayrı dinlenerek, hükme dayanak yapılan keşifte dinlenen yerel bilirkişi ve tanık sözleri ile, yapılması muhtemel keşifte dinlenecek yerel bilirkişi ve taraf tanıklarının beyanları keşfi izlemeye, bilirkişi sözlerini denetlemeye ve tüm taşınmazları ve bu taşınmazlara dıştan komşu taşınmazları bir arada gösterecek şekilde geniş kapsamlı, birleşik haritanın alınması, dava konusu 246 ve 247 parsel sayılı taşınmazların sınırında eylemli biçimde mera bulunduğu dikkate alınarak bu taşınmazlarla ilgili yöntemine uygun biçimde mera araştırmasının yapılması, oluşacak sonuca göre hüküm kurulması” gereğine değinilmiştir.
Mahkemece bozma kararına uyulduktan sonra dava konusu 195 ada 244, 246 ve 313 sayılı parseller yönünden davanın reddi ile bu parsellerin tespit gibi tesciline, 195 ada 247 parsel yönünden davanın kabulü ile bu parselin tespitinin iptaliyle davacı adına tapuya tesciline karar verilmiş, hüküm davacı Y.. M.. ve Hazine tarafından temyiz edilmiştir.
Dava, kadastro tespitine itiraz niteliğindedir.
Çekişmeli taşınmazların bulunduğu yerde 1967 yılında seri bazında orman kadastrosu yapılmış, taşınmazlar tahdit dışında bırakılmıştır.
İncelenen dosya kapsamına, toplanan kanıtlara göre, dava konusu 313 nolu parsel ormana bitişik olup, orman incelemesi yapılmadığından, karar bu yönüyle eksik ise de, 195 ada 244, 246 ve 313 nolu parsellerin 1970 yılından beri kimse tarafından kullanılmadığı, zilyetliğin terk edildiği, salt hayvan otlatma biçiminde sürdürülen zilyetliğin ekonomik amacına uygun zilyetlik olmadığı, zilyetlikle birleşmeyen vergi kayıtlarına değer verilemeyeceği gözönünde bulundurularak bu parseller yönünden davanın REDDİNE, 195 ada 247 nolu parselin ise tescil kararı verilen davacı … yararına kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği yoluyla taşınmaz edinme koşullarının oluştuğu gerekçesiyle bu parsel yönünden davanın KABULÜNE karar verilmesinde bir isabetsizlik bulunmadığından yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddi ile usul ve yasaya uygun olan hükmün ONANMASINA,
aşağıda yazılı onama harcının gerçek kişiye yükletilmesine, Hazineden haç alınmasına yer olmadığına 10/09/2009 gününde oybirliği ile karar verildi.