Yargıtay Kararı 20. Hukuk Dairesi 2009/14234 E. 2009/17956 K. 04.12.2009 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 20. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2009/14234
KARAR NO : 2009/17956
KARAR TARİHİ : 04.12.2009

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi

Taraflar arasındaki tapu iptali ve tescil davasının yapılan duruşması sonunda kurulan hükmün Yargıtayca incelenmesi davalılardan … ve … tarafından istenilmekle, süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya incelendi, gereği düşünüldü:

K A R A R

Davacı vekili Güzeller Mahallesi 46 ada 52 sayılı parselin maliki olduğunu, taşınmazın tapu kaydının 2510 Sayılı Yasaya göre oluştuğunu, taşınmazın tapu kaydına haksız olarak 2/B şerhi konulduğunu bildirerek şerhin silinmesini istemiş, karşı davacı … ise 2/B madde sahasında kalan taşınmazın tapusunun iptali ile Hazine adına tescilini istemiş, mahkemece Hazinenin davasının kabulü ile 02/08/2005 tarihli krokide (B) ile işaretli 1608 m2 yüzölçümündeki taşınmazın tapusunun iptali ile 2/B vasfıyla Hazine adına tapuya tesciline karşı davanın reddine karar verilmiş, hüküm davalılardan Seniye İlarslan, … … ve … tarafından temyiz edilmiştir.
Dava dilekçesindeki açıklamaya göre dava, 2/B şerhinin silinmesi ve karşılık olarak açılan tapu iptali tescil davasıdır.
Çekişmeli taşınmazın bulunduğu yerde tesbit tarihinden önce 04/10/1944 tarihinde kesinleşen orman kadastrosu bulunmaktadır. Daha sonra 14/12/1994 taRihinde ilan edilerek, dava tarihinde kesinleşen aplikasyon ve 2/B uygulaması vardır. 1951 yılında 5653 Sayılı Yasaya göre makiye ayırma çalışması yapılmıştır. Genel arazi kadastrosu işlemi 30/03/1971 tarihinde kesinleşmiştir.
İncelenen dosya kapsamına, kararın dayandığı gerekçeye ve uzman orman ve … bilirkişi tarafından yöntemine uygun biçimde yapılan uygulama ve araştırma sonucunda çekişmeli taşınmazın 3116 Sayılı Yasa hükümlerine göre yapılıp kesinleşen orman sınırlama tutanak ve haritası içinde kaldığı, tevzi komisyonunun taşınmazın kesinleşen ve Hazine adına tescil edilen orman kadastrosu içinde bulunduğunu gözönünde bulundurmadan “öncesi Hazinenin senetsiz mülkü olduğu” gerekçesiyle Bulgaristan göçmenlerinden … ve evlatları adına tevzi edilip” 2510 sayılı yasaya göre … 1953 tarih 58 numarada tescil edildiği bu tapu revizyon gösterilerek 1971 yılında yapılan arazi kadastrosunda gerçek kişi adına sicil oluşturulduğu, 1950 yılında 5653 Sayılı Yasa hükümlerine göre makiye ayrılmış ise de yasa ve yönetmeliklere aykırı olarak … ve … … isimli iki kişiden oluşan komisyonun 17.09.1951 ve 20.09. 1951 tarihleri arasında herhangi bir ölçüm ve açı değerine bağlı kalmadan Gebze merkezi de dahil bir çok köyün yerleşim yerini, tapulu-tapusuz arazilerini,meraları, dağları, yolları, tahdidi yapılmış ve yapılmamış ormanları 1/25.000 ölçekli memleket haritasında kabataslak çizerek yaptıkları makiye ayırma işleminin hiçbir hukuki sonuç doğurmayacağı makiye ayırma işleminin orman kadastro sınırları dışına çıkarma işlemi olmadığından, taşınmazın hukuken orman sayılan yer olma olgusunun devam ettiği, 1994 yılında 2/B madde sahasında bırakılması işlemine karşı süresinde herhangi bir dava açılmadığından bu işleminde kesinleştiği 2510 Sayılı Yasada ormanların tevzi edileceğine dair bir hüküm bulunmadığı ve böyle yerler için oluşturulan özel tapulu taşınmazlar hakkında 22.03.1996 gün ve 1993/5-1 Sayılı İnançları Birleştirme Kararının uygulama yerinin olmadığı, taşınmaz daha önce yapılan orman kadastro sınırları içinde olduğu halde, arazi kadastro ekiplerinin bu durumu gözönünde bulundurmadan, hata ile ikinci kere kadastrosunu yapıp yolsuz olarak sicil oluşturulmuşsa da, 766 Sayılı Yasanın 46/2 ve 3402 Sayılı Yasanın 22/1. maddeleri gereğince ikinci kadastronun yolsuz (T.M.Y.nın 1025. md.) ve bütün sonuçlarıyla hükümsüz olması nedeniyle malikine mülkiyet … kazandırmayacağı ve T.M.Y.nın 1026. (E.M.Y.nın 934. İsviçre 976) maddesi gereğince sicilin hiç bir süreye bağlı kalmadan her zaman iptal edileceği, somut olayda 3402 Sayılı Yasanın 12/3. maddesi hükümlerinin uygulanma olanağının da bulunmadığı, baştan beri yolsuz tescil niteliğinde oluşturulan sicil kaydının, davalıya hiç bir zaman mülkiyet … kazandırmayacağı ve başlangıcından itibaren yolsuz ve geçersiz olan tapu kaydının iptaline ilişkin mahkeme kararının yenilik doğuran (inşai) mülkiyet hakkını sona erdiren bir hüküm olmayıp, mevcut durumu saptayıp hukuksallaştıran, açıklayıcı (ihzari), başka bir anlatımla; sicilin oluştuğu tarihten itibaren mülkiyet hakkının doğmadığını, sicilin yolsuz ve geçersiz olduğunu belirleyen bir hüküm olduğu, bu tür kayıtlarda T.M.Y.’nın 1023. (E.M.Y.931 – İsviçre M.Y.974) maddesindeki “iyi niyetle edinme” kuralının da uygulanamayacağı, davalı kişiler taşınmazı satın almışlarsa satış bedelini bu yeri kendisine satan kişi yada kişilerden sebepsiz zenginleşme kurallarına göre geri alabileceği belirlenerek hazinenin davasının kabulüne, taşınmazın tapu kaydının iptaline ve 2/B niteliğiyle hazine adına tesciline, gerçek kişinin şerhin silinmesi istemli davasının ise reddine karar verilmesinde bir isabetsizlik bulunmadığına göre, davacı gerçek kişi vekilinin temyiz itirazlarının reddi ile usul ve yasaya uygun olan hükmün ONANMASINA, aşağıda yazılı onama harcının temyiz edenlere ayrı ayrı yükletilmesine 04.12.2009 günü oybirliğiyle karar verildi.