Yargıtay Kararı 20. Hukuk Dairesi 2009/16381 E. 2009/16240 K. 04.11.2009 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 20. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2009/16381
KARAR NO : 2009/16240
KARAR TARİHİ : 04.11.2009

MAHKEMESİ :Kadastro Mahkemesi

Taraflar arasındaki kadastro tespitine ve orman kadastrosuna itiraz davasının yapılan duruşması sonunda kurulan hükmün Yargıtayca incelenmesi davalı … Yönetimi ve davacılardan … ve … vekili, … ve …, …, …, … ve … tarafından istenilmekle, süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya incelendi, gereği düşünüldü:

K A R A R

Kadastro sırasında, … İlçesi … Köyü 101 ada 1 parsel sayılı 832 hektar 3.610,57 m2 yüzölçümündeki taşınmaz, senetsiz ve belgesizden orman niteliği ile Hazine adına tespit edilmiştir. Davacılar …, …, …, …, …, …, …, …, …, …, …, …, …, …, …, …, …, …, …, …, …, …, … , …, …, …, … ve …; kazandırıcı zamanaşımı zilyetliğine tutunarak 101 ada 1 parsel sayılı taşınmazın bir bölümünün kendilerine ait olduğu, orman sınırları dışına çıkarılması ve adlarına tapuya tescili istemiyle ayrı ayrı dava açmışlardır. …, …, … ve …; davacılardan …’un dava ettiği taşınmazlarda paylarının bulunduğu, …; davacılardan …’ın dava ettiği taşınmazlarda payının bulunduğu, …; davacılardan …’ın dava ettiği taşınmazlarda payının bulunduğu iddiası ile davaya katılmışlardır. Mahkemece dava dosyaları H.Y.U.Y.’nın 45. maddesi uyarınca birleştirildikten sonra katılan davacıların davalarını ispatlayamadıkları, davacılardan …, … ve …’ın 3402 Sayılı Yasanın 14. maddesinde düzenlenen aynı çalışma alanında 40/100 limitini doldurduklarından keşiften sonraki oturumlarda katılanların iddiaları yönünde beyanda bulundukları gerekçesi ile katılanların davalarının reddine, davacılardan …, … ve …’ın dava ettikleri yerlerin orman sayılan yerlerden olduğu, ormanların zilyetlikle kazanılamayacağı gerekçesi ile davalarının reddine dava edilen bölümlerin tespit gibi tapuya tescillerine, …’ın mahkemece verilen kesin süre içinde keşif giderlerini mahkeme veznesine depo etmediği gerekçesi ile mevcut delil durumuna göre davasının reddine, dava ettiği yerin tespit gibi tesciline, davacılardan …, …, …, …, …, …, …, …, …, …, …, …, …, …, … ,
… ve … tarafından açılan davaların kabulüne ve dava ettikleri bölümlerin adlarına tapuya tesciline, diğer davacıların davalarının kısmen kabulüne, dava konusu 101 ada 1 parsel sayılı taşınmazın fen bilirkişi tarafından düzenlenen 14.07.2009 tarihli ek krokili raporda (C) ile işaretlenen bölümünün … adına, (A) ve (B) ile işaretlenen kesimlerinin orman sayılmayan yerlerden olduğu ancak …’un 3402 Sayılı Yasanın 14. maddesinde düzenlenen 40/100 dönüm limitini doldurduğu gerekçesi ile tarla niteliği ile Hazine adına tapuya tescillerine, fen bilirkişi tarafından düzenlenen 09.07.2009 tarihli ek krokili raporda (A) ile işaretlenen bölümün … adına, (D) ile işaretlenen kesimin orman sayılmayan yerlerden olduğu ancak …’ın 3402 Sayılı Yasanın 14. maddesinde düzenlenen 40/100 dönüm limitini doldurduğu gerekçesi ile tarla niteliği ile Hazine adına tapuya tesciline, (B) ve (C) ile işaretlenen yerlerin ise tespit gibi tescillerine, fen bilirkişi tarafından düzenlenen 20.05.2009 tarihli krokili raporda (A) ile işaretlenen bölümün … adına, (B) ile işaretlenen kesimin tespit gibi tesciline, fen bilirkişi tarafından düzenlenen 20.05.2009 tarihli krokili raporda (A), (C) ve (D) ile işaretlenen bölümlerin … adına, (B) ile işaretlenen kesimin tespit gibi tesciline, fen bilirkişi tarafından düzenlenen 20.05.2009 tarihli krokili raporda (A) ile işaretlenen bölümün … adına, (B) ile işaretlenen kesimin tespit gibi tesciline, fen bilirkişi tarafından düzenlenen 20.05.2009 tarihli krokili raporda (A) ve (B) ile işaretlenen bölümlerin …, (C) ile işaretlenen kesiminin tespit gibi tesciline, fen bilirkişi tarafından düzenlenen 09.07.2009 tarihli ek raporda (B) ve (C) ile işaretlenen bölümlerin … adına, (A) ile işaretlenen kesimin ise orman sayılmayan yerlerden olduğu ancak …’ın 3402 Sayılı Yasanın 14. maddesinde düzenlenen 40/100 dönüm limitini doldurduğu gerekçesi ile tarla niteliği ile Hazine adına tapuya tesciline karar verilmiş, hüküm davalı … Yönetimi ve davacılardan … ve … vekili, … ve …, …, …, … ve … tarafından temyiz edilmiştir.
Dava, kadastro tespitine ve orman kadastrosuna itiraz niteliğindedir.
Çekişmeli taşınmazın bulunduğu yerde orman kadastrosu 3402 Sayılı Yasanın 5304 Sayılı Yasa ile değişik 4. maddesi hükmüne göre yapılmıştır.
1- …’ın temyiz itirazları; temyize konu dosya ile birleştirilen Kadastro Mahkemesinin 2008/64 Esas sayılı dosyasında bulunan fen bilirkişi … tarafından düzenlenen 09.07.2009 tarihli ek krokili raporda (A) ile işaretlenen 37.538,78 m2 yüzölçümlü taşınmaza yönelik olup, incelenen dosya kapsamına, kararın dayandığı gerekçeye …’ın adına tescile karar verilen yerlerle birlikte 3402 Sayılı Yasanın 14. maddesinde düzenlenen aynı çalışma alanında senetsiz ve belgesizden 40/100 dönüm alınabileceği yönündeki sınırlamayı doldurduğu gözetilerek yazılı şekilde hüküm kurulduğuna göre, yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının REDDİNE,
2- Katılan … ‘ın temyize konu dosya ile birleştirilen Kadastro Mahkemesinin 2008/41 Esas sayılı dosyasında bulunan Fen Bilirkişi … tarafından düzenlenen 09.07.2009 tarihli ek krokili raporda (B) ve (C) ile işaretlenen taşınmazlara yönelik temyiz itirazları yönünden; incelenen dosya kapsamına, kararın dayandığı gerekçeye, uzman bilirkişi raporlarına, katılanların tapu kaydına tutunmadıkları, temyize konu taşınmazların dört taraflarının 101 ada 1 sayılı orman parselinin kesinleşen bölümleri ile çevrili olduğu, orman bütünlüğü içinde bulundukları, 6831 Sayılı Yasanın 17. maddesi uyarınca orman içi açıklık niteliğinde oldukları anlaşıldığına, orman içi açıklıkların zilyetlik yoluyla kazanılamayacağına göre yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının REDDİNE,
3- …, çekişmeli 101 ada 1 parsele ilişkin dava açmadığı ve açılan davaya da katılmadığı halde kararı temyiz ettiği anlaşıldığından, davanın tarafı olmayanların kararı temyiz edemeyeceklerine göre …’ın TEMYİZ DİLEKÇESİNİN REDDİNE,
4- Katılanlar …, …, … ve …’nın temyize konu dosyada bulunan fen bilirkişi … tarafından düzenlenen 14.07.2009 tarihli ek krokili raporda (A), (B) ve (C) ile işaretlenen taşınmazlara, katılan …’ın temyize konu dosya ile birleştirilen Kadastro Mahkemesinin 2008/64 Esas sayılı dosyasında bulunan fen bilirkişi … tarafından düzenlenen 09.07.2009 tarihli ek krokili raporda (A), (B) ve (C) ile işaretlenen taşınmazlara, katılan …’ın temyize konu dosya ile birleştirilen Kadastro Mahkemesinin 2008/41 Esas sayılı dosyasında bulunan Fen Bilirkişi … tarafından düzenlenen 09.07.2009 tarihli ek krokili raporda (A) ve (D) ile işaretlenen taşınmazlara ve davalı … Yönetiminin 101 ada 1 parselin tarla niteliği ile Hazine adına tescil edilen bölümlerine ve davacı kişiler adlarına tescil edilen kesimlerine yönelik temyiz itirazlarına gelince;
Mahkemece bu yerler hakkında yapılan inceleme, araştırma ve uygulama hükme yeterli değildir. Şöyle ki ; katılanlar, temyize konu taşınmazların keşfinin yapılmasından sonra davaya katıldıkları halde mahkemece katılanların iddiaları araştırılmadan, bu yönde taşınmaz başında keşif yapılmadan soyut ve yetersiz gerekçe ile davalarının reddine karar verilmesi usul ve yasaya aykırıdır. Kabule göre de, katılanların davalarının reddine karar verildiği halde karar tarihinde yürürlükte bulunan Harçlar Tarifesi uyarınca 15,60.- TL red harcına hükmedilmesi gerekirken nisbi harca hükmedilmesi de doğru değildir.
Bunlardan ayrı; çekişmeli 101 ada 1 parsel sayılı taşınmaz orman niteliği ile Hazine adına tespit edildiği ve davacı gerçek kişiler tarafından tespite itiraz edildiği böylelikle açılan davalar orman ve arazi kadastrosuna itiraz davası niteliğinde olduğu halde mahkemece Hazinenin yokluğunda yargılama yapılıp sonuçlandırılmıştır. Ormanların mülkiyeti Hazineye kullanma yararlanma hakkı orman yönetimine aittir. Orman niteliği ile Hazine adına tespit edilen taşınmazlara yönelik açılacak davalarda Hazine yasal hasım olduğu halde yerel mahkemece Hazinenin yokluğunda yargılama yapılıp yazılı şekilde sonuçlandırılması doğru değildir. Pasif dava ehliyeti dava şartlarından olup mahkemece istek olmaksızın resen dikkate alınmalıdır. Diğer taraftan; … tarafından dava edilen ve temyize konu dosya ile birleştirilen Kadastro Mahkemesinin 2008/50 Esas sayılı dosyasında bulunan fen bilirkişi tarafından düzenlenen 20.05.2009 tarihli krokide (A) ile işaretlenen 14.532,500 m2, … tarafından dava edilen ve temyize konu dosya ile birileştirilen Kadastro Mahkemesinin 2008/62 Esas sayılı dosyasında bulunan fen bilirkişi tarafından düzenlenen 20.05.2009 tarihli krokide (A) ile işaretlenen 24.579 m2, … tarafından dava edilen ve birleşen Kadastro mahkemesinin 2008/45 Esas sayılı dosyasında bulunan fen bilirkişi tarafından düzenlenen 20.05.2009 tarihli krokide (B) ile işaretlenen 27.759 m2 yüzölçümlü taşınmazların dört tarafı 101 ada 1 parselin kesinleşen bölümleri ile çevrili olduğu, 6831 Sayılı Yasanın 17/2 maddesi uyarınca orman içi açıklık niteliğinde bulundukları, zilyetlikle kazanılamayacak yerlerden olduğu halde bu yerlere ilişkin açılan davaların reddine karar verilmesi gerekirken kişiler adlarına tescil edilmesi usul ve yasaya aykırıdır. Gene …’un dava ettiği ve fen bilirkişi tarafından düzenlenen 14.07.2009 tarihli ek krokili raporda (A) ve (B) ile işaretlenen, …’ın dava ettiği ve fen bilirkişi tarafından düzenlenen 09.07.2009 tarihli ek krokili raporda (D) ile işaretlenen, …’ın dava ettiği ve fen bilirkişi tarafından düzenlenen 09.07.2009 tarihli ek krokili raporda (A) ile işaretlenen yerlere ilişkin davalar reddedildiğinden
bu taşınmazların orman niteliği ile Hazine adına tescillerine karar verilmesi gerekirken istek olmaksızın bu yerlerin tarla niteliği Hazine adına tapuya tescillerine karar verilmesi de doğru değildir. Bunlardan ayrı; 3402 Sayılı Kadastro Yasasının 17. maddesi gereğince orman sayılmayan, devletin hüküm ve tasarrufu altında bulunan ve kamu hizmetine tahsis edilmeyen ve il, ilçe ve kasabaların imar planları kapsamında kalmayan araziden masraf ve emek sarfı ile imar ve ihya edilip tarıma elverişli hale getirilen (ev ve benzeri tesisler yapmak, dışarıdan toprak getirilerek tarıma elverişli hale getirmek imar ihya olarak kabul edilemez) ve imar ihyanın tamamlandığı tarihten orman kadastrosunun yapıldığı güne kadar 20 yıl süreyle zilyet edildiği ileri sürülerek tahdit dışına çıkarılması istenen taşınmazın, Kadastro Yasasının 14. maddesinde yazılı diğer koşulların yanında niteliğinin, imar ihya edildiğinin ve üzerinde sürdürülen zilyetliğin, başlangıç ve süresinin, kullanılıp kullanılmadığının ve tasarruf sınırlarının ne olduğunun takdiri delil olan yerel bilirkişi ve tanık sözleri yanında, gerçeğin bir resmi olan en eski tarihli hava fotoğrafı ile gerçeğin modeli olan memleket haritaları ile kadastro tesbit tarihinden 15 – 20 yıl önce en az iki zamanda birbirini izleyen bindirmeli olarak çekilen çiftli hava fotoğrafları ve bu fotoğrafların yorumlanması ile üretilen memleket haritaları ve standart topografik fotogrametri yöntemi ile düzenlenen kadastro haritalarının, özellikle ön bindirmeli çekilen ve birbirini izleyen streoskopik çift hava fotoğraflarının streoskop aletiyle ve üç boyutlu olarak incelenip taşınmazların niteliğinin, konumunun ve kullanım durumunun anlatılan bilimsel yöntemle kesin olarak belirlenmesi gerekir.Somut olayda mahkemece, anlatılan biçimde bir araştırma ve inceleme yapılmamıştır.
O halde; öncelikle Hazine’ye dava dilekçesi ve duruşma günü 7201 Sayılı Tebligat Yasasına uygun olarak tebliğ edilmeli, böylelikle Hazinenin davaya katılımı sağlanarak husumet yaygılaştırılmalı, Hazineden delil ve belgeleri istenmeli, dava konusu taşınmaz ve etrafını gösterir ve ilk defa o yerde grafik ya da fotogrametri yöntemiyle düzenlenen 1/5000 ölçekli arazi kadastro paftasının orijinal fotokopi örneği ile taşınmaza bitişik ya da yakın komşu parsellerin, kadastro tespit tutanak örnekleri ve bu parsellere uygulanan tapu ve vergi kayıtları ilk oluşturulduğu günden itibaren tüm gittileri ile, yine en eski tarihli memleket haritası ve hava fotoğrafları ile orman kadastrosunun yapıldığı tarihten 15 – 20 yıl önce iki ayrı tarihte çekilmiş stereoskopik hava fotoğrafları ve bu fotoğraflara dayanılarak üretilmiş orijinal renkli memleket haritaları bulunduğu yerlerden istenerek, bu belgeler Ziraat Fakültelerinin toprak bölümünden mezun olan bir ziraat mühendisi, bir Harita-Kadastro (Jeodezi ve Fotogrametri) mühendisi ile bir yüksek orman mühendisinden oluşturulacak bilirkişi kurulu aracılığıyla, dava konusu taşınmaz ile çevresine uygulanıp bu belgelerde dava konusu edilen yerler belirlendikten sonra, hava fotoğrafları ve dayanağı haritalar stereoskop aletiyle ve üç boyutlu olarak incelettirilip taşınmazların niteliğinin bu belgelerde ne şekilde görüldüğü, imar-ihya ve zilyetliğin hangi tarihte başlanılıp tamamlandığı belirlenmeli, bu belgeler ile kadastro paftası komşu ve yakın komşu taşınmazları da içine alacak şekilde birbiri üzerine aplike edilmek suretiyle çekişmeli taşınmazların konumunu, hava fotoğrafları ile orijinal renkli memleket haritaları üzerinde gösterir, topografik haritalar ve memleket haritalarından yararlanılarak taşınmazların gerçek eğim durumlarını da gösterir biçimde bilirkişi kurulundan ayrıntılı ve bilimsel verileri içerir rapor alınmalı, dava konusu taşınmazların orman sayılmayan yerlerden olması veya orman kadastrosunun yapıldığı tarihe kadar 20 yıldan fazla süre geçmesi o yerin kişiler adına tescili için yeterli olamayacağından bu şekilde yapılacak inceleme sonucu dava konusu yerlerin;
1) Orman sayılan yerlerden veya 3402 Sayılı Yasanın 16. maddesinde belirtilen özel mülkiyete tabi olmayacak, kamu mallarından olduğunun belirlenmesi,
2) Kamu hizmetine tahsis edilmiş olduğunun anlaşılması (3402 Sayılı Yasanın 16. md. A, B, C, D bentleri kapsamında kalan yerler),
3) İl, İlçe ve kasabaların nazım veya uygulamalı imar planlarının kapsadığı alanlarda kaldığının saptanması (3402 Sayılı Yasa 17. md. ikinci paragraf, 2981 Sayılı Yasa Geçici Madde – 2 Son paragraf),
4) Kadastro tespitinin yapıldığı tarihten 20 yıl önce çekilmiş hava fotoğrafları ve bu fotoğraflardan üretilmiş memleket haritaları veya fotogometri yöntemiyle düzenlenen kadastro paftalarında zilyet ve tasarruf edilmeyen yerlerden olduğunun anlaşılması,
5) Kadastro tespitinin yapıldığı tarihe kadar 20 yıllık zilyetlik süresinin geçmemiş olması (H.G.K.’nun 22/03/1995 gün 1994/8-873-216 ve 19/02/1997 gün 1996/8-768-100 ve 24/09/1997 gün 1997/20-372-718 ve 18/02/1998 gün 1998/8-15-129 sayılı kararları),
6) O yerde orman kadastrosu kesinleşmiş olsun olmasın, taşınmazların 6831 Sayılı Yasanın 17/2. ve Orman Kadastrosunun Uygulaması Hakkındaki Yönetmeliğin 26/a. Maddeleri kapsamında orman içi açıklık konumunda bulunması (H.G.K.nun 10.12.1997 gün 1997/20-830-1034 ve 17.12.1997 gün 1997/20-808-1039 ve 22.10.2003 gün 2003/20-665-614 ve 11.10.2004 gün 2004/7-531-582 sayılı kararları ile orman içi açıklıkların zilyetlikle kazanılamayacağı kabul edilmiştir.),
7) 15.07.2004 günlü Resmi Gazetede yayınlanan Orman Kadastrosunun Uygulanması Hakkındaki Yönetmeliğin 26. maddesinin 2. fırkasında yazılı,
a) 4785 Sayılı Yasayla Devletleştirilmiş orman,
b) 3116 Sayılı Yasanın Geçici 1. maddesine göre kamulaştırılmış orman,
c) 6831 Sayılı Yasanın 3. maddesine göre orman rejimine alınmış yer,
d) Aynı Yasanın 13. maddesinin (B) bendine göre orman olarak ağaçlandırılan veya ağaçlandırılacak yer,
e) Aynı Yasanın 24. maddesine göre kamulaştırılan ya da diğer suretle orman yetiştirmek üzere kamulaştırılan yer,
f) Devlet Ormanı olduğuna dair kesinleşmiş mahkeme kararı bulunan yer,
g) Herhangi bir nedenle orman sınırı dışında kalmış orman,
h) Maliye Bakanlığınca orman olarak tahsis edilmiş yerlerden ağaçlandırılmış ya da ağaçlandırılmak üzere planlanmış saha,
ı) Orman ve toprak muhafaza karakteri taşıyan funda ve makilik alan olduğunun belirlenmesi halinde bu tür yerlerin herhangi bir şekilde komisyonlarca sınırlama dışı bırakılmış veya orman sayılmamış olmasının bu yerlerin orman olma vasfını ortadan kaldırmayacağı düşünülerek (H.G.K…’nun 15/03/2006 gün 2006/8-106-68 sayılı kararı).
Başka bir araştırmaya gerek kalmadan kişilerin davalarının reddine karar verilmelidir
Yukarıda yazılı koşulların somut olayda bulunmaması halinde, taşınmazın öncesinin ne olduğu, imar-ihya yapılmışsa hangi tarihte başlanılıp bitirildiği, kimden kime kaldığı, zilyetliğin ne zaman başlayıp nasıl sürdürüldüğü ve ekonomik amacına uygun olup olmadığı, maddi olaylara dayalı ve ayrıntılı olarak, taşınmazlar başında dinlenecek yerel bilirkişiler , kadastro tespit bilirkişileri ile taraf tanıklarından sorulmalı, yerel bilirkişi ve tanık sözlerinin doğruluğu yukarıda belirtilen ve gerçeğin kendisi olan belgelere dayalı olarak düzenlenecek bilirkişi kurulu raporuyla denetlenmeli,
Somut olayın özelliği gözönünde bulundurularak ayrıca;
a) Keşif sırasında taşınmazı çeşitli yönlerinden hali hazır durumunu gösterir renkli fotoğrafları çektirilip onaylanarak dava dosyası içine konulmalı,
b) Davanın açıldığı tarihten önce ya da sonra Hazine yetkilileri tarafından hazırlanan idari tahkikat ve haksız işgal (ecrimisil) tutanakları varsa bu tutanaklar da yerine uygulanıp tutanaklarda ismi yazılı kişiler tanık sıfatıyla dinlenilmeli,
3402 Sayılı Yasanın 14/1. maddesinde yazılı 40 ve 100 dönüm kısıtlama araştırmasının aynı maddenin 03/07/2005 gün ve 5403 Sayılı Toprak Koruma ve Arazi Kullanma Yasası ile değiştirilen 2. fıkrası hükümlerine göre yapılacağı düşünülerek, adına tescil kararı verilecek kişi ya da kişiler ile diğer mirasçılar ve onların miras bırakanları yönünden aynı çalışma alanı içerisinde belgesizden zilyetliğe dayalı olarak tesbit ve tescil edilen taşınmaz olup olmadığı, varsa cinsi, parsel numaraları ve miktarı, Tapu Sicil ve Kadastro Müdürlüklerinden ve yine, aynı kişiler tarafından açılan tescil davası olup olmadığı Hukuk Mahkemesi Yazı İşleri Müdürlüklerinden ayrı ayrı sorularak gerektiğinde tesbit tutanak örnekleri ve tapu kayıtları ya da tescil dava dosyaları getirtilip incelenmeli, dava konusu taşınmazların sulu ya da kuru tarım arazisi olup olmadığı konusunda (5403 Sayılı Yasanın 3/j maddesi hükmüne göre, sulu tarım arazisi: tarım yapılan bitkilerin büyüme devresinde ihtiyaç duyduğu suyun, su kaynağından alınarak yeterli miktarda ve kontrollü bir şekilde karşılandığı araziler olarak açıklandığından) ziraat mühendisinden yasanın amacına uygun rapor alınmalı, bundan sonra toplanan delillerin tümü birlikte değerlendirilerek sonucuna göre bir karar verilmelidir.
SONUÇ: 1- Yukarıda 1. bentte açıklanan nedenlerle; davacılardan …’ın temyiz itirazlarının REDDİNE,
2- Yukarıda 2. bentte açıklanan nedenlerle; katılan …’ın temyize konu dosya ile birleştirilen Kadastro Mahkemesinin 2008/41 Esas sayılı dosyasında bulunan fen bilirkişi … tarafından düzenlenen 09.07.2009 tarihli ek krokili raporda (B) ve (C) ile işaretlenen taşınmazlara yönelik temyiz itirazlarının REDDİNE,
3- Yukarıda 3. bentte açıklanan nedenlerle; …’ın TEMYİZ DİLEKÇESİNİN REDDİNE, …’dan peşin alınan temyiz harcının istek halinde iadesine,
4- Yukarıda 4. bentte açıklanan nedenlerle; katılanlar …, …, … ve …’nın, katılan … ve davalı … Yönetiminin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde katılanlara ve davalıya iadesine 04/11/2009 günü oybirliği ile karar verildi.