YARGITAY KARARI
DAİRE : 20. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2009/17709
KARAR NO : 2010/253
KARAR TARİHİ : 19.01.2010
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasındaki tapu iptali ve tescil davasının yapılan duruşması sonunda kurulan hükmün Yargıtayca incelenmesi davaalı Hazine tarafından istenilmekle, süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya incelendi, gereği düşünüldü:
K A R A R
Hükmüne uyulan Yargıtay 8. Hukuk Dairesinin 06.04.2006 gün ve 281-2303 sayılı bozma kararında özetle: “… Köyü 126 ada 4, 7 ve 15, 192 ada 3 parseller hakkında açılan davanın 15 parsel yönünden kabulüne, diğer parseller yönünden reddine karar verildiği, reddedilen parsellerin öncesi orman olup, daha sonra 2/B madde sahasında bırakıldıkları, davacının zilyetliğe dayalı olarak açtığı 2/B tapusunun iptali davasının dinlenme olanağı bulunmadığından red kararında isabetsizlik bulunmadığı, ancak 15 parselin baştan beri orman sayılmayan yer olduğu, zilyetlik koşullarının da davacı yararına gerçekleştiği, bu durumda davacının zilyetliğinde olan yer belirlenerek krokisine işaretlenmesi ve bu bölümün Hazine adına olan tapusunun iptali gerekirken, parselin tümünün tapusunun iptaline karar verilmesinin isabetsizlik olduğu” açıklanmıştır. Mahkemece, bozma kararına uyulduktan sonra davanın kısmen kabulüne ve dava konusu 126 ada 15 parselin (A)=8104 m2 bölümünün davacı adına tapuya tesciline karar verilmiş, hüküm davalı Hazine tarafından temyiz edilmiştir.
Dava dilekçesindeki açıklamaya göre dava, tapu iptali ve tescile ilişkindir.
Çekişmeli taşınmazın bulunduğu yerde tesbit tarihinden önce 1944 yılında yapılıp kesinleşen orman kadastrosu ile 1975 yılında yapılıp dava tarihinde kesinleşen aplikasyon ve 2. madde uygulaması vardır. Genel arazi kadastrosu 29.12.1998 tarihinde kesinleşmiştir.
Mahkemece bozma kararına uyularak işlem yapılmışsa da; yapılan araştırma inceleme hükme yeterli değildir. Şöyle ki; gerek mahkeme, gerekse daha önce temyiz incelemesini yapan 8. Hukuk Dairesi tarafından, temyize konu 126 ada 15 parselin baştan beri orman kadastro sınırları dışında olduğu ve dolayısıyla 2. madde uygulamasına konu edilmediği ve davacı yönünden zilyetlik koşullarının oluştuğu kabul edilmişse de, çekişmeli 15 parsel, orman kadastrosunun kesinleşmesi sonucu 01.04.1991 tarih 440 yevmiye ile ve 3028 Hektar 8700 m2 yüzölçümüyle Orman niteliğinde tapuya tescil edilen 122 parselde (yenileme ile 128 ada 1 parsel) yapılan 2/B uygulaması ve ifraz sonucu oluşmuştur. Ancak gerek hükme esas alınan fen bilirkişi … tarafından hazırlanan 04.06.2009 tarihli raporda, gerekse bozma kararından önce orman bilirkişi … tarafından hazırlanan 17.07.2004 tarihli raporda, ifraz haritaları ve orijinal kadastro paftasının kesinleşen orman kadastro haritası ile irtibatlı konumlarının gösterilmemesi nedeniyle her iki rapor da denetime elverişli değildir.
O halde; mahkemece, öncelikle 1998 yılında yapılan arazi kadastrosu sırasında düzenlenen ve çekişmeli taşınmazın geldisi olan 122 parsel ile komşularını gösteren kadastro paftası ile 122 parsele kadastro tespit tutanağı düzenlenmişse, bu tutanak ve yine tescile esas alınan tüm belgeler, ifraz parsellerinin tümünün işaretlendiği harita Tapu Sicil Müdürlüğünden getirtilmeli, daha sonra fen ve orman bilirkişi aracılığıyla yeniden yapılacak keşifte, yukarıda yazılı haritalar ile hem 1942 hem de 1975 yıllarında yapılan orman kadastro çalışmaları
-2-
2009/17709-2010/253
sırasında düzenlenen ve kesinleşmiş bulunan orman kadastro haritalarının ölçekleri eşitlenmek suretiyle birbiri üzerine aplike edilmeli ve temyize konu taşınmazın bu haritalardaki konumu tereddüde yer vermeyecek şekilde işaretlenmeli,eğer orman kadastro sınırları içinde kalan bir yer varsa bu kesimde sürdürülen zilyetliğin kazanma bakımından değer taşımayacağı, yine aynı şekilde nitelik kaybı nedeniyle orman sınırı dışına çıkarılan yerlerden ise öncesinin orman olması ve kanunlar uyarınca Hazineye intikal eden yerlerden olması sebebiyle olağanüstü zamanaşımı ve zilyetlik yoluyla kazanılamayacağı düşünülmeli, yine aynı şekilde baştan beri tamamen orman sınırları dışında kaldığı belirlenirse, bozma öncesi ziraat uzmanı raporunda “humus ve organik madde bakımından toprağının zengin olduğu, üzerinde ekili dikili ürün bulunmadığı” yönündeki raporu ve Hazinenin bu taşınmaz hakkında ecri misil tahakkuk ettirildiği, davacının ise sadece miktara itiraz ettiği yönündeki iddiaları araştırılmalı ve kazanma koşullarının oluşup oluşmadığı, zilyetliğin malik sıfatıyla sürdürülüp sürdürülmediği kesin olarak belirlenmeli, bundan sonra elde edilecek delillere göre karar verilmelidir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle Hazinenin temyiz itirazlarının kabulü ile usul ve yasaya uygun olmayan hükmün BOZULMASINA 19/01/2010 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.