Yargıtay Kararı 20. Hukuk Dairesi 2009/17935 E. 2010/288 K. 20.01.2010 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 20. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2009/17935
KARAR NO : 2010/288
KARAR TARİHİ : 20.01.2010

MAHKEMESİ :Kadastro Mahkemesi

Taraflar arasındaki kadastro tespitine itiraz davasının yapılan duruşması sonunda kurulan hükmün Yargıtayca incelenmesi davalı Hazine tarafından istenilmekle, süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya incelendi, gereği düşünüldü:
K A R A R

Kadastro sırasında, … Köyü 163 ada 46 – 47 – 48 – 49 – 50 parsel sayılı sırasıyla 5051,78 m2, 10136,31 m2, 11379,26 m2, 7512,46 m2 ve 11633,38 m2 yüzölçümlü taşınmazlar, maliklerinin kim olduğu belirlenemediğinden tarla niteliği ile Hazine adına tespit edilmiştir. Davacı …, taşınmazların babası …’dan kaldığını belirterek zilyetlik iddiasıyla dava açmıştır. Mahkemece davanın kabulü ile dava konusu taşınmazların kadastro tespitinin iptaliyle … adına çayır niteliği ile tesciline karar verilmiş, hüküm davalı Hazine tarafından temyiz edilmiştir.
Dava, kadastro tespitine itiraz niteliğindedir.
Mahkemece yapılan araştırma ve inceleme hükme yeterli değildir. Dosyada bulunan 06.10.2008 tarihli ziraat bilirkişi raporunda, dava konusu taşınmazların ortalama % 40 eğimli ve çayırlık olarak kullanıldığı, yer yer taşlık olduğu, üzerindeki otlar biçilmek suretiyle zilyet edildiği belirtildiğine göre, taşınmazlar üzerinde sürdürülen zilyetliğin ekonomik amacına uygun olup olmadığı üzerinde durulmamıştır. Davalı, taşınmazların bütün komşu parsellerini gösterir geniş ölçekli pafta getirtilerek komşu parsellerin nitelikleri belirlenmemiş, aynı yerde bulunan, aynı kişiye ait ve aynı nitelikte birbirine bitişik taşınmazların niçin tek parsel olarak değilde beş ayrı parsel olarak tespit edildiği anlaşılamamıştır. Taşınmazların eski tarihli memleket haritası ve hava fotoğraflarındaki konumlarına göre zilyetliğe konu olup olmayacakları araştırılmamıştır. Kadastro hakiminin doğru sicil oluşturma görevi bulunmasına rağmen davacının murisi …’nun veraset ilamı getirtilerek payları oranında mirasçıları adına tescile karar verilmesi gerekirken, ölü … adına tescile karar verilmesi de isabetsizdir.
Mahkemece, eski tarihli memleket haritası, hava fotoğrafları ve varsa amenajman planı ile davalı taşınmazları ve komşu parsellerini birlikte gösterir geniş ölçekli pafta, münhanili harita ilgili yerlerden getirtilip, önceki bilirkişiler dışında halen Çevre ve Orman Bakanlığı ve bağlı birimlerinde görev yapmayan bu konuda uzman yüksek orman mühendisleri arasından seçilecek bir orman mühendisi ve bir fen elemanı aracılığıyla yeniden yapılacak inceleme ve keşifte, çekişmeli taşınmaz ile birlikte çevre araziye de uygulanmak suretiyle taşınmazın öncesinin bu belgelerde ne şekilde nitelendirildiği belirlenmeli; 3116, 4785 ve 5658 Sayılı
-2-
2009/17935 – 2010/288

Yasalar karşısındaki durumu saptanmalı; tapu ve zilyedlikle ormandan toprak kazanma olanağı sağlayan 3402 Sayılı Yasanın 45. maddesinin ilgili fıkraları, Anayasa Mahkemesinin 01.06.1988 gün ve 31/13 E.K.; 14.03.1989 gün ve 35/13 E.K. ve 13.06.1989 gün ve 7/25 E.K. sayılı kararları ile iptal edilmiş ve kalan fıkraları da 03.03.2005 gününde yürürlüğe giren 5304 Sayılı Yasanın 14. maddesi ile yürürlükten kaldırılmış olduğundan, bu yollarla ormandan yer kazanılamayacağı, öncesi orman olan bir yerin üzerindeki orman bitki örtüsü yokedilmiş olsa dahi, salt orman toprağının orman sayılan yer olduğu düşünülmeli; toprak yapısı, bitki örtüsü ve çevresi incelenmeli; yukarıda değinilen diğer belgeler fen ve uzman orman bilirkişiler eliyle yerine uygulattırılıp; orijinal-renkli (renkli fotokopi) memleket haritasının ölçeği kadastro paftası ölçeğine, yine kadastro paftası ölçeği de memleket haritası ölçeğine çevrildikten sonra, her iki harita komşu ve yakın komşu parselleri de içine alacak şekilde birbiri üzerine ablike edilmek suretiyle, çekişmeli taşınmazın konumunu çevre parsellerle birlikte haritalar üzerinde gösterecekleri yalnız büro incelemesine değil, uygulamaya ve araştırmaya dayalı, bilirkişilerin onayını taşıyan krokili bilimsel verileri bulunan yeterli rapor alınmalı, taşınmazın memleket haritasına göre gerçek eğiminin ne olduğu belirlenmeli, teraslama sonucu eğimin değiştirilmesinin taşınmazın niteliğini değiştirmeyeceği ve 15.7.2004 günlü resmi gazetede yayınlanan yönetmeliğin 23/p ve 24/j maddeleri gereğince eğimi % 12’den fazla olan yerlerin ormanda toprak muhafaza karakteri taşıyan yer olacağı düşünülmeli, dava konusu taşınmaz ve etrafını gösterir ve ilk defa o yerde grafik yada fotogremetri yöntemiyle düzenlenen 1/5000 ölçekli arazi kadastro paftasının orjinal fokokopi örneği ile taşınmaza bitişik yada yakın komşu parsellerin kadastro tesbit tutanak örnekleri ve varsa bu parsellere uygulanan tapu ve vergi kayıtları getirtilip uygulanmalı, fotogemetri yöntemiyle düzenlenen kadastro paftalarında zilyet ve tasarruf edilen yerlerden olup olmadığı ile komşu parsellere uygulanan kayıtların taşınmazı sınır olarak nasıl niteledikleri belirlenmeli, keşifte dinlenecek yerel bilirkişi ve tanıklardan taşınmazın öncesinin ne olduğu, zilyetliğin ne zaman başladığı kaç yıl ve ne şekilde kullanıldığı hususlarında detaylı bilgi alınmalı, taşınmazlar üzerinde sürdürülen zilyetliğin ekonomik amacına uygun olup olmadığı değerlendirilmeli, aynı yerde bulunan, aynı kişiye ait ve aynı nitelikte birbirine bitişik taşınmazların niçin tek parsel olarak değilde beş ayrı parsel olarak tespit edildiği belirlenmeli, 3402 Sayılı Yasada 14.madde de yazılı diğer koşullarda araştırılmalı, taşınmazların orman sayılmayan yerlerden olduğu ve zilyetlikle kazanma koşullarının oluştuğu belirlendiği takdirde bu kez kadastro hakiminin doğru sicil oluşturma görevi gereği, davacının murisi …’nun veraset ilamına göre payları oranında mirasçıları adına tescile karar verilerek doğru sicil oluşturulmalıdır.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle; Hazinenin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA 20/01/2010 günü oybirliği ile karar verildi.