YARGITAY KARARI
DAİRE : 20. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2009/18621
KARAR NO : 2010/1527
KARAR TARİHİ : 10.02.2010
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasındaki tescil davasının yapılan duruşması sonunda kurulan hükmün Yargıtayca incelenmesi Hazine tarafından istenilmekle, süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya incelendi, gereği düşünüldü:
K A R A R
Davacı, dava dilekçesinde sınırlarını bildirdiği … Kasabası Merkez Mahallesinde bulunan toplam iki parça taşınmazın tapuda kayıtlı olmadığını, kazandırıcı zamanaşımı zilyedliği yoluyla taşınmaz edinme koşullarının yararına oluştuğunu iddia ederek Medeni Yasanın 713. maddesi hükmüne göre adına tescilini istemiştir. Mahkemece, fen bilirkişi raporundaki (A) harfli 2747,83 m2 ve (B) harfli 3582,68 m2 yüzölçümündeki taşınmazlar hakkındaki davanın kabulü ile davacı adına tapuya tesciline karar verilmiş, hüküm Hazine tarafından temyiz edilmiştir.
Dava dilekçesindeki açıklamaya göre dava, Medeni Yasanın 713. maddesi hükmü uyarınca tapusuz olan taşınmazın tesciline ilişkindir.
Çekişmeli taşınmazın bulunduğu yerde tesbit tarihinden önce 1984 yılında yapılıp kesinleşen orman kadastrosu bulunmaktadır. Daha sonra 1987 yılında yapılarak dava tarihinde kesinleşen aplikasyon ve 2/B uygulaması vardır. Genel arazi kadastrosu işlemi ise, 1960 yılında yapılmış ve kesinleşmiştir. Kesinleşme tarihi ile davanın açıldığı tarih arasında 20 yıllık süre geçmiştir. Çekişmeli taşınmaz bu çalışmada taşlık-çalılık olarak tesbit harici bırakılmıştır.
Çekişmeli taşınmazın orman sayılan yerlerden olmadığı ve kazandırıcı zamanaşımı yolu ile taşınmaz edinme koşullarının davacı yararına gerçekleştiği gerekçesiyle hüküm kurulmuş ise de yapılan araştırma ve inceleme hükme yeterli değildir. Şöyle ki;
Taşınmaza komşu olan 1221 ve 216 parsellerin tespitlerine esas alınan vergi kayıtları getirtilmediği gibi, 1217, 265, 266 parsellerin de kadastro tespit tutanakları ile dayanağı kayıt ve belgeler, hükmen oluşmuşlarsa hüküm dosyaları getirtilip incelenmeden karar verilmiştir. Bunun yanısıra taşınmazların eğimlerinin, (A) bölümünde % 15-30, (B) bölümünde % 20-35 iken teraslama sonucu düşürüldüğü açıklanmıştır. Taşınmazlar kadastro sırasında taşlık çalılık olarak tespit harici bırakılmış olup, 25.06.2009 tarihli geri çevirme kararı üzerine hazırlattırılan 18.11.2009 tarihli ek raporda 1963 tarihli memleket haritasında (A) bölümünün açık renkli
2009/18621 – 2010/1527
alanda, (B) bölümünün ise çalılık rumuzlu yeşil renkli alanda kaldığı görülmektedir. Bundan ayrı; bilirkişiler taşınmazın kesinleşen orman kadastro sınırları dışında kaldığını açıklamışlarsa da orman kadastro haritaları dosyaya getirtilmemiş, ek rapora da eklenmemiş, yalnızca en yakın orman sınırının taşınmazlara 980 ve 1470 metre uzakta kaldığı açıklanmakla yetinilmiştir.
Bu nedenle; mahkemece, öncelikle yörede 1984 yılında yapılan orman kadastro çalışmasına ilişkin işe başlama, çalışma, askı ilan ve iş bitirme tutanakları ile çekişmeli taşınmazların bulunduğu yere ilişkin orman tahdit haritası ilgili yerlerden getirtilmeli, daha sonra ise önceki bilirkişiler dışında halen Çevre ve Orman Bakanlığı ve bağlı birimlerinde görev yapmayan bu konuda uzman yüksek orman mühendisleri arasından seçilecek bir mühendis, bir ziraat mühendisi ve bir harita mühendisinden veya olmadığı takdirde bir tapu fen memurundan oluşturulacak bilirkişi kurulu aracılığıyla yeniden yapılacak keşifte 2 Eylül 1986 tarihli Resmi Gazetede yayınlanan 6831 Sayılı Orman Yasasına Göre Orman Kadastrosu ve Aynı Yasanın 2/B Maddesinin uygulanması Hakkındaki Yönetmeliğin 54. maddesi uyarınca hazırlanan Orman Kadastrosu Teknik İzahnamesinin 49. maddesinde yazılı “orman sınır noktası ve hatların uygulanmasında tutanaklardan, orman kadastro haritasından, hava fotoğraflarından, varsa ölçü karnelerinden, nirengi, poligon, röper noktalarından yararlanılır. Sınırlama tutanakları ile orman kadastro haritaları arasında çekişme olduğunda ölçü değerleri ve tutanaktaki ifadeler arazinin durumuna göre incelenir, hangisi daha çok uyum gösteriyorsa ve gerçek duruma uygun ise o esas alınır.” hükmü ile 15.07.2004 tarihli Resmi Gazetede yayınlanan Orman Kadastrosunun Uygulanması Hakkında Yönetmeliğin “Teknik İşler” başlıklı Dokuzuncu Bölümde yazılı esaslar gözönünde bulundurularak uygulama yapılmalı, yerel bilirkişi beyanlarına başvurularak yerinde bulunmayan orman sınır noktaları, bulunanlardan hareketle tutanak ve haritalarda yazılı mevkii, yer, kişi isimleri ile açı ve mesafelere göre, orman kadastrosu, aplikasyon ve 2/B madde uygulama tutanak ve haritalarının düzenlenmesinde kullanılan hava fotoğrafları ve memleket haritalarından yararlanılarak, değişik açı ve uzaklıklardaki en az 6-7 adet orman sınır noktası bulunup röperlenmeli, anlatılan yöntemle bulunan ilk orman kadastrosu, aplikasyon ve 2/B madde uygulaması ile ilgili sınır noktaları aynı ölçeği çevrilerek, çekişmeli taşınmazın orman kadastrosu aplikasyon ve 2/B madde haritalarına göre konumu genel kadastro paftası üzerinde, ayrı renkli kalemlerle gösterilip keşfi izleme olanağı sağlanmalı, aynı ya da yakın orman sınır hatlarında, dava konusu edilen parseller varsa, bunların tümü birleşik harita üzerinde gösterilerek bilirkişilerden müşterek imzalı rapor ve kroki alınmalı, ilk orman kadastro harita ve tutanakları ile aplikasyon ve 2/B madde harita ve tutanaklarının uyumsuz olması halinde yukarıda yazılı Yönetmelikler ile Teknik İzahnamelerde yazılı tutanakların düzenlenmesine esas alınan hava fotoğrafı ve memleket haritası ile desteklenen ve gerçek duruma uygun düşen tutanaklara değer verileceği düşünülmelidir.
Böylesine yapılacak inceleme sonucunda taşınmaz orman kadastro sınırları dışında kalsa bile dava, genel arazi kadastrosunda tescil harici bırakılan tapusuz olan taşınmazın kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği yoluyla tesciline ilişkin olduğundan, özellikle (B) işaretli taşınmaz yönünden eski tarihli resmi belgelerde çalılık işaretli yerlerden ve doğal eğiminin yüksek olması nedeniyle 6831 Sayılı Yasanın 1/j maddesi kapsamı dışında kaldığı ve bu nedenle orman kadastrosunun kesinleştiği tarihe kadar orman sayılacağı, Yargıtay H.G.K.nun 24.10.2001 gün, 2001/8-464/751 sayılı kararı ile H.G.K.nun 12.05.2004 gün 2004/8-242-292 sayılı kararlarında
2009/18621 – 2010/1527
açıklandığı üzere, orman sınırı dışında bırakılmasından dava tarihine kadar yirmi yıllık zilyetlikle kazanma süresinin geçmesinin zorunlu olduğu, somut olayda bu sürenin de dolmadığı gözönünde bulundurulmalı, çekişmeli taşınmaza yakın konumda bulunan parsellere ait tapulama tutanak örnekleri ile varsa dayanağı tapu ve vergi kayıtları ve hüküm dosyaları getirtilerek çekişmeli taşınmazın bulunduğu yeri ne olarak gösterdikleri araştırılmalı ve elde edilecek delillerin tümü birarada değerlendirilerek karar verilmelidir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle; Hazinenin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA 10/02/2010 günü oybirliği ile karar verildi.