YARGITAY KARARI
DAİRE : 20. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2009/19486
KARAR NO : 2010/2269
KARAR TARİHİ : 24.02.2010
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasındaki tapu iptali tescil ve tapudaki şerhin silinmesi davasının yapılan duruşması sonunda kurulan hükmün Yargıtayca incelenmesi davacılar … ve arkadaşları tarafından istenilmekle, süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya incelendi, gereği düşünüldü:
K A R A R
Davacılar vekili dava konusu 3167 parsel sayılı, 13961,65 m2 yüzölçümlü hali arazi niteliğindeki taşınmazın orman sınırları dışında olduğu ve 1972 yılında yapılan kadastroda tespit harici bırakıldığı halde, 1996 yılında kadastro müdürlüğünce hazırlanan ifraz beyannamesinde teknik hata sonucu orman parselinden ifraz edilmiş gibi gösterilerek idari yoldan Hazine adına tapuya tescil edilerek, beyanlar hanesine 2/B madde şerhi konulduğunu, bu parselin bazı bölümleri üzerinde davacı gerçek kişilerin olağanüstü kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği nedeni ile taşınmaz edinme koşullarının oluştuğunu bildirerek ve taşınmazın bu bölümlerine ilişkin tapu kaydının iptali ile davacılar adlarına tescili istemiyle açılan davanın kabulüne yönelik verilen kararın Hazine ve Orman Yönetimi tarafından temyiz edilmesi üzerine bozulmuştur.
Hükmüne uyulan Yargıtay 20. Hukuk Dairesinin 19.10.2007 gün 2007/9002-12583 sayılı kararında özetle: “ 3116 Sayılı Yasanın sadece devlet ormanlarını belirlemiş olduğu; bu yasaya göre, 4785 Sayılı Yasanın yürürlüğe girdiği 13.07.1945 tarihinden önce yapılan sınırlandırmalar sonucu oluşup kesinleşen orman kadastro haritalarının sınırları dışında kalan taşınmazların orman niteliğini ve hukuki durumunu saptamakta yetersiz kaldığı, bu şekildeki taşınmazların orman olup olmadığının 4785 ve 5658 Sayılı Yasalara göre çözümlenmesi gerektiği, çekişmeli taşınmazın bulunduğu yörede orman kadastrosunun 4785 Sayılı Yasanın yürürlük tarihinden önce 1943 yılında yapıldığından, kesinleşen tahdit haritasının çekişmeli taşınmazın orman niteliğini ve hukuki durumunu saptamakta yetersiz kaldığı, 1972 yılında yapılan ilk arazi kadastrosu sırasında çekişmeli taşınmazın bulunduğu yerin kadastro paftası üzerinde “Devlet Ormanı” belirtmesi ile kadastro dışı bırakıldığı, ilk tahdidin 4785 Sayılı Yasanın yürürlük tarihinden önce yapılması, davacıların herhangi bir belgeye dayanmaması ve taşınmazın yüksek eğimli olması nedeniyle 1943 yılı orman kadastro sınırları dışında kalsa dahi Hukuk Genel Kurulunun 12.05.2004 gün ve 2004/8-242-292 sayılı kararında da kabul edildiği gibi, davalı taşınmazın Devlet Ormanı olduğu sonucuna varılacağı, ormanlar üzerinde sürdürülen zilyetliğin süresi ne olursa olsun Anayasa’nın 169 ve 3402 Sayılı Yasanın 18/2. maddesi gereğince hukuken değer taşımayacağı, kamu malı niteliğindeki ormanlarda özel mülklerin bağlı olduğu yasa hükümlerinin uygulanamayacağı, tapu ve zilyetlikle ormandan toprak kazanma olanağı sağlayan 3402 Sayılı Yasanın 45. maddesinin ilgili fıkralarının, Anayasa Mahkemesinin 01.06.1988 gün ve 31/13 E.K.; 14.03.1989 gün ve 35/13 E.K. ve 13.06.1989 gün ve 7/25 E.K. sayılı kararları ile iptal edildiği ve kalan fıkralarının da
2009/19486-2010/2269
03.03.2005 gün ve 5304 Sayılı Yasanın 14. maddesi ile yürürlükten kaldırıldığı gözetilerek gerçek kişilerin davasının reddine karar verilmesi” gereğine değinilmiştir. Mahkemece bozma kararına uyularak davanın reddine karar verilmiş, hüküm davacılar … ve arkadaşları tarafından temyiz edilmiştir.
Dava , tapu iptali tescil ve tapudaki şerhin silinmesidir.
Çekişmeli taşınmazın bulunduğu yörede 1943 tarihinde 3116 Sayılı Yasa hükümlerine göre yapılıp kesinleşen orman kadastrosu, daha sonra 1990 yılında yapılıp kesinleşen aplikasyon ve 3302 Sayılı Yasanın 2/B madde uygulaması vardır.
Dosya kapsamına ve mahkemece uyulan bozma kararı gereğince işlem yapılarak hüküm kurulmuş olduğuna göre, yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddiyle, usul ve yasaya uygun olan hükmün ONANMASINA, aşağıda yazılı onama harcının temyiz edenlere yükletilmesine 24.02.2010 gününde oybirliği ile karar verildi.