YARGITAY KARARI
DAİRE : 20. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2009/19518
KARAR NO : 2010/2331
KARAR TARİHİ : 25.02.2010
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasındaki zilyetliğin tespiti davasının yapılan duruşması sonunda kurulan hükmün Yargıtayca incelenmesi davacı … Yönetimi ve davalı … Ktk. tarafından istenilmekle, süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya incelendi, gereği düşünüldü:
K A R A R
Davacı … Yönetimi, 27.05.2009 tarihli dilekçesiyle mer özel sicilinde kayıtlı bulunan ve Mera Teknik Ekibince mera olarak belirlenen Döğüşbeleni Köyü 1392, 1393, 1394, 1395, 1396 parsel sayılı taşınmazların yörede 1942 yılında yapılıp kesinleşen oran kadastosunda orman olarak sınırlandırılan yerlerden olduğu, mera olarak belirlenemeyeceği, mera olarak yapılan tesibitinin ve özel sicilindeki kaydının iptalini ve orman niteliğiyle Hazine adına tapuya tescilini istemiştir. Mahkemece davanın KISMEN KABULÜNE, davalı Hazine yönünden açılan davanın husumetten reddine, köy tüzel kişiliği aleyhine açılan davanın kabulüyle Döğüşbelen Köyü 13292, 1393, 1394, 1395, 1396 ve 1397 sayılı parsellerin mera niteliklerinin iptaline ve orman niteliğiyle Hazine adına tapuya tesciline karar verilmiş, hüküm davalı köy tüzel kişiliği tarafından esasa, davacı … Yönetimi tarafından Hazin aleyhine açılan davanın reddine ilişkin hüküm yönünden temyiz edilmiştir.
Dava dilekçesindeki açıklamaya göre dava, orman sınırlarının aplikasyonu ve 2/B madde uygulaması sonucu mera niteliğiyle orman sınırları dışına çıkartılan ve daha sonra mera komisyonunca mera olarak sınırlandırılarak mera niteliğiyle özel sicilinde kayıtlı bulunan taşınmazların, bu kayıtlarının iptaline ve orman niteliğiyle Hazine adına tapuya tesiline ilişkindir.
Çekişmeli taşınmazın bulunduğu yerde tesbit tarihinden önce 1942 yılında yapılıp kesinleşen orman kadastrosu bulunmaktadır. Daha sonra 1987 yılında 3302 Sayılı Yasa döneminde yapılıp, yine dava tarihinden önce, 3373 Sayılı Yasa döneminde 07.04.1988 tarihinde ilan edilerek kesinleşen aplikasyon ve 2/B uygulaması vardır.
Taşınmazların bulunduğu yerde genel arazi kadastrosu işlemi 1953 yılında yapılmış ve kesinleşmiştir.
İncelenen dosya kapsamına, karan dayandığı gerekçeye ve kesinleşmiş orman kadastro tutanak ve haritalarının uygulanmasına dayalı araştırma, inceleme ve keşif sonucu düzenlenen uzman bilirkişi raporuyla çekişmeli parsellerin kesinleşmiş orman kadastrosu sınırları içindeki Devlet Ormanı olduğu belirlenip,
03 Mart 1998 tarihinde yürürlüğe giren 4342 Sayılı Mera Yasasının 13/5. maddesi ile “komisyon kararlarına karşı 30 günlük askı ilan süresi ve tebligatı gerektiren hallerde tebliğden itibaren 30 günlük süre içinde Asliye Hukuk Mahkemesinde dava açılabileceği” hükümleri getirilmiş, aynı yasanın 21. maddesinde “tahsis kararında belirtilen haklara tahsisin kesinleştiği tarihten itibaren 5 yıl geçtikten sonra tesbitlerden önceki hukuki sebeplere dayanılarak itiraz edilemeyeceği” nin öngörüldüğü,
4342 Sayılı Mera Yasası hükümlerine göre, mera, yaylak ve kışlakların tesbit ve tahdit (sınırlandırma) işlemlerinin yasal yollardan geçip kesinleşmedikçe mera komisyonları
2009/19518 – 2010/2331
tarafından tahsis kararı verilemeyeceği, mera komisyonunun verdiği tahsis kararlarının valilik onayı ile yürürlüğe gireceği ve bundan sonra 13. madde hükmüne göre ilan ve ilgili kuruluşlara tebliğ edileceği, dolayısıyla ister kadastro çalışmaları sırasında, isterse kadastro çalışmalarından bağımsız olarak mera komisyonlarınca verilen TAHSİS KARARLARINDAN sonra 30 günlük ve 5 yıllık sürelerden söz edilebileceği,
1- Somut olayda, Mera Teknik Ekibinin sınırlandırma kararının ilan edilmesinden sonra henüz bir TAHSİS ilanının yapılmadığı, bu nedenle yasada öngörülen hak düşürücü sürelerin geçirildiğinden söz edilemeyeceği, kaldı ki; iddianın ileri sürülüş biçimine göre de yönetimin davası mera olarak sınırlandırılan parsellerin orman savına dayalı tapuya tescile ilişkin olup, bu tür davalar bir süreye tabi olmaksızın yönetimce her zaman açılabileceği gözetilerek Köy tüzel kişiliği aleyhine açılan davanın kabulüne karar verilmesinde isabetsizlik bulunmadığından köy tüzel kişiliğinin yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddi gerekmiştir.
2- Orman Yönetiminin temyiz itirazlarına gelince; tescile tabi olmayan meraların 3402 Sayılı Yasanın 16. Maddesi gereğince devletin hüküm ve tasarrufu altındaki yerlerden olduğu, mera olarak sınırlandırması ve özel siciline kaydı yapılan taşınmazın mera kaydının iptali ve orman niteliğiyle Hazine adına tapuya tescili istemiyle açılan davalarda Hazinen davalı sıfatının bulunduğu gözetilmeden aleyhine açılan davanın husumetten reddine karar verilmesi doğru değilse de bu husus hükmün bozulmasını ve yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden, hükmün düzeltilerek onanması uygun görülmüştür.
SONUÇ: 1)Yukarıda birinci bendde açıklanan; nedenlerle davalı köy tüzelkişiliğinin yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının REDDİNE,
2)Yukarıda ikinci bende açıklanan nedenlerle; hüküm fıkrasında 1, 2, 3, 4 ve 5 numaralı bentlerin hükümden tamamen çıkartılarak, bunun yerine 1, 2, 3 ve 4 numaralı bentler olarak “1- Davanın KISMEN KABULÜNE, KISMEN REDDİYLE, … İlçesi Döğüşbelen Köyü 1392, 1393, 1394, 1395, 1396, 1397 parsel sayılı taşınmazların mera vasfının iptaliyle orman niteliğiyle Hazine adına tapuya tesciline,
3)Harç peşin alındığından harca hükmetmeye yer olmadığına,
4)Davacı tarafın yaptığı 462,34.- TL yargılama giderlerinin davalı köy tüzelkişiliğinden ve Hazineden alınarak Orman Yönetimine verilmesine,
5)Davacı tarf kendisini vekille temsil ettirdiğinden Avukatlık Asgari Ücret Tarifesine göre hesaplanan 575,00.- TL avukatlık ücretinin davalı köy tüzelkişiliği ve Hazineden alınarak davacıya verilmesine,” cümlesinin yazılmak suretiyle düzeltilmesine ve hükmün H.Y.U.Y.’nın 438/7. maddesi gereğince DÜZELTİLEREK ONANMASINA, aşağıda yazılı onama harcının temyiz eden Orman Yönetimi ve davalı köy tüzelkişiliğine ayrı ayrı yükletilmesine 25.02.2010 günü oybirliği ile karar verildi.