Yargıtay Kararı 20. Hukuk Dairesi 2009/3320 E. 2009/6046 K. 08.04.2009 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 20. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2009/3320
KARAR NO : 2009/6046
KARAR TARİHİ : 08.04.2009

MAHKEMESİ :Kadastro Mahkemesi

Taraflar arasındaki kadastro tesbitine itiraz davasının yapılan duruşması sonunda kurulan hükmün Yargıtayca incelenmesi davacı Hazine tarafından istenilmekle, süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya incelendi, gereği düşünüldü:
K A R A R

Kadastro sırasında … Köyü 174 ada 37 ve 38 parsel sayılı sırasıyla 1081 m2 ve 2727 m2 yüzölçümündeki taşınmazlar, belgesizden tarla niteliği ile kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği nedeniyle davalılar adlarına tesbit edilmiştir. Davacı, taşınmazın Devletin hüküm ve tasarrufu altında bulunan taşlık, … ve çalılık olduğu iddiasıyla dava açmıştır. Mahkemece, davanın kısmen kabulüne ve dava konusu parsellerin 37/A (462 m2) ve 38/A (2312 m2) bölümlerinin orman niteliği ile Hazine adına, (B) bölümlerinin davalılar adlarına tapuya tesciline karar verilmiş, hüküm davacı Hazine tarafından (B) bölümlere yönelik temyiz edilmiştir.
Dava, kadastro tespitine itiraza ilişkindir.
Çekişmeli taşınmazın bulunduğu yerde tesbit tarihinden önce 1941 yılında kesinleşen orman kadastrosu bulunmaktadır. Daha sonra 10.01.2001 tarihinde ilan edilip dava tarihinde kesinleşen aplikasyon ve 2/B uygulaması vardır.
Mahkemece çekişmeli taşınmazların (B) işaretli bölümlerinin 1941 yılında 3116 Sayılı Yasa hükümlerine göre yapılıp kesinleşen orman tahdit haritası dışında kaldığı ve eski tarihli resmi belgelerde de orman sayılmayan yerlerden olduğu gerekçesiyle davanın reddine karar verimişse de kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği yoluyla taşınmaz edinme koşulları yeterince araştırılmamıştır.
Davacı Hazine, taşınmazların zilyetlikle kazanılamayacak devletin hüküm ve tasarrufu altındaki yerlerden olduğu iddiası ile dava açtığına göre, temyize konu taşınmazların yalnızca kesinleşen orman kadastrosu sınırları dışında kalması yeterli olmayıp zilyetlikle kazanılması koşullarının bulunup bulunmadığının da araştırılması ve devletin hüküm ve tasarrufu altındaki yerlerden olması halinde kesinleşen orman sınırı dışında kalan taşınmazlara yönelik Hazinenin davasının kabul edilmesi gerekir.
Dosyada bulunan fotoğraflardan, taşınmazların taşlık, dikenlik niteliğinde olduğu görülmekte, yerel bilirkişiler tarafından 2005 yılından sonra ekilmediği, sadece otları temizlenerek tasarruf edildiği bildirilmektedir. Ziraat uzmanı raporunda da (B) işaretli taşınmazların 4-5 yıldır kullanılmadığı bildirilmektedir.
O halde bir orman, bir … uzmanı ve bir harita mühendisi ile yeniden yapılacak keşifte 2005 yılından geriye doğru 20 yıl süreyle kazanma koşullarının davalılar yararına gerçekleşip gerçekleşmediği, taşınmaz üzerindeki bitki örtüsü, varsa ağaçların cinsi, sayısı, yaşı ayrıntılı olarak keşif tutanağına yazılmalı, komşu parsellerin tutanak ve dayanakları getirtilip uygulanmalı, çekişmeli yerleri sınır olarak nasıl nitelendirdikleri araştırılmalı, çekişmeli taşınmazların Devletin hüküm ve tasarrufu altında ve orman içi açıklık niteliğinde orman sayılan yerlerden olup olmadığı belirlenmelidir.
Temyize konu taşınmazların, orman sayılmayan yerlerden olduğunun belirlenmesi halinde, Hazine devletin hüküm ve tasarrufu altındaki yerlerden olduğu iddiası ile dava açtığına göre 3402 Sayılı Yasanın 14 ve 17. maddeleri gereğince imar-ihya ve zilyetlik yoluyla taşınmaz edinme koşullarının araştırılması gerekeceğinden, bu kez dava konusu taşınmazların bulunduğu yere ilişkin olarak 1980-1985 yıllarına ilişkin memleket haritası, 1/20000 ve 1/25000 ölçekli stereoskopik … fotoğrafları ile aynı yıllara ilişkin fotogonometri yöntemiyle düzenlenmiş harita bulundukları yerlerden getirtilmeli, ziraat mühendisi, harita mühendisi ve orman mühendisi ile birlikte memleket haritası, … fotoğrafları; topoğrafik harita ve kadastro paftası ile çakıştırıldıktan sonra mahalline uygulanmalı, stereoskop aletiyle incelenmeli, …, ziraat ve orman bilirkişi tarafından taşınmazlar üzerinde tam olarak hangi tarihten itibaren zilyetliğin başladığı belirlenmeli, kadastro tesbit tarihine kadar geçen zilyetlik süresinin iktisap için yeterli olup olmadığı üzerinde durulmalı, zilyetlik olgusunun maddi olaylara dayalı olmasından hareketle, maddi olayların ancak tanık, bilirkişi ve benzeri anlatımlarla kanıtlanacağı gözetilmeli (H.G.K. 30/03/1994 gün ve 1993/8-939-1994/176 sayılı kararı), Komşu parsellerin tutanak ve dayanakları uygulanmalı; bu taşınmazları sınır olarak nasıl nitelendirdikleri araştırılmalı; tarafların bildirecekleri zilyetlik tanıkları taşınmaz başında dinlenmeli; zilyetliğin ne zaman başladığı, kaç yıl, ne şekilde devam ettiği sorulup, kesin tarih ve olgulara dayalı, açık yanıtlar alınıp; tespit tarihine kadar davalı kişiler yararına zilyetlikle kazanma koşullarının oluşup oluşmadığı belirlenmeli; 3402 Sayılı Yasanın 14. maddesi uyarınca, davacı ile eklemeli zilyetler yönünden de Tapu Sicil ve Kadastro Müdürlükleri ile Mahkeme Yazı İşleri Müdürlüğünden senetsiz belgesiz araştırması yapılıp, … ve susuz olarak kazanılmış … miktarı belirlenip, yasanın getirdiği 40/100 dönüm sınırlamasının aşılıp aşılmadığı saptanmalı, çekişmeli taşınmazların imar ihyası yapılmamış taşlık, … ve çalılık bölümlerinin zilyetlikle kazanılamayacağı gözetilerek toplanacak tüm kanıtlar birlikte değerlendirilip, ulaşılacak sonuca göre bir hüküm kurulmalıdır.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle; davacı Hazinenin (B) işaretli taşınmaz bölümlerine yönelik temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA 08/04/2009 günü oybirliği ile karar verildi.