YARGITAY KARARI
DAİRE : 20. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2009/3787
KARAR NO : 2009/6037
KARAR TARİHİ : 08.04.2009
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasındaki tapu iptali ve tescil davasının yapılan duruşması sonunda kurulan hükmün Yargıtayca incelenmesi davacı … Yönetimi ile davalı … tarafından istenilmekle, süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya incelendi, gereği düşünüldü:
K A R A R
Davacı … Yönetimi, … Köyü 747 parsel sayılı taşınmazın kesinleşen orman kadastro sınırları içinde kaldığını bildirerek, davalı adına olan tapu kaydının iptali ve orman niteliği ile Hazine adına tescilini istemiştir. Mahkemece, davanın kabulüne ve 27.02.2008 tarihli bilirkişi krokisinde (B1-B2) işaretli toplam (11.400 m2) bölümün tapusunun iptali ile orman niteliğiyle Hazine adına tesciline, davalının elatmasının önlenmesine karar verilmiş, hüküm davacı … Yönetimi ve davalı … tarafından temyiz edilmiştir.
Dava dilekçesindeki açıklamaya göre dava, kesinleşen orman kadastrosu sınırları içinde kalan tapu kaydının iptal ve tesciline ilişkindir.
Yörede 29.11.1990 tarihinde ilan edilen orman kadastrosu bulunmaktadır. Davacı bu işleme karşı 10 yıllık sürede tapuya dayalı olarak 13.06.1997 tarihinde orman kadastrosuna itiraz davası açmış, davanın reddi yolunda verilen Çanakkale Asliye Hukuk Mahkemesinin 18.12.2000 gün 2000/934-1174 sayılı kararı Yargıtay 20. Hukuk Dairesince 27.11.2001 gün 8208-9067 sayılı kararla onanarak kesinleşmiş ve davacının yargılamanın yenilenmesi istemi de ret edilmiştir.
Arazi kadastrosu 26.04.1973 tarihinde kesinleşmiştir.
İncelenen dosya kapsamına, kararın dayandığı gerekçeye, çekişmeli taşınmazın öncesinin orman olduğu, 4753 Sayılı Yasada ormanların tevzi edileceğine dair bir hüküm bulunmadığı halde, … tevzi komisyonunun hatalı ve yasalara aykırı işlemi sonucu davalı … adına tapuya bağlandığı ve 1973 yılında kadastro ekibi bu tapuya değer vererek … … adına yine hatalı işlemle tapuya tescil ettiği; ne var ki, 6831 Sayılı Orman Yasasının 7. maddesi “Devlet ormanları ile evvelce sınırlaması yapılmış olup da herhangi bir nedenle orman sınırları dışında kalmış ormanların, orman kadastrosu ve bu ormanların içinde ve bitişiğinde bulunan her çeşit taşınmaz malların ormanlarla müşterek sınırının tayini ve tesbiti orman kadastro komisyonları tarafından yapılır.” hükmü gereğince yapılıp kesinleşen orman kadastrosuna ait harita ve tutanaklar ile arazi kadastrosu paftasının uzman orman ve … bilirkişisi tarafından uygulanması sonucu, dava konusu taşınmazın 1990 yılında yapılıp kesinleşen orman kadastrosu sınırları içinde kaldığı, 6831 Sayılı Yasanın 11/1. Maddesinde öngörülen orman kadastrosunun iptali için öngörülen süre içinde davacı tarafından açılan orman kadastrosuna itiraz davasının da reddedilerek kesinleştiği, davacı yönetim; genel arazi kadastrosundan önceki hukuki sebeplere değil, kadastrodan sonraki hukuki nedene dayanarak iptal ve tescil istediğinden, somut olayda 3402 Sayılı Yasanın 12/3. maddesi hükümlerinin uygulanma olanağının bulunmadığı, orman kadastrosunun kesinleşmesiyle taşınmaz kamu malı niteliğini kazandığı ve mülkiyet hakkının Hazineye geçtiği, bu nedenle mahkeme kararının yenilik doğuran (inşai) mülkiyet hakkını sona erdiren bir hüküm olmayıp, mevcut durumu saptayıp hukuksallaştıran, açıklayıcı (izhari) bir hüküm olduğu, bu tür kayıtlarda T.M.Y.’nın 1023 (E.M.Y. İsviçre M.Y.974) maddesindeki “iyi niyetle edinme” kuralının da uygulanamayacağı, taşınmazın iptal edilen bölümleri eski tarihli … fotoğraflarında orman alanı olduğu gibi % 30-70 eğimde … ve rüzgar erozyonuna açık olduğu ve 14.02.2008 tarihinde yapılan keşif sırasında dahi orman olan bölümlerin … alanı olarak kullanılmayıp, muhafaza makisi (orman) ile kaplı bitişik ormanın devamı niteliğinde olduğu belirlenerek davanın kabulüne ve kaydın iptaline karar verilmesinde bir isabetsizlik bulunmamaktadır ancak,mahkemece davalının kusuru olmadığından sözedilerek yargılama giderlerinin davacı idare üzerinde bırakılmasına karar verilmiş olması doğru değil ise de bu husus hükmün bozulmasını ve yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden hükmün düzeltilerek onanması uygun görülmüştür. Bu nedenle, hükmün 5, 6 ve 7. paragraflarının hükümden çıkartılarak bunun yerine “Davacı tarafça sarfedilen 704.70 YTL karar ve ilam harcı da dahil olmak üzere 1586 YTL yargılama giderinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, davacı idare kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden 500.00.- YTL. vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacı idareye verilmesine” cümlesinin yazılması suretiyle düzeltilmesine ve hükmün H.Y.U.Y.nın 438/7. maddesi gereğince düzeltilmiş bu şekliyle ONANMASINA, aşağıda yazılı onama harcının temyiz edenlere ayrı ayrı yükletilmesine 08.04.2009 günü oybirliği ile karar verildi.