YARGITAY KARARI
DAİRE : 20. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2009/5356
KARAR NO : 2009/9066
KARAR TARİHİ : 02.06.2009
MAHKEMESİ :Kadastro Mahkemesi
Taraflar arasındaki tapu iptali ve tescil davasının yapılan duruşması sonunda kurulan hükmün Yargıtayca incelenmesi davacı gerçek kişi tarafından istenilmekle, süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya incelendi, gereği düşünüldü:
K A R A R
2007 yılında yapılan kadastro sırasında… Köyü 101 ada 1 parsel sayılı 4.853 hektar 1.797,57 m2 yüzölçümündeki taşınmaz, senetsiz ve belgesizden orman niteliği ile Hazine adına tespit edilmiştir. … Demirday tarafından açılan dava … Kadastro Mahkemesinin 25.3.2008 gün 2007/225-2008/63 sayılı kararı ile davacının aktif dava ehliyetinin bulunmadığı gerekçesi ile reddedilmiş, temyiz üzerine Dairece onanmıştır. Davacı … 17.3.2008 tarihinde, kazandırıcı zamanaşımı zilyetliğine tutunarak, çekişmeli 101 ada 1 sayılı taşınmazın bir bölümünün adına tapuya tescili istemiyle dava açmıştır. Mahkemece davacının zilyetliğe tutunarak 30 günlük askı süresini geçirerek dava açtığı, tapu kaydına tutunmadığı için orman kadastrosunun kesinleştiği tarihten itibaren 10 yıl içinde asliye hukuk mahkemesinde de dava açamayacağı gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiş, hüküm davacı tarafından temyiz edilmiştir..
Dava, 3402 Sayılı Yasanın 12/3 maddesinde belirtilen 10 yıl içinde açılan orman kadastrosuna itiraz ve tapu iptali tescil niteliğindedir.
Çekişmeli taşınmazın bulunduğu yörede 3402 Sayılı Yasanın 5304 Sayılı Yasa ile değişik 4. maddesi uyarınca yapılan orman kadastrosu vardır.
Mahkemece verilen karar usul ve yasaya aykırıdır. Şöyle ki; Yörede 3402 Sayılı Yasanın 5304 Sayılı Yasa ile değişik 4/3. maddesi gereğince orman kadastrosu yapılmış olup, çekişmeli taşınmaz 101 ada 1 parsel numarası ile orman niteliği ile Hazine adına tespit edilerek 30 gün süre ile askı ilanı yapılmıştır. Davacı kişi 30 günlük askı süresini geçirerek , kadastro mahkemesinde dava açtığı için 101 ada 1 parselin kadastro tespit tutanağı kesinleşmiştir. Ancak; dava 3402 Sayılı Yasanın 12/3 maddesinde belirtilen 10 yıllık süre içinde açıldığından davaya bakma görevi taşınmazın dava edilen bölümünün dava tarihindeki değerine göre genel hukuk mahkemelerine aittir.
Hukuk Genel Kurulunun 18.10.2006 gün ve 2006/20-619-665 sayılı Kararında; “3402 Sayılı Yasanın 4/3. maddesi hükmü gereğince müşterek çalışma esasına göre orman idaresince belirlenip kadastro müdürlüğüne devredilen ve sonuçta hakkında kadastro tutanağı düzenlenerek orman niteliğiyle Hazine adına tesbit edilip 30 günlük askı ilan süresi içinde dava açılmaması sonucu kadastro tutanağı kesinleşen taşınmaz hakkında vergi kaydına ve zilyetliğe dayalı olarak 10 yıl içinde dava açılabilmesinin olanaklı olduğu, mülkiyet hakkının 1961 Anayasasına göre daha da güçlendirilerek, dokunulamaz, vazgeçilemez, devredilemez nitelikteki … haklar ve ödevler başlıklı ikinci kısmında düzenlendiği, bundan gerek
mülkiyet hakkına gerek kişilerin gerekse Devletin azami ölçüde özen göstermesinin amaçlandığı, 3402 Sayılı Yasanın 4. maddesine göre yapılacak kadastro tesbitlerinde zilyetliğe ve vergi kaydına dayalı olarak açılan davaların 30 günlük askı ilan süresi ile sınırlı olduğuna ve 10 yıllık hak düşürücü süre içinde dava açılmasının olanaklı olamadığına ilişkin açık bir hüküm bulunmadığı, sınırlayıcı bir hüküm bulunmadan kişinin Anayasal mülkiyet hakkının özüne dokunur şekilde dava açma süresinin kadastro tutanaklarının askı suretiyle ilana çıkarılmasından itibaren 30 günlük süre ile sınırlandırılması ve bir yerin orman olmadığı bilimsel olarak saptansa dahi hakkın etkin bir şekilde kullanılmasına imkan vermeyecek 30 günlük hak düşürücü sürenin geçmiş olduğu gerekçesi ile mülkiyet hakkının elinden alınmasının doğru olmadığı, … yargılanma hakkının gerek milli Anayasa ve gerek usul hukukunun önemli bir parçası olduğu gibi Avrupa Ortak Anayasal düzeninin … bir değeri olarak kabul edildiği, bu özgürlükler sağlanana kadar bu hakların etkin bir şekilde korunmasını isteme hakkının güvence altına alınmasının önemli olduğu, başvurunun etkin olabilmesi için başvuru için konulan süreninde makul olması gerektiği, 30 günlük dava süresinin dava hazırlığı için yeterli olmadığı 3402 Sayılı Yasanın 4. maddesine göre yapılan kadastro işlemiyle bir yerin niteliğinin orman yada kültür arazisi olarak belirlenmesi durumunda, sonuçlarının ilanı ve hak düşürücü süreler ve bu sürelerde yapılacak itirazlar yönünden bir fark olmadığı, taşınmazların kadastro tesbitinde belirlenen niteliğinin, uyulması gereken usul kurallarını, ilan süresi ve hak düşürücü süreler yönünden fark yaratmayacağı, her ne kadar, 4. madde de orman sınırlaması ve orman sınırları dışına çıkarma işlemlerinin orman kadastro komisyonlarınca tesbit ve haritasına işaretlenerek tutanakları ile birlikte kadastro ekiplerine teslim edileceği öngörmüşse de, yasa metninden 6831 Sayılı Yasanın 11. maddesinde yer alan hak düşürücü sürenin uygulanması gerekeceğinin değil sadece orman olan yerlerde orman sınırlarının belirlenmesinde zorunlu olarak Orman Yasasının sınır belirlemesi ile ilgili özel hükümlerinin uygulanması gerektiği şeklinde anlaşılacağı, hak düşürcü süreler yönünden 3402 Sayılı Yasa tarafından orman yasasına bir atıfta yapılmadığı, orman kadastro komisyonu 3402 Sayılı Yasanın 4. maddesine göre sınırlandırma yaptığına göre hak düşürcü sürenin de 3402 Sayılı Yasının 12/3. maddesinde düzenlendiği şekilde olacağı, 3402 Sayılı Yasanın 16/D maddesinde açıklanan özel yasanın uygulanması koşullarının somut olayda mevcut olmadığı, gerek tapulu gerek tapusuz taşınmazlar yönünden 3402 Sayılı Yasının 12/3. maddesinde öngörülen 10 yıllık dava açma süresinin bulunduğu” ifade edilmiştir.
HGK’nın özetlenen kararı uyarınca somut olayda orman kadastro komisyonu 3402 Sayılı Yasanın 4. maddesine göre sınırlandırma yaptığına göre hak düşürcü sürenin de 3402 Sayılı Yasanın 12/3. maddesinde düzenlendiği şekilde olacağından bu süre içinde ancak yanlışlıkla kadastro mahkemesine dava açıldığından mahkemece görevsizlik kararı verilmesi gerekirken aksi düşünce ile yazılı şekilde karar verilmesi doğru değildir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle; davacı …’nın temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde yatırana iadesine 02.06.2009 günü oybirliğiyle karar verildi.