Yargıtay Kararı 20. Hukuk Dairesi 2009/5447 E. 2009/8228 K. 14.05.2009 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 20. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2009/5447
KARAR NO : 2009/8228
KARAR TARİHİ : 14.05.2009

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi

Taraflar arasındaki tapu iptali tescil ve tespit davasının yapılan duruşması sonunda kurulan hükmün Yargıtayca incelenmesi davalı Hazine tarafından istenilmekle, süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya incelendi, gereği düşünüldü:
K A R A R

Davacı, dava dilekçesinde sınırlarını bildirdiği … Köyü … mevkiinde bulunan toplam 2 parça taşınmazın tapuda kayıtlı olmadığını, kazandırıcı zamanaşımı zilyedliği yoluyla taşınmaz edinme koşullarının yararına oluştuğunu iddia ederek Medeni Yasanın 713. maddesi hükmüne göre adına tescilini ve üzerindeki ağaçların kendisine ait olduğunu, tespitini istemiştir. Mahkemece; davanın kabulüne, 2122 parselin tapu kaydının iptaline, … bilirkişi raporundaki 17.199,16 m2’lik bölümünün davacı, 2123 parselin tapu kaydının iptaline, … bilirkişi raporundaki 1900.08 m2’lik bölümünün davacı adına tesciline, geri kalan bölümlerin Hazine adına tapuya tesciline, üzerindeki ağaçların davacıya ait olduğunun tespitine karar verilmiş, hüküm davalı Hazine tarafından temyiz edilmiştir.
Dava dilekçesindeki açıklamaya göre dava, tapu iptali ve tescil ile tespit talebine ilişkindir.
Çekişmeli taşınmazların bulunduğu yerde tesbit tarihinden önce orman kadastrosu yapılmamıştır. Genel arazi kadastrosu işlemi 1967 yılında yapılmış kesinleşmiştir.
Mahkemece kurulan hüküm doğru değildir. Şöyle ki; toplanan deliller ve tüm dosya kapsamından davacının kazandırıcı zamanaşımı ile zilyetlik koşullarının lehine oluştuğu iddiası ile bu davayı açarak … Kasabası 2121 ve 2123 taşınmazların bir bölümlerini talep ettiği, bu taşınmazların önce yörede 1967 tarihinde yapılan genel kadastro çalışmalarında hali arazi olmaları nedeni ile tescil harici bırakıldıkları daha sonra ise Hazinenin devletin hüküm ve tasarrufu altındaki yerlerden olması nedeni ile hasımsız olarak açmış olduğu tescil davası sonucunda verilen Asliye Hukuk Mahkemesinin 15.03.1996 tarih 1996/133-211 ve 1996/132-210 sayılı ilamları ile tarla niteliği ile Hazine adına tapuya tescil edildiği, çekişmeli taşınmazlara komşu olan 853, 854 ve 855 parsellerin 4753 Sayılı Yasa gereğince oluşan tevzi tapuları ile gerçek kişiler adına tesbit edilerek tapu kayıtlarının oluştuğu, bunlardan 854 parselin dayanağı olan Temmuz 1956 tarih 325 sayılı tapu kaydının doğudan çekişmeli 2123 parsel yönünü “Kabatepe Sırtları” okuduğu, aynı tapu kaydının batıdan çekişmeli 2122 parsel yönünü ise “fundalık” okuduğu, yine 855 ve 853 parsellerin çekişmeli taşınmazlar yönünü “Kabatepe Sırtları” olarak okuduğu, uzman ziraat bilirkişinin çekişmeli taşınmazlar üzerinde imar ihya yapıldığını açıklamasına rağmen imar ve ihyanın tamamlandığı tarihi açıklamadığı, davacı gerçek kişinin Hatay Defterdarlığı Dörtyol Mal Müdürlüğünün 14.03.1995 tarih 40-1428 sayılı yazısı ile 1990 – 1994 tarihleri arasında devletin hüküm ve tasarrufu altındaki (2123 parsel

-2- 2009/5447 – 8228

içindeki) 2000 m2’lik taşınmazı işgal etmesi nedeni ile 2886 Sayılı Yasanın 75. maddesi gereğince ecrimisil tahakkuk ettirildiği, davacının tahakkuk edilen miktarı 2.5.1995 tarihli makbuz ile ödeme yaptığı, daha sonra yine 10.04.1997 tarih 41-2805 /432 sayılı ihbarname ile yine davacı hakkında 1995 yılında itibaren 3 yıllık kulanım nedeni ile ecrimisil ihbarnamesi düzenlendiği, bunun da 21.05.1997 tarihli makbuz ile davacı tarafından ödendiği, yine 03.02.1999 tarih 41/2805 sayılı yazı ile düzenlenen 1 yıllık ecrimisil ihbarnamesinin 06.04.1999 tarihli makbuz ile ödendiği, yine 2122 parsele ilişkin olarak 1993-1997 tarihleri arasındaki işgalden dolayı tahakkuk ettirilen ecrimisil bedelinin 21.05.1997 tarihli makbuz ile, 1998 yılına ilişkin bedelin 07.02.1999 tarihli makbuz ile davacı tarafından ödendiği, aynı taşınmaza ilişkin olarak davacı hakkında 2002 yılının sonuna kadar ecrimisil tahakkuk ettirildiği, bu durumda davacının 1993 tarihlerinden beri çekişmeli her iki taşınmaz üzerinde … sıfatı ile zilyetliğinin bulunmadığı anlaşılmaktadır. O halde; kazandırıcı zamanaşımı ile zilyetlik koşulu olan … sıfatı ile zilyetliğin davacı yönünden bulunmaması nedeni ile davanın reddine karar verilmesi gerekirken aksine düşünceler ile kurulan hüküm usul ve yasaya aykırıdır.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle; davalı Hazinenin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA 14/05/2009 günü oybirliği ile karar verildi.