YARGITAY KARARI
DAİRE : 20. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2009/7533
KARAR NO : 2009/9237
KARAR TARİHİ : 04.06.2009
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasındaki tapu iptali ve tescil davasının yapılan duruşması sonunda kurulan hükmün Yargıtayca incelenmesi davalı gerçek kişi ve Hazine tarafından istenilmekle, süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya incelendi gereği düşünüldü:
K A R A R
Davacı Hazine 14.10.2008 tarihli dilekçesiyle, davalı adına tapuda kayıtlı … köyü 2401 sayılı parselin 1942 yılı orman kadastrosu sınırları içindeyken, 6831 Sayılı Yasanın 2/B madde uygulamasıyla Hazine adına orman sınırları dışına çıkarıldığını, tapu kaydının iptalini ve Hazine adına tapuya tescilini istemiştir. Mahkemece davanın KABULÜNE, çekişmeli parselin tapu kaydının iptaline ve Hazine adına tapuya tesciline karar verilmiş, hüküm davalı gerçek kişi tarafından temyiz edilmiştir.
Dava dilekçesindeki açıklamaya göre dava, kesinlemiş orman kadastrosu sınırları içindeyken yine kesinleşmiş 2/B madde uygulamasıyla Hazine adına orman sınırları dışına çıkarılan taşınmazın tapu kaydının iptali ve tapuya tesciline ilişkindir.
Çekişmeli taşınmazın bulunduğu … köyünde ilk orman kadastrosu 1940 yılında yapılıp kesinleşmiş, daha sonra 1993 yılında yapılan aplikasyon ve 3302 Sayılı Yasa ile değişik 6831 Sayılı Yasanın 2/B Madde uygulaması 21.11. 1993 tarihinde ilan edilmiştir.
Mahkemece, kesinleşmiş orman kadastro tutanakları ve haritalarıyla, kesinleşmiş mahkeme kararının uygulanmasına dayalı inceleme, araştırma ve keşif soncu düzenlenen uzman bilirkişi ve harita mühendisi bilirkişi tarafından düzenlenen müşterek bilirkişi rapor ve krokisi ile çekişmeli parselin kesinleşmiş orman kadastrosu sınırları içindeyken yine kesinleşmiş 2/B uygulamasıyla Hazine adına orman sınırları dışına çıkarıldığının belirlendiği gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmişse de;
Çekişmeli 2401 sayılı parselin, aynı köy 573 sayılı parselden Sulh Hukuk Mahkemesinin 15.09.1976 gün ve 1975/560-394 sayılı kararı ile ifrazen oluşan 1506 sayılı parselin ifrazıyla oluşmuştur.
Yangı köyü 573 sayılı parselin, 38100 m2 yüzölçümünde tarla niteliğiyle, K.sani 295 tarih 30 ve 183, Şubat 1338 tarih 7, T.evvel 1930 tarih 18 ve Mart 1951 tarih 109 tapu kayıtları ile, … …, … …ve… … adına 25.06.1953 tarihinde tesbit edildiği, kadastro tesbitine, Orman Yönetimince, taşınmazın kesinleşen orman sınırları içinde kaldığı iddiasıyla, … … tarafından ise taşınmazda payının bulunduğu gerekçesiyle itiraz edildiği, Gezici Arazi Kadastro Mahkemesince düzenlenen tensip tutanağında, Orman Yönetimi yanı sıra … …., … …., … …’ün de davacı sıfatıyla gösterildiği, ancak sonraki celse tutanakları ve keşif tutanağında Orman Yönetimine yer verilmediği gibi, gerekçeli kararda da, Orman Yönetiminin taraf olarak gösterilmediği, 15.08.1961 tarihli keşifte mütehassıs bilirkişi olarak adlandırılan … elemanı bilirkişinin taşınmazın kesinleşen orman sınırları dışında bulunduğunu bildirdiği, Mahkemece, taşınmazın K: sani 1295 tarih 30, ve 183, Mayıs 1291 tarih 157 numaralı sicilde … … adına kayıtlı olduğu, … … mirasçılarından … …, …, … …paylarının senetle … …’a satıldığının belirlendiği gerekçesiyle tesbitin iptaline ve taşınmazın 19/20 payının … …, 1/20 payının ise… … adına tesciline ilişkin, Gezici Arazi kadastro Mahkemesinin 21.04.1961 gün ve 1954/2533-24 sayılı kararının sadece … … vekili tarafından temyiz edildiği, Mahkemece temyiz giderleri ödenmediği için temyiz talebi red edilerek, kararın 19.12.1962 tarihinde kesinleştiğinin karar üzerine yazıldığı, 573 parselin mahkeme kararı infaz edilerek tapuya tescil edildiği anlaşılmaktadır.
Hukuk Yargılama Usul Yasasının 237. maddesi anlamında kesin hükümden söz edilebilmesi için, davanın taraflarının ve konusunun aynı olması gereklidir. Yukarıda sözü edilen mahkeme dosyası incelendiğinde görüldüğü gibi, 573 sayılı parselin kadastro tesbitine aslında Orman Yönetiminin itirazı ve davası bulunduğu halde, Yönetim taraf değilmiş gibi, yokluğunda yargılama yapılıp, kararda taraf olarak gösterilmeden, parselin kesinleşmiş orman sınırları dışında da olduğundan söz edilerek gerçek kişiler adına tesciline karar verilmiş, karar Orman Yönetimine tebliğ edilmemiştir. Bu nedenlerle Gezici Arazi Kadastro Mahkemesinin 21.04.1961 gün ve 1954/2533-24 sayılı kararının Orman Yönetimi ve Hazine aleyhine kesinleştiğinden söz edilemez. Sözü edilen bu karar Orman Yönetimi ve Hazine aleyhine kesin hüküm oluşturmadığı gibi, 573 sayılı parselin kadastro tesbitinin Orman Yönetimi açısından kesinleştiğinden de söz edilemez.
Yine … … ve paydaşları tarafından davalı sıfatıyla Hazine ve Orman Yönetimi aleyhine açılan davanın kabulüne ilişkin … Asliye Hukuk Mahkemesinin 0.12.2003 gün ve 2003/213 E, 452 K. Sayılı kararının Hazine ve Orman Yönetiminin temyizi üzerine Dairenin 2005/493-1665 sayılı kararıyla özcümle; çekişmeli parselin ifraz edildiği 573 sayılı parsele ilişkin Gezici Arazi Kadastro Mahkemesinin 21.04.1961 gün ve 1954/2533-24 sayılı kararının Orman Yönetimine tebliğ edilmesi, bu karar Orman Yönetimi tarafından temyiz edilirse, temyiz sonucunun ve kararın kesinleşmesinin beklenmesi gereğine değinilerek sair temyiz itirazları incelemeden bozulmuş, bozma kararı taraflarına tebliğ edilmiş, süresinde karar düzeltme isteminde bulunulmadığı için kesinleşmiş ve Mahkemenin 2005/375 Esasına kayıt edilmiş, celse günü olarak belirlenen ve taraflara tebliğ edilen 14.11.2005 günü davacı taraf gelmediği için dosyanın işlemden kaldırılmasına karar verilmiş, üç ay içinde yenilenmediğinden verilen davanın açılmamış sayılmasına ilişkin 03.04.2006/2005/375-60 sayılı kararı temyiz yolu kullanılmadığı için 04.12.2006 günü oybirliği ile karar verilmiştir.
O halde; mahkemece, Gezici Arazi Kadastro Mahkemesinin 21.04.1961 gün ve 1954/2533-24 sayılı kararının aslında taraf olduğu halde, karar başlığında gösterilmeyen Orman Yönetimine tebliğinin sağlanması, karar Orman Yönetimi tarafından temyiz edilmeyerek Yönetim aleyhine kesinleşir ise yargılamaya devamla hüküm kurulması, Gezici Arazi kadastro Mahkemesi kararı Orman Yönetimi tarafından temyiz edilirse, temyiz incelemesinin neticesinin beklenmesi gerekirken, yargılamaya devamla hüküm kurulması usul ve yasaya aykırıdır.
SONUÇ: yukarıda açıklanan nedenlerle davalı gerçek kişilerin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, bozma nedenine göre diğer yönlerin bu aşamada incelenmesine yer olmadığına, peşin alınan temyiz harcının istek halinde yatıranlara iadesine 04/06/2009 günü oybirliği ile karar verildi.