YARGITAY KARARI
DAİRE : 20. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2009/9427
KARAR NO : 2010/425
KARAR TARİHİ : 21.01.2010
MAHKEMESİ :Kadastro Mahkemesi
Taraflar arasındaki kadastro komisyon kararına itiraz davasının yapılan duruşması sonunda kurulan hükmün Yargıtayca incelenmesi davalı Hazine tarafından istenilmekle, süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya incelendi, gereği düşünüldü:
K A R A R
2004 yılında yapılan kadastro sırasında … Köyü … ada 16 parsel sayılı 26.062 m2 yüzölçümündeki taşınmaz, senetsiz ve belgesizden kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği nedeniyle tarla niteliği ile … ve ortakları adlarına tespit edilmiş, daha kadastro komisyonunca taşınmazın 2863 Sayılı Yasanın 11. maddesini değiştiren 5226 sayılı Yasanın 5. maddesi uyarınca 1. derecede doğal sit alanı içinde kaldığından söz edilerek kadastro tespitinin iptali ile Hazine adına tespitine karar verilmiştir.
Davacı …, kazandırıcı zamanaşımı zilyetliğine tutunarak çekişmeli taşınmazın adına tapuya tescili istemiyle dava açmıştır. Mahkemece, dava konusu taşınmazın 1. derece doğal sit alanı içinde kaldığı, bu yerlerin zilyetlik yoluyla kazanılamayacağı gerekçesi ile davanın reddine, taşınmazın kadastro komisyon kararında olduğu gibi tapuya tesciline karar verilmiş, hüküm davalı Hazine tarafından temyiz edilmiştir.
Dava, kadastro komisyon kararına itiraz niteliğindedir.
Çekişmeli taşınmazların bulunduğu yörede yapılıp kadastro tespit tarihi itibariyle kesinleşmeyen orman kadastrosu ve 2/B madde uygulaması bulunmaktadır.
22.05.2007 tarihinde kabul edilen ve 30.05.2007 tarihinde yayınlanarak yürürlüğe giren 5663 sayılı Kanunla, 2863 sayılı Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Kanununun 11. Maddesinin 1. Fıkrasının 2. Cümlesi değiştirilmiş “Ancak, Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma bölge kurullarınca birinci gurup olarak tescil ve ilan edilen kültür varlıklarının bulunduğu taşınmazlar ile birinci ve ikinci derece arkeolojik sit alanlarındaki taşınmazlar zilyetlik yoluyla iktisap edilemez” hükmüne yer verilmiş olup, yeni yasal düzenlemede “…birinci gurup olarak tescil ve ilan edilen kültür varlıklarının bulunduğu taşınmazlar ile birinci ve ikinci derece arkeolojik sit alanlarının” zilyetlikle kazanılamayacağı öngörüldüğünden, doğal sit alanları ve 3. Derece arkeolojik sit alanlarında bulunan taşınmazların koşulları oluştuğu taktirde, zilyetlik yoluyla kazanılmaları mümkün hale gelmiştir. Ancak uzman orman ve fen bilirkişi tarafından ortak düzenlenen aplikeli eski tarihli memleket haritası ve hava fotoğraflarında çekişmeli taşınmazın bir bölümü yeşil renkli ormanlık alanda, bir kesimi de orman içi açıklığı olarak gözükmektedir. Tapu ve zilyetlikle ormandan toprak kazanma olanağı sağlayan 3402 Sayılı Yasanın 45. maddesinin ilgili fıkraları, Anayasa Mahkemesinin 01.06.1988 gün ve 31/13 E.K.; 14.03.1989 gün ve 35/13 E.K. ve 13.06.1989 gün ve 7/25 E.K. sayılı kararları ile iptal edilmiş olup, diğer fıkraları da 3.3.2005 tarihinde yürürlüğe giren 5304
-2- 2009/9427 – 2010/425
Sayılı Yasa ile yürürlükten kaldırıldığından bu yollarla ormandan yer kazanılamaz. Kaldı ki; taşınmazın fen bilirkişi tarafından düzenlenen krokili raporda (A) ile işaretlenen 4.649,22 m2 yüzölçümlü kesiminin de imar ihya edilmediği, halen taşlık olduğu belirlenmiştir. Açıklanan nedenlerle davanın reddine karar verilmesi gerekirken maddi yanılgı ile taşınmazın 1. derece doğal sit alanı içinde kaldığı gerekçesi ile davanın reddine karar verilmesi doğru değil ise de bu durum hükmün bozulmasını ve yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden gerekçenin yukarıda açıklandığı şekilde düzeltilmesine ve hükmün gerekçesinin bu düzeltilmiş şekli ONANMASINA, Harçlar Yasasının değişik 13/j maddesi gereğince harç alınmasına yer olmadığına 21/01/2010 günü oybirliğiyle karar verildi.