YARGITAY KARARI
DAİRE : 20. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2009/9682
KARAR NO : 2009/11452
KARAR TARİHİ : 08.07.2009
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasındaki orman tahdidinin iptali ve 2/B şerhinin silinmesi davasının yapılan duruşması sonunda kurulan hükmün Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenilmekle, süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya incelendi, gereği düşünüldü:
K A R A R
… Köyü 1099 parselden ifraz edilen 1516, 1518, 522 sayılı parseller hakkında açılan davanın kabulü yolunda verilen karar Yargıtay 20. Hukuk Dairesinin 03/05/2007 gün ve 4225-5754 sayılı kararıyla bozulmuştur. Dairenin bozma kararında özetle; “Yörede yapılan makiye ayırma işleminin geçerli olmadığı, taşınmazın öncesinin tapuda kayıtlı Devlet Ormanı olup, kadastro sırasında bu kesinleşen orman kadastro sonucu oluşturulan tapu kaydı revizyon gösterilerek 1099 sayılı parselin tesbit tutanağı düzenlendiği, kişilerin açtığı dava sonucu 1951 yılında yapı lan maki işlemine değer verilmeyerek hükmen orman niteliğiyle tapu kaydı oluşturulduğu, davalıların tutunduğu tapu kaydı orman parseli içinde … tevzi yoluyla oluşmuşsa da 4753 Sayılı Yasada ormanların tevzi edileceğine ilişkin bir hüküm bulunmadığından … tevzi tapusunun yolsuz tescil niteliğinde bulunduğu gibi, 3402 Sayılı Yasanın 45. maddesinin bir kısım hükümlerinin Anayasa Mahkemesince iptal edildiği, iptal edilmeyen hükümlerinin de 5304 Sayılı Yasa ile tamamen yürürlükten kaldırıldığı, öncesi orman olan ve daha sonra orman niteliğini kaybetmesi nedeniyle orman sınırları dışına çıkarılan taşınmazın tapu kaydına 2/B şerhi konulmasının yasal olduğundan davanın reddine karar verilmesi” gerektiğine değinilmiştir. Mahkemece bozma kararına uyulduktan sonra davanın reddi yolunda verilen karar davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Yörede 1944 yılında 3116 Sayılı Yasa hükümlerine göre yapılıp kesinleşen orman kadastrosu, 1951 yılında 5653 Sayılı Yasaya göre makiye ayırma çalışması, 04.07.1988 tarihinde kesinleşen aplikasyon ve 2/B madde uygulaması vardır.
Hükmüne uyulan bozma kararına, dosya kapsamına, kararın dayandığı gerekçeye ve uzman bilirkişi tarafından kesinleşen orman kadastro ve 2/B madde uygulamasına ilişkin haritaların uygulanmasına dayalı araştırma ve inceleme sonucu, çekişmeli taşınmazın öncesinin 1099 numaralı kadastro parseli olduğu ve bu parselin 3116 Sayılı Yasa hükümlerine göre yapılıp kesinleşen orman sınırlama tutanak ve haritası içinde kalması nedeniyle Mayıs 1946 tarih 19 numarada orman niteliğiyle Hazine adına tescil edildiği, 1956 yılında yapılan arazi kadastrosu sırasında orman kadastrosu sonucu oluşan bu tapu kaydının 1099 numaralı orman parseline revizyon gösterilerek tespit tutanağı düzenlendiği ve gerçek kişilerin Gezici Arazi Kadastro Mahkemesinde açtıkları dava sonucu, makiye ayırma işlemine değer verilmeyerek, dava konusu parselin de içinde bulunduğu 1099 sayılı parselin orman niteliği ile Hazine adına tesciline dair verilen kararın kesinleştiği, 1957 yılında hükmen orman olarak tescil edilen 1099 numaralı orman parselinin bazı bölümlerinin … Tevzi Komisyonu tarafından o tarihte yürürlükte olan, Anayasanın 131. maddesi ile yasa ve yönetmeliklere aykırı olarak orman niteliğinde tapuda kayıtlı olan taşınmazı 1967 yılında … tevzi yoluyla dağıtarak 14.09.1968 tarihinde gerçek kişi adına … tevzi tapu kaydını oluşturduğu, 4753 Sayılı Yasanın 8. maddesinde ormanların tevzi edileceğine dair bir hüküm bulunmadığı, çekişmeli taşınmazların 1099 sayılı orman parselinin bir bölümü olduğu, 1950 yılında 5653 Sayılı Yasa hükümlerine göre makiye ayrılmış ise de, makiye ayırma komisyonunun Yasa ve Yönetmeliğe aykırı olarak … ve … … isimli iki kişiden oluşturulduğu ve … Asliye (2) Hukuk Mahkemesinin 21.06.2005 gün ve 2005/120-322 sayılı kararını direnme yoluyla inceleyen Hukuk Genel Kurulunun 10.05.2006 gün ve 2006/20-148-286 sayılı kararında da belirtildiği gibi, 17.09.1951 ve 20.09.1951 tarihleri arasında görev yapan bu kişilerin XVIII numaralı maki poligonu tutanağı düzenlendiği, herhangi bir ölçüm açı değeri göstermeden … merkezi de dahil olmak üzere bir çok köyün yerleşim yerini ve bu köylerin tapulu-tapusuz … arazilerini, meraları, tarıma uygun olmayan dağları, yolları, tahdidi yapılan ve yapılmayan ormanları 1/25.000 ölçekli memleket haritası üzerine kabataslak çizerek 22.262 Hektar yüzölçümlü maki poligonu içinde gösterdiği, aynı şekilde 23 adet başka maki poligonu belirlediği, bu işlemin Yasa ve Yönetmeliğe aykırı olduğu, eylemli orman olan yerlerin ve muhafaza makiliklerinin makiye ayrılamayacağının Dairemiz kararları ile 1. Hukuk Dairesinin 27.03.2003 gün 2003/2866-3623 ve 1999/7693-9956 sayılı kararlarında da kabul edildiği, böyle yerler için oluşturulan özel tapulu taşınmazlar hakkında 22.03.1996 gün ve 1993/5-1 Sayılı İnançları Birleştirme Kararının uygulama yerinin olmadığı, dava konusu taşınmazın 1943 yılında yapılıp kesinleşen orman kadastrosu sınırları içinde kaldığı,daha sonra 31.12.1981 tarihinden önce bilim ve … bakımından orman niteliğini yitirmesi nedeniyle Hazine adına orman sınırları dışına çıkartılma işleminin de kesinleştiği, taşınmaz daha önce yapılan orman kadastro sınırları içinde olduğundan arazi kadastrosu ile orman niteliğinde tapu kaydı oluşturulduktan sonra … tevzi komisyonu tarafından bu durum gözönünde bulundurulmadan … tevzi sonucu, orman parselinin dağıtımı ile kişiler adına özel mülk olarak tapu oluşturulmasının yolsuz (T.M.Y.nın 1025. md.) ve bütün sonuçlarıyla hükümsüz olması nedeniyle malikine mülkiyet … kazandırmayacağı ve T.M.Y.nın 1026 (E.M.Y.nın 934. İsviçre 976) maddesi gereğince hiç bir süreye bağlı kalmadan her zaman iptal edileceği, iptali istenilen kaydın oluşumu ile ilgili kadastro tespit tutanağı düzenlenmediğinden somut olayda 3402 Sayılı Yasanın 12/3. maddesi hükümlerinin uygulanma olanağının bulunmadığı, tapu kaydının baştan beri yolsuz tescil niteliğinde oluşturulan bir kayıt olması nedeniyle davacıya hiç bir zaman mülkiyet … kazandırmayacağı ve başlangıcından itibaren yolsuz ve geçersiz olan tapu kaydının iptaline ilişkin mahkeme kararının yenilik doğuran (inşai) mülkiyet hakkını sona erdiren bir hüküm olmayıp, mevcut durumu saptayıp hukuksallaştıran, açıklayıcı (ihzari) başka bir anlatımla; mülkiyet hakkının baştan beri doğmadığını belirleyen bir hüküm olduğu, bu tür kayıtlarda T.M.Y.’nın 1023 (E.M.Y. İsviçre M.Y.974) maddesindeki “iyi niyetle edinme” kuralının da uygulanamayacağı ve koşulları var ise davalının sebepsiz zenginleşme hükümlerine göre dava konusu taşınmazı kendisine satan kişiden satış bedelini geri isteyebileceği gözönünde bulundurularak, mahkemece davanın reddine karar verilmesinde isabetsizlik bulunmadığına göre, yerinde olmayan temyiz itirazlarının reddi ile usul ve yasaya uygun olan hükmün ONANMASINA, aşağıda yazılı onama harcının temyiz edene yükletilmesine 08/07/2009 günü oybirliği ile karar verildi.