Yargıtay Kararı 20. Hukuk Dairesi 2009/9684 E. 2009/11448 K. 08.07.2009 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 20. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2009/9684
KARAR NO : 2009/11448
KARAR TARİHİ : 08.07.2009

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi

Taraflar arasındaki tapu iptali tescil davasının yapılan duruşması sonunda kurulan hükmün Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenilmekle, süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya incelendi, gereği düşünüldü:

K A R A R

Hükmüne uyulan Yargıtay 20. Hukuk Dairesinin 11/06/2008 gün ve 6371-8659 sayılı bozma kararında özetle; “Çekişmeli … Köyü 380 sayılı parsel hakkında evvelce davalılar tarafından 6 aylık sürede açılan orman tahdidine itiraz davasının reddedildiği, o dosyada (K.M. 2003/4) Hazinenin tapu iptali tescil istemi yönünden görevsizlik kararı verildiği ve tefrik edilerek temyize konu 2006/521 sayılı dosyayı oluşturduğu, taşınmazın A (356 m2) ve B (1839 m2) bölümlerinin hem 3116 Sayılı Yasaya göre yapılan orman kadastrosunda, hem de 2003 yılında kesinleşen aplikasyonda orman sınırları içinde kaldığı belirlendiğine göre bu bölümlerin Hazine adına orman niteliği ile tesciline karar verilmesi gerekirken, davanın sadece 2/B uygulamasına dayalı açıldığı düşüncesiyle reddine karar verilmesinin isabetsiz olduğu ” açıklanmıştır. Mahkemece, bozma kararına uyulduktan sonra H.Y.U.Y.’nın 409. maddesine göre davanın AÇILMAMIŞ SAYILMASINA karar verilmiş, hüküm davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava dilekçesindeki açıklamaya göre dava, orman savına dayalı tapu iptali tescil niteliğindedir.
Çekişmeli taşınmazın bulunduğu yerde tesbit tarihinden önce 1945 yılında 3116 Sayılı Yasaya göre yapılıp kesinleşen orman kadastrosu bulunmaktadır. Daha sonra 19/03/2003 tarihinde ilan edilerek, dava tarihinde kesinleşen aplikasyon ve 2/B uygulaması ile 09/12/1966 tarihinde kesinleşen arazi kadastrosu vardır.
Mahkemece, Hazine vekilinin bozma kararı sonrası yapılan 12.11.2008 tarihli ilk duruşmaya katılmadığı gerekçesiyle dosyanın işlemden kaldırılmasına ve daha sonra da H.Y.U.Y.’nın 409. maddesi gereğince açılmamış sayılmasına karar verilmiştir.
Mahkemenin bir kişiyi, taraf, taraf vekili, tanık veya bilirkişi sıfatıyla mahkemeye çağırmasına davet, davetin yazılı şekline de davetiye denir.
Duruşmaya davetin (çağırmanın) davada büyük önemi vardır. Çünkü, kanunun gösterdiği istisnalar dışında hakim tarafları, dinlenemeden ve onları iddia ve savunmalarını beyan etmeleri için usulüne uygun bir biçimde davet etmeden hükmünü veremez. (H.Y.U.Y.’nın 73) Taraflar özellikle ilk duruşmaya davetiye ile çağrılırlar. İlk duruşmadan sonraki duruşmalar için, taraflara davetiye gönderilmesine gerek yoktur. Sonraki oturum günü duruşmada taraflara veya varsa vekillerine sözlü olarak bildirilir. (tefhim edilir.)
Yeri gelmişken hemen belirtilmelidir ki, davet ile tebliğ aynı şeyler değildir. Duruşmaya davet, bir davetiye ile yapılır. Davetiyede davet edilen kişinin hangi mercide ve hangi gün ve saatte hazır bulunması gerektiğinin tereddüt yaratmıyacak açık ve anlaşılır biçimde belirtilmesi, davetin geçerliliği ve hukuken sonuç doğurması için zorunludur.
Bilindiği üzere, usulüne uygun şekilde çıkartılan davetiyenin ilgilisine tebligat hükümlerine göre tebliğ edilmiş olmasına karşın, iki tarafın da duruşmaya gelmemesi halinde, mahkemece dosyanın işlemden kaldırılmasına karar verilmesi gerekir. (H.Y.U.Y.’nın md.409)
Somut olayımızda, mahkemenin 08/06/2007 gün ve 2006/521 E. – 2007/286 K. Sayılı kararının, Yargıtay 20. Hukuk Dairesince temyiz incelemesi sonucu, 11/06/2008 gün ve 2008/6371 – 8659 sayılı hükmü ile bozularak dosyanın mahkemesine gönderildiği, bu durumda mahkemece, daha önce temyiz edenden H.Y.U.Y.’nın 434. maddesi uyarınca peşin alınmış olan gider kullanılmak suretiyle kendiliğinden (resen) tarafların duruşmaya çağırması gerektiği (H.Y.U.Y.’nın md.429), mahkemece yasanın bu hükmü gözardı edilerek, duruşma gününden haberdar edilmeyen davacının duruşmaya gelmediğinden bahisle dosyanın H.Y.U.Y.’nın 409. maddesi hüküm gereğince işlemden kaldırıldığı, işlemden kaldırıldığı tarihten itibaren üç ay içinde taraflarca yenilenmediği gerekçe yapılarak davanın açılmamış sayılmasına karar verildiği görülmüştür.
Anayasamızın 36. Maddesine göre, herkes meşru vasıta ve yollardan faydalanmak suretiyle yargı mercileri önünde iddia ve savunma ile … yargılanma hakkında sahiptir. Adli yargılama …, hak arama özgürlüğünün uygulamaya yönelik uzantısı niteliğinde olduğundan, yasanın emredici usuli işlemleri gözardı edilerek mahkemece ve Yargıtay bozma kararından sonraki ilk duruşma günü davacıya bildirilmeden dosya ele alınıp duruşma yapılarak tarafların yokluğunda, dosyanın işlemden kaldırılmasına karar vermek doğru olmadığı gibi, usul ve yasalara uygun olmayan bir işlem esas alınarak üç ay sonra taraflarca yenilemeyen davanın açılmamış sayılmasına karar verilmesi de doğru görülmemiştir.
Davacı Hazine vekiline, Yargıtay kararının tebliği amacıyla çıkarılan 08.07.2008 tarihli tebligat parçasında yazılı olan “Temyiz posta masrafı yetersiz olduğundan, bazı davalılara bozma kararı tebliğe çıkarılamamış olup en kısa zamanda mahkeme kalemine gelmeniz rica olunur” şeklindeki şerh yukarıda belirtilen davet ve davetiye kavramlarına uygun olmadığı gibi, 08.10.2008 tarihli tensip zaptında taraflara duruşma gününü bildirir davetiye gönderilmesine karar verildiği, zaptın altında “9 davetiye yazıldı” şeklinde şerh verildiği halde, dosya içinde tebligat parçalarının bulunmadığı 12.11.2008 tarihli ilk celse tutanağına da davacı vekilinin duruşmaya katıldığının yazılı olduğu görülmektedir.
Bu durumda mahkemece verilen karar usül ve yasalara aykırı olduğu gibi, yukarıda açıklanan dosya kapsamına da uygun bulunmadığından mahkemece duruşma gününün yukarıda belirtildiği şekilde taraflara tebliği ile, yapılacak yargılama sonucu işin esasına girilerek dosyadaki delillere göre hüküm kurulmalıdır.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle; Hazinenin temyiz itirazlarının kabulü ile usul ve yasaya uygun olmayan hükmün BOZULMASINA 08.07.2009 gününde oybirliği ile karar verildi.