Yargıtay Kararı 20. Hukuk Dairesi 2010/1002 E. 2010/5892 K. 05.05.2010 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 20. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2010/1002
KARAR NO : 2010/5892
KARAR TARİHİ : 05.05.2010

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi

Taraflar arasındaki tapu iptali davasının yapılan duruşması sonunda kurulan hükmün Yargıtayca incelenmesi davacı Hazine tarafından istenilmekle, süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya incelendi, gereği düşünüldü:
K A R A R
Davacı Hazine vekili, … 347 parsel sayılı 6560 m2 yüzölçümlü taşınmazın 1993 yılında yapılıp kesinleşen orman kadastro sınırları içinde kaldığından davalılar miras bırakanı … Rıdvan Saygı adına kayıtlı tapunun iptalini ve Hazine adına tescilini istemiştir. Mahkemece, 5841 Sayılı Yasa ile değişik 3402 Sayılı Yasanın 12/3. Maddesinde öngörülen 10 yıllık hakdüşürücü sürenin geçirilmesi nedeniyle davanın reddine karar verilmiş, hüküm davacı Hazine tarafından temyiz edilmiştir.
Dava dilekçesindeki açıklamaya göre dava, kesinleşen orman kadastrosu sınırı içinde kalan tapu kaydının iptali ve tescil istemine ilişkindir.
Çekişmeli taşınmazın bulunduğu yerde tesbit tarihinden sonra 1993 yılında 6831 Sayılı Yasa hükmüne göre yapılıp kesinleşen orman kadastrosu ve 13.09.1966 tarihinde yapılan genel arazi kadastrosu bulunmaktadır. Daha sonra 06.11.1995 tarihinde ilan edilerek dava tarihinde kesinleşen orman kadastrosu ve 2/B madde uygulaması vardır. Genel arazi kadastrosu işlemi 1966 yılında yapılmış ve kesinleşmiştir.
Mahkemece, hak düşürücü süre nedeniyle davanın reddine karar verilmişse de, uzman orman ve … bilirkişiler tarafından kesinleşen orman kadastrosu ve 2/B madde uygulamasına ait harita ve tutanaklar ile arazi kadastrosu paftasının uygulanması sonucu dava konusu taşınmazın 1945 yılında 4785 Sayılı Yasanın yürürlüğünden önce yapılıp kesinleşen orman kadastrosu sınırları dışında bırakılmışsa da 1993 yılında 4785 Sayılı Yasa ve 6831 Sayılı Yasanın 7. maddesinin verdiği orman kadastrosu yetkisi ile çalışan 6 nolu orman kadastro komisyonu tarafından orman kadastro tutanağının 95. sayfasında açıklandığı gibi “üzerindeki eylemli orman örtüsü nedeniyle “Harkarkası Devlet Ormanı” olarak sınırlandırıldığı anlaşılmaktadır. 6831 Sayılı Orman Yasasının 7. maddesindeki “Devlet ormanları ile evvelce sınırlaması yapılmış olup da herhangi bir nedenle orman sınırları dışında kalmış ormanların, orman kadastrosu ve bu ormanların içinde ve bitişiğinde bulunan her çeşit (bu kavram içine daha önce arazi kadastrosu yapılmış ve yapılmamış tüm taşınmazlar girmektedir) taşınmaz malların ormanlarla müşterek sınırının tayini ve tesbiti orman kadastro komisyonları tarafından yapılır.” hüküm ve 4785 Sayılı Yasanın 1. maddesindeki hüküm gereğince yapılıp kesinleşen orman kadastrosu ve 2/B madde uygulamasına ait harita ve tutanaklar ile arazi kadastrosu paftasının uzman orman ve … bilirkişisi tarafından uygulanması sonucu, dava konusu taşınmazın kesinleşen orman kadastrosu sınırları içinde kaldığı, keşif sırasında çekilen renkli fotoğraflardan eylemli olarak 5-6 metre boyunda meşe ağaçları ile kaplı olduğu, davacı Hazine, genel arazi kadastrosundan önceki hukuki sebeplere değil, kadastrodan sonraki hukuki nedene dayanarak iptal ve tescil isteği ile dava açtığından, somut olayda 3402 Sayılı Yasanın 12/3. maddesi hükümlerinin uygulanma olanağının bulunmadığı, orman kadastrosunun kesinleşmesiyle taşınmazın kamu malı niteliğini
kazandığı ve mülkiyet hakkının Hazineye geçtiği, bu nedenle mahkeme kararının yenilik doğuran (inşai), mülkiyet hakkını sona erdiren bir hüküm olmayıp, mevcut durumu saptayıp hukuksallaştıran, açıklayıcı (izhari) bir hüküm olacağı, başka bir anlatımla; sicilin oluştuğu tarihden itibaren mülkiyet hakkının doğmadığını, sicilin yolsuz ve geçersiz olduğunu belirleyen bir hüküm olacağı, bu tür kayıtlarda T.M.Y.’nın 1023. (E.M.Y.931 – İsviçre M.Y.974) maddesindeki “iyi niyetle edinme” kuralının da uygulanamayacağı, taşınmaz eylemli orman olduğu, 1965 yılında belgesizden zilyetliğe dayanılarak davalılar miras bırakanı adına tarla cinsiyle tesbit ve tescil edildiği, ancak dosyadaki bilgilere göre tarla olarak kullanılmadığı, Hukuk Genel Kurulunun oybirliği ile verdiği 25.11.2009 gün 2009/20-446-559 sayılı kararında aynen “Orman Kadastro Komisyonu tarafından yapılan ve kesinleşen orman kadastrosu ile 2/B çalışmalarında taşınmazın fiilen orman olması nedeniyle orman sınırları içinde bırakıldığı anlaşılmaktadır.
6831 Sayılı Orman Kanunu’nun 11. maddesi uyarınca;
“Orman kadastro komisyonlarınca düzenlenen tutanakların askı suretiyle ilanı, ilgililere şahsen yapılan tebliğ hükmündedir.
Tutanak, harita ve kararlara karşı askı tarihinden itibaren altı ay içinde kadastro mahkemelerine, kadastro mahkemesi olmayan yerlerde kadastro davalarına bakmakla görevli mahkemeye müracaatla sınırlamaya ve 2’nci maddeye göre orman sınırları dışına çıkarma işlemlerine … ve Orman Bakanlığı, Orman Genel Müdürlüğü ve hak sahibi gerçek ve tüzel kişiler itiraz edebilir. Bu müddet içinde itiraz olmaz ise komisyon kararları kesinleşir. Bu süre hak düşürücü süredir. Ancak, tapulu gayrimenkullerde tapu sahiplerinin, on yıllık süre içerisinde dava açma hakları mahfuzdur…”
Orman Kadastro Komisyonunun dava konusu taşınmazın o tarihte yürürlükte bulunan 6831 Sayılı Yasanın 7. maddesi ve 02.09.1986 tarihli Resmi Gazetede yayınlanan Orman Kadastro Yönetmeliği hükümlerine göre yapılan kadastroda orman sınırı içinde bırakıldığı, çalışmaların kesinleştiği ve bu tarihten itibaren anılan hükümde yer alan 10 yıllık hakdüşürücü sürenin geçtiği, diğer bir anlatımla; tapu kaydı dikkate alınmaksızın orman sınırları içinde bırakıldığı, Orman Kadastro Komisyonu tutanak ve kararlarının hakdüşürücü sürenin geçmesi nedeniyle kesinleşmesi ile taşınmazın orman niteliğine ilişkin karar ve tutanakların da kesinleştiğinin kabulü zorunludur.
Hal böyle olunca, Yerel Mahkemece yapılması gereken; 6831 Sayılı orman Kanununun 11. maddesinde düzenlenmiş olan hakdüşürücü sürenin geçirilmiş olması nedeniyle Orman Genel Müdürlüğünce açılan davanın kabulüne karar vermektir.” Sözü edilen Hukuk Genel Kurulu Kararında benimsenen ilkeler somut olayda aynen geçerli olduğu gözönünde bulundurularak tapu kaydının iptaline karar verilmesi gerekirken … şekilde hüküm kurulması isabetsizdir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle; Hazinenin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA 05/05/2010 günü oybirliği ile karar verildi.