YARGITAY KARARI
DAİRE : 20. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2010/10409
KARAR NO : 2010/11181
KARAR TARİHİ : 27.09.2010
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasındaki tapu iptali tescil ve elatmanın önlenmesi davasının yapılan duruşması sonunda kurulan hükmün Yargıtayca incelenmesi davacı Hazine tarafından istenilmekle, süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya incelendi, gereği düşünüldü:
K A R A R
Hükmüne uyulan Yargıtay 20. Hukuk Dairesinin 07.10.2003 gün ve 2003/6495-6617 sayılı bozma kararında özetle: “Hükme esas alınan bilirkişi raporunda çekişmeli taşınmazların memleket haritası, hava fotoğrafı ve amenajman planlarında açık alanda kaldığı ve orman sayılmayan yerlerden olduğu açıklanmışsa da toprak yapıları, bitki örtüleri ve çevre taşınmazların durumu yeterince irdelenmediği gibi orijinal renkli (elle boyama olmayan) ve kenar işaretleri taşıyan memleket haritası üzerinde konumlarının da gösterilmediği, yeniden yapılacak keşifte, çekişmeli taşınmaz ile birlikte çevre araziye de uygulanmak suretiyle taşınmazın öncesinin bu belgelerde ne şekilde nitelendirildiğinin belirlenmesi; 3116, 4785 ve 5658 Sayılı Yasalar karşısındaki durumunun saptanması; tapu ve zilyetlikle ormandan toprak kazanma olanağı sağlayan 3402 Sayılı Yasanın 45. maddesinin ilgili fıkraları, Anayasa Mahkemesinin 01.06.1988 gün ve 31/13 E.K.; 14.03.1989 gün ve 35/13 E.K. ve 13.06.1989 gün ve 7/25 E.K. sayılı kararları ile iptal edilmiş ve kalan fıkraları da 03.03.2005 gününde yürürlüğe giren 5304 Sayılı Yasanın 14. maddesi ile yürürlükten kaldırılmış olduğundan, bu yollarla ormandan yer kazanılamayacağı, öncesi orman olan bir yerin üzerindeki orman bitki örtüsü yokedilmiş olsa dahi, salt orman toprağının orman sayılan yer olduğunun düşünülmesi; toprak yapısı, bitki örtüsü ve çevresinin incelenmesi; kesinleşmiş orman kadastrosu söz konusu olmadığından, yukarıda değinilen diğer belgeler uzman bilirkişiler eliyle yerine uygulattırılıp; memleket haritası ve kadastro paftası ölçekleri eşitlenip birbiri üzerine ablike edilerek çekişmeli ve komşu taşınmazların memleket haritasına göre konumunun saptanıp bu harita ile irtibatını duraksamaya yer vermeyecek biçimde gösteren memleket haritasındaki renkleri ve işaretleri aynen içeren yalnız büro incelemesine değil, uygulamaya ve araştırmaya dayalı, bilirkişilerin onayını taşıyan kroki düzenlettirip bilimsel verileri bulunan yeterli rapor alınması ve yukarıda açıklanan yöntemle yapılacak araştırma sonucunda taşınmazların orman sayılmayan yerlerden olduğunun belirlenmesi halinde ise dayanak 1975 tarih 1 numaralı tapu kaydının usulünce uygulanması gereklidir. Anılan kayıt, 12440 m2 miktarlıdır ve batı, kuzey ve güney hudutları “ÇAM ORMANI” okumaktadır. Kayıt, bu haliyle değişir sınırlı ve miktarıyla geçerli bir kayıttır. Revizyon gördüğü tüm taşınmazlar belirlenip tümü birlikte nazara alınarak 3402 Sayılı Yasanın 20/C, 21. maddelerinde belirlenen usülle kayıt uygulamasının yapılması, miktarı ile geçerli kapsamının belirlenmesi ve miktar fazlasının varlığı halinde bu kesimin kaydın oluşum tarihinden sonra sınırda bulunan “çam ormanı”na elatmak suretiyle oluştuğunun kabulü gerektiği”ne değinilmiştir. Mahkemece, bozma kararına uyulduktan sonra davanın reddine karar verilmiş, hüküm davacı Hazine tarafından temyiz edilmiştir.
Dava, orman savı ile açılan tapu iptali, tescil ve elatmanın önlenmesi istemine ilişkindir.
Dosya kapsamına ve mahkemece uyulan bozma kararı gereğince işlem yapılarak hüküm kurulmuş olduğuna göre, yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddiyle, usul ve yasaya uygun olan hükmün ONANMASINA, Harçlar Yasasının değişik 13/j maddesi gereğince harç alınmasına yer olmadığına 27/09/2010 gününde oybirliği ile karar verildi.