Yargıtay Kararı 20. Hukuk Dairesi 2010/10416 E. 2010/13377 K. 01.11.2010 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 20. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2010/10416
KARAR NO : 2010/13377
KARAR TARİHİ : 01.11.2010

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi

Taraflar arasındaki tapu kaydının iptali davasının yapılan duruşması sonunda kurulan hükmün Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenilmekle, süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya incelendi, gereği düşünüldü:

K A R A R

Davacı, 1. Kadastro Mahkemesinin 1993/42-1997/29 esas karar sayılı kararı ile orman vasfıyla tapuya kaydedilen … Köyü 251 sayılı parselin Haziran 1937 tarihli tapu kaydı ile murisleri adına kayıtlı olup, ilk açılan davanın bu parselin bir kısmına ilişkin olduğunu, bu nedenle daha önceki mahkeme kararı dışında kalan 41600 m² yüzölçümlü kısmın davacı adına tapuya tescilini, ayrıca; 5831 Sayılı Yasanın ek 4. maddesi gereğince taşınmazın orman dışına çıkarılmasını, fiili kullanım durumu dikkate alınarak orman şerhinin kaldırılarak tapu kaydının iptalini ve ölü … Sürücü mirasçıları adına tapuya kaydına yahut bedelinin ödenmesini istemiştir. Mahkemece, davanın reddine karar verilmiş, hüküm davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava dilekçesindeki açıklamaya göre; dava tapu kaydının iptaline ilişkindir.
Çekişmeli taşınmazın bulunduğu yerde 1968 yılında yapılıp … 1. Kadastro Mahkemesinin 1993/42-1997/29 esas karar sayılı davası nedeniyle 11/05/1999 tarihinde kesinleşen orman kadastrosu bulunmaktadır.
Tarafları ve konusu aynı olan … 1. Kadastro Mahkemesinin 1993/42 E 1997/29 K sayılı dava dosyasında … Köyü 251 sayılı parsel hakkında tespit tarihinden önce dava olması nedeniyle malik hanesi boş bırakılarak mahkemeye aktarılmış, mahkemece 3402 Sayılı Yasanın 30/2. maddesi çerçevesinde tüm parsele kapsayacak biçimde araştırma yapılarak gerçek hak sahibi belirlenmiş olduğuna göre, kesinleşen o dava sonucu verilen karar davacı gerçek kişi açısından H.Y.U.Y.’nun 237. maddesi gereğince kesin hüküm niteliği taşıdığı gibi, yörede 1968 yılında yapılan kadastro çalışması 251 parsel açısından … 1. Kadastro Mahkemesinin 1993/42 E 1997/29 K sayılı dosyasının 11/05/1999 tarihi itibariyle kesinleşmesiyle kadastro işlemi de kesinleşmiştir. Kadastro işleminin kesinleşmesinden itibaren 10 yıl geçmekle kadastrodan önceki haklara dayanarak dava açılması mümkün olmadığı gibi, bu davanın görülmesi sırasında 1968 yılında yörede orman kadastrosu yapıldığına ve yukarıda belirtilen davacı açısından da kesin hüküm oluşturan … 1. Kadastro Mahkemesinin 1993/42 E 1997/29 K sayılı dosyasında tartışılarak 11/05/1999 tarihinde kesinleştiğine göre orman kadastrosunun iptaline ilişkin 6831 Sayılı Yasanın 11/1. maddesinde anılan tapuya dayalı iptal davası açmak için yasada öngörülen 10 yıllık hak düşürücü süre de geçmiştir.
Ayrıca, davacının dayandığı Haziran 1937 tarih 2 sıra numaralı tapu kaydının tarla cinsinde olduğu, sınırları itibariyle dava konusu yere uymadığı … 1. Kadastro
Mahkemesinin 1993/42 E. – 1997/29 K. sayılı dosyasında da belirlenmiştir. Tapu kaydı uymadığına ve 1993/42-29 sayılı karar 11/05/1999 tarihinde kesinleştiğine göre, 3402 Sayılı Yasanın 12/3 ve 6831 Sayılı Yasanın 11. maddesinde belirlenen 10 yıllık hak düşürücü süre geçmesi nedeniyle davacı gerçek kişi lehine mülkiyet hakkı doğmamıştır. Mülkiyet hakkı doğmadığından buna bağlı olarak tazminat isteğinde de bulunulamaz. Tüm bu hususlar gözetilerek mahkemece tazminat istemini kapsayacak şekilde davanın reddine karar verilmesinde bir isabetsizlik bulunmadığından usul ve yasaya uygun olan hükmün ONANMASINA, aşağıda … harcın temyiz edene yükletilmesine 01/11/2010 günü oybirliği ile karar verildi.