Yargıtay Kararı 20. Hukuk Dairesi 2010/10514 E. 2010/11138 K. 23.09.2010 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 20. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2010/10514
KARAR NO : 2010/11138
KARAR TARİHİ : 23.09.2010

MAHKEMESİ :Kadastro Mahkemesi

Taraflar arasındaki kadastro tespitine itiraz davasının yapılan duruşması sonunda kurulan hükmün Yargıtayca incelenmesi davalı Hazine ve Orman Yönetimi tarafından istenilmekle, süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya incelendi, gereği düşünüldü:
K A R A R
Davacılar murisi …., 02.01.1990’da Asliye Hukuk Mahkemesinde açtığı dava ile; … Mezrasında bulunan ve D.S.İ. tarafından 4 numara ile parsellendirilen taşınmazın murisinden kaldığını ve zilyetliğinde bulunduğunu belirterek çekişmeli yerin adına tescilini istemiş, mahkemece verilen kısmen kabul kararının Hazine tarafından temyizi üzerine Yargıtay 8. Hukuk Dairesinin 1993-8068/1994-10085 sayılı 19.09.1994 günlü kararıyla eksik inceleme ve araştırma nedeniyle hüküm bozulmuştur. Bu sırada dava konusu yer hakkında 101 ada 14 parsel numarasıyla tutanak düzenlendiğinden dosya görevsizlik kararıyla Yayladere Kadastro Mahkemesine gönderilmiş, Kadastro Mahkemesince davanın kabulüne ilişkin kararın Hazine tarafından temyizi üzerine Yargıtay 7. Hukuk Dairesinin 1998-6076/1999-701 sayılı 22.02.1999 günlü kararıyla; “taşınmazın D.S.İ. tarafından kamulaştırılan kamulaştırma parseli olması nedeniyle DSİ’nin davaya dahil edilmesi, kamulaştırma işleminin tamam olup olmadığı üzerinde durulması, komşu parsel tapu kayıtlarının uygulanması, zilyetlik konusundaki çelişkilerin giderilmesi” gereğine değinilerek bozulmuş, mahkemece bozma kararına uyulduktan sonra davanın kabulüne karar verilmiştir. Hükmün Hazine tarafından temyizi üzerine Yargıtay 20. Hukuk Dairesinin 2003/2275-3112 sayılı 17.04.2003 günlü kararıyla orman araştırmasının usulünce yapılmadığı gerekçesiyle bozulmuş, bu arada Yayladere Kadastro Mahkemesi kapatılarak Kiğı İlçesine bağlanmış daha sonra HSYK kararıyla Kiğı’dan alınıp Karakoçan’a bağlanınca dosya Karakoçan Kadastro Mahkemesine gönderilmiştir. Karakoçan Kadastro Mahkemesince davanın kabulüne ilişkin verilen kararın Hazine tarafından temyizi üzerine Yargıtay 20. Hukuk Dairesinin 2007/10006-1512 sayılı 01.10.2007 günlü kararıyla;”bozmaya uyulduğu halde bozma gereklerinin tam olarak yerine getirilmediği, gerek DSİ tarafından düzenlenen kamulaştırma haritasında, gerekse fotogometri yöntemiyle düzenlenen kadastro paftasında çekişmeli taşınmazın bir tepe görünümünde olduğu ve üzerinde sık halde geniş yapraklı ağaç rumuzları bulunduğu, civar ormanların meşe baltalığı olarak işletildiğinin raporlarda açıklandığı, keza bilirkişilerce uygulandığı bildirilen 1959 tarihli memleket haritasında çekişmeli taşınmazın güney tarafının kısmen yeşil alan olarak gösterildiği, taşınmazın 23.10.1986 tarihli kamulaştırma planı ve kıymet takdir komisyon raporunda, cinsi meşelik ve tepe olarak yazıldığının görüldüğü, bu somut olgular karşısında, davacının taşınmaz üzerindeki sürdürdüğü bildirilen zilyetliğin biçiminin ne şekilde olduğu açıkça belirlenmediği gibi, var olduğu
bildirilen zilyetliğin soyut anlatım çerçevesinde kaldığı, bu durumda, mahkemece, Erzincan j44-d.12.a.4.c numaralı paftanın fotokopi ozalit örneği ile komşu parsellerle ilgili kadastro mahkemesinin 1995/5 yine asliye hukuk mahkemesinin 1972/174 sayılı dava dosyaları ve 1970’li yıllara ait memleket haritası ve hava fotoğraflarının getirtilerek fen ve uzman bilirkişiler kurulu ile yeniden yapılacak keşifte, bozma kararından önceki keşiflerde uygulandığı bildirilen 1959 tarihli memleket haritası yanında, özellikle 1970’li yıllara ait hava fotoğrafları ve memleket haritası usulünce uygulanarak çekişmeli taşınmazın o yıllarda ziraat arazisi olarak kullanılıp kullanılmadığının belirlenmesi, ayrıca; komşu köyden seçilecek yerel bilirkişiler ile tüm tespit tutanak bilirkişileri ve kıymet takdir komisyonlarındaki bilirkişiler ve tanıklar yeniden çağrılıp dinlenerek, bu yerin öncesinin ne olduğu, ne olarak kullanıldığı, zilyetliğin süresi ve sürdürülüş biçimi ve zilyetliğin ekonomik amaca uygun olup olmadığının ayrıntılı biçimde olaylara dayalı olarak sorulmalı, zilyetlikle kazanılacak yada devletin hüküm tasarrufu altında bulunması gereken yerlerden olup olmadığının ziraat uzmanı bilirkişice araştırılmalı, bilirkişi ve tanık sözleri arasında aykırılık olduğunda giderilmeli; ayrıca Yedinci Hukuk Dairesinin bozma kararında da açıklandığı gibi, taşınmaza güneyde komşu 15 sayılı parsele uygulanan tapu kaydının çekişmeli taşınmaz yönünü mera okuduğu dikkate alınarak taşınmazın öncesinin kadim ve geleneksel biçimde kullanılan mera olup olmadığının komşu köylerden seçilecek yerel bilirkişilerden ve tespit tutanak bilirkişilerinden ayrıntılı bir şekilde sorulup saptanmalı, taşınmaz 1959 tarihli memleket haritasında beyaz renkli açık alan sınırları içinde görülmesine rağmen, 1970 yılından sonra oluşan kamulaştırma plan ve evrakında ve fotokometri yöntemiyle düzenlenen paftada gözüken meşe ağaçlarının ne şekilde oluştuğu, yaşları araştırılmalı, meşe ağaçlı bir yerde davacının zilyetliğini ne şekilde sürdürdüğü ayrıntılı biçimde sorulup belirlenmeli, meşe ağaçları ile kaplı yerlerin 6831 Sayılı Yasanın 1/1. maddesi gereğince orman sayılan yerlerden olduğu düşünülmeli, tüm çevre parsellere ilişkin revizyon gören tapu ya da vergi kayıtları ile dava dosyaları getirtilip uygulanmak suretiyle çekişmeli taşınmaz yönünü ne olarak sınır gösterdiği saptanmalı ve taşınmazda meydana gelen değişim nedenleri üzerinde durulmalı, keşfi izlemeye olanak verecek biçimde fen ve harita mühendisine birleşik kroki düzenlettirilmeli, bundan sonra tüm deliller ve fiili olgular birlikte değerlendirilerek oluşacak sonuç çerçevesinde bir karar verilmesi” gereğine değinilerek bozulmuş, mahkemece bozma kararına uyulduktan sonra dava konusu taşınmazın mera ve ormanla ilgisi olmadığı, zilyetlikle taşınmaz edinme koşulları oluştuğu gerekçesiyle davanın kabulüne ve dava konusu 101 ada 14 nolu parselin … mirasçıları adına payları oranında tapuya tesciline, dava konusu yer üzerinde yer alan toplam 13 adet binanın DSİ Genel Müdürlüğü’nün hükmü şahsiyeti kalmadığından ve genel bütçeye dahil olduğundan Hazineye ait olduğunun beyanlar hanesine şerh verilmesine karar verilmiş, hüküm davalı Hazine ve Orman Yönetimi tarafından temyiz edilmiştir.
Dava dilekçesindeki açıklamaya göre dava, kadastro tesbitine itiraza ilişkindir.
Çekişmeli taşınmazın bulunduğu yerde tesbit tarihinden önce orman kadastrosu yapılmamıştır.
Dosya kapsamına ve mahkemece uyulan bozma kararı gereğince işlem yapılarak hüküm kurulmuş olduğuna göre, yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddiyle, usul ve yasaya uygun olan hükmün ONANMASINA, aşağıda yazılı onama harcının Orman Yönetimine yükletilmesine, Hazineden harç alınmasına yer olmadığına 23/09/2010 gününde oybirliği ile karar verildi.