Yargıtay Kararı 20. Hukuk Dairesi 2010/10574 E. 2010/14388 K. 23.11.2010 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 20. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2010/10574
KARAR NO : 2010/14388
KARAR TARİHİ : 23.11.2010

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi

Taraflar arasındaki tescil davasının yapılan duruşması sonunda kurulan hükmün Yargıtayca incelenmesi Hazine tarafından istenilmekle, süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya incelendi, gereği düşünüldü:

K A R A R

Hükmüne uyulan Yargıtay 8. Hukuk Dairesinin 25.10.2007 gün ve 2007/3270-5813 sayılı bozma kararında; “Davacı, görülmekte olan dava ile imar-ihya ve kazanmayı sağlayan zilyetliğe dayanarak tescil isteğinde bulunmuştur. Kadastro Müdürlüğünün karşılık yazısına ve dosya arasındaki bilgilere göre, dava konusu yer 1963-1967 yılları arasında yapılan tapulama çalışmaları sırasında Devletin hüküm ve tasarrufu altındaki taşlık yerlerden olması nedeniyle tespit harici bırakılan bir yer olup … Köyü dahilinde kalmaktadır. Böyle bir yerin kazanmayı sağlayan zilyetlik hukuki sebebine dayalı olarak edinilebilmesi için 3402 sayılı Kadastro Kanununun 17. maddesinde belirtilen koşullar altında tasarruf edilmesi gerekir. Anılan madde uyarınca yerin orman sayılmayan, kamu hizmetine tahsis edilmeyen yer olması il, ilçe ve kasabaların imar planları içerisinde bulunmaması ve ayrıca imar-ihya edilerek tarım arazisi haline getirilmesi, imar-ihya işleminin tamamlandığı tarihten dava tarihine kadar 20 yıldan fazla süre ile tasarruf edilmesi gerekmektedir.
Uyuşmazlık konusu taşınmazın, davacının satıcısı olan … Mudul tarafından imar ihya edilerek tarım arazisi haline getirildiği ve 1980’li yıllarda satışı ile davacıya intikal ettiği, imar-ihya olgusunun tamamlandığı tarihten dava tarihine kadar 20 yıldan fazla süre ile davacı ve satıcısı tarafından koşullarına uygun olarak tarım arazisi niteliği ile tasarruf edildiği dinlenen yerel bilirkişi ve tanıklar tarafından bildirildiğine, orman sayılmayan yerlerden olduğu ormancı bilirkişi, kültür arazisi niteliğinde bulundukları uzman zirai bilirkişi, dava konusu taşınmaz bölümlerinin bu bölgede yapıldığı anlaşılan 3367 Sayılı Kanun uygulaması kapsamı dışında kaldıkları teknik bilirkişi tarafından gerekçeli biçimde açıklandığına, uyuşmazlığın niteliğine göre yasal ilanlar ve incelemeler yapılmış bulunduğuna göre, aşağıda belirtilen husus dışında davalı Hazine vekilinin sair temyiz itirazları yerinde bulunmamaktadır.
Ne var ki, niteliği itibariyle Devletin hüküm ve tasarrufu altında bulunan böyle bir yerde imar-ihya işleminin tamamlandığı tarihin, o tarihten sonra geçen zilyetlik süresi ve niteliğinin ne olduğunun kesin olarak belirlenmesi için … fotoğrafları ve topografik haritalardaki durumunun ne olduğunun açıklığa kavuşturulması gerekmektedir .
Bu nedenle, dava konusu taşınmazın bulunduğu bölgeye ait, dava tarihinden geriye doğru en az 20 yıl önceki tarihlere ilişkin … fotoğrafları ve topografik haritaların bulundukları yerlerden getirtilerek dosya arasına konulması, bu belgelerin bir … mühendisi, bir harita veya kadasro mühendisi, bir jeologdan oluşacak uzman bilirkişiler vasıtasıyla zemine uygulanması, … fotoğrafları ile topografik haritanın stereoskopik incelemeye tabi tutulması, taşınmazın bu belgelere göre niteliğinin kesin olarak belirlenmesine çalışılması, uzman bilirkişilerden taşınmazın niteliğini kesin olarak belirleyen gerekçeli,
karşılaştırmalı ve denetime açık rapor sunulmasının istenilmesi, tanık ve yerel bilirkişi sözlerinin hazırlanan bilirkişi raporlarıyla denetlenmesi ve ayrıca H.Y.U.Y.nun 366. maddesi gözönünde bulundurularak, taşınmazın ve çevresinin fotoğraflarının hakim denetiminde çektirilerek dosyaya konulmasından sonra uyuşmazlık hakkında karar verilmesi” gereğine değinilmiştir. Mahkemece bozmaya uyulduktan sonra davanın kabulü ile 17.04.2006 tarihli … bilirkişi raporunda (B) işaretli 4048,68 m2’lik bölümün davacı adına tapuya tesciline karar verilmiş, hüküm Hazine tarafından temyiz edilmiştir.
Dava dilekçesindeki açıklamaya göre dava, Medeni Yasanın 713. maddesi hükmü uyarınca tapusuz olan taşınmazın tescili istemine ilişkindir.
Çekişmeli taşınmazın bulunduğu yerde 1970 yılında orman kadastrosu yapılmış, 05.07.1975 tarihinde ilan edilerek kesinleşmiştir. Daha sonra yapılan 3302 Sayılı Yasa ile değişik 2/B madde uygulaması da 06.07.1992 kesinleşmiştir. Genel arazi kadastrosu 1967 yılında yapılmış, çekişmeli yer çalılık niteliği ile tespit dışı bırakılmıştır.
Dosya kapsamına ve mahkemece uyulan bozma kararı gereğince işlem yapılarak hüküm kurulmuş olduğuna göre, yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddiyle, usul ve yasaya uygun olan hükmün ONANMASINA, Harçlar Yasasının değişik 13/j maddesi gereğince harç alınmasına yer olmadığına 23/11/2010 gününde oybirliği ile karar verildi.