Yargıtay Kararı 20. Hukuk Dairesi 2010/10940 E. 2010/13632 K. 04.11.2010 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 20. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2010/10940
KARAR NO : 2010/13632
KARAR TARİHİ : 04.11.2010

MAHKEMESİ:Sulh Hukuk Mahkemesi

Taraflar arasındaki tapu iptali tescil ve davalının elatmasının önlenmesi davasının yapılan duruşması sonunda kurulan hükmün Yargıtayca incelenmesi davacı … Yönetimi tarafından istenilmekle, süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya incelendi, gereği düşünüldü:
K A R A R
Davacı … Yönetimi, 17/11/09 tarihli dilekçesiyle, … . … Köyü 548 parselin tapuda davalı adına kayıtlı olduğunu, yörede 2008 yılında ilan edilerek kesinleşen orman kadastrosu sınırları içinde bırakıldığını, taşınmazın tahdit içerisinde kalan ve dilekçe ekindeki haritada gösterilen kısmının tapu kaydının iptalini ve orman niteliğiyle Hazine adına tapuya tescilini, davalının elatmasının önlenmesini istemiştir. Mahkemece davanın KABULÜNE, çekişmeli parsel içerisinde kalan ve … bilirkişisi rapor ve krokisinde (B) harfi ile gösterilen 1949.06 m2’lik bölümün tapu kaydının iptaline, orman niteliğiyle Hazine adına tapuya tesciline, davalıların elatmasının önlenmesine karar verilmiş, hüküm davacı … Yönetimi tarafından temyiz edilmiştir. Dava dilekçesindeki açıklamaya ve dosya kapsamına göre dava, kesinleşen orman kadastrosu sınırları içinde kalan taşınmazın tapu kaydının iptal ve tescili, davalıları elatmasının önlenmesine ilişkindir.Çekişmeli taşınmazın bulunduğu yerde orman kadastrosu ve 2/B madde uygulaması 2006 yılında yapılıp, sonuçları 15.02.2007 ila 15.08.2008 tarihlerinde ilan edilerek dava tarihinden önce kesinleşmiştir. İncelenen dosya kapsamına, kararın dayandığı gerekçeye, uzman orman bilirkişi tarafından kesinleşmiş orman tahdit haritasına dayalı olarak yöntemine uygun biçimde yapılan uygulama ve araştırmada çekişmeli taşınmazın (B) harfi ile gösterilen 1949.06 m2’lik bölümün orman sayılan yerlerden olduğu anlaşıldığına göre … biçimde hüküm kurulmasında bir isabetsizlik bulunmamaktadır.Ayrıca H.Y.U.Y.’nın 94. maddesi hükmüne göre kural olarak davalı tarafın davayı kabul etmesi halinde yargılama giderlerinden ve yargılama giderlerinden sayılan vekalet ücretinden sorumlu tutulması, bunun sonucu olarak davacı tarafın yaptığı giderlerin davalıdan tahsiline, vekille temsil edilmiş ise davacı taraf yararına vekalet ücretine hükmedilmesi gerekir. Aynı maddenin ikinci fıkrası hükmüne göre davanın kabulü halinde, davacı tarafın yargılama giderlerinden ve vekalet ücretinden sorumlu tutulmaması için davayı kabul etmesi yeterli olmayıp, aynı zamanda ve birlikte kabulün en geç taraf teşkilinden sonraki ilk duruşma oturumunda yapılması ve davalının hal ve durumu itibarı ile dava açılmasına sebebiyet vermemiş olması gerekir. Bu iki koşuldan herhangi birinin gerçekleşmemiş olması halinde, davanın kabul edilmiş olması nedeniyle davalının yargılama giderlerinden ve yargılama giderlerinden sayılan vekalet ücretinden sorumlu tutulması gerekeceği kuşkusuzdur. Somut olaya gelince davalılar ., . …, …, … ve … tarafından ilk duruşmada dava kabul edilmiş olmaları ve davanın açılmasına sebebiyet vermemiş olmaları nedeniyle yargılama gideri ve vekalet ücretinden sorumlu tutulmamalarında usul ve yasaya aykırılık görülmemiştir.SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle; davacı … Yönetiminin temyiz itirazlarının reddi ile hükmün ONANMASINA, aşağıda … onama harcının temyiz edene yükletilmesine 04/11/2010 gününde oybirliği ile karar verildi.