Yargıtay Kararı 20. Hukuk Dairesi 2010/11636 E. 2010/10708 K. 16.09.2010 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 20. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2010/11636
KARAR NO : 2010/10708
KARAR TARİHİ : 16.09.2010

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasındaki tapu iptali ve tescil davasının yapılan duruşması sonunda kurulan hükmün Yargıtayca incelenmesi davacı … Yönetimi tarafından istenilmekle, süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya incelendi, gereği düşünüldü:
K A R A R
… Beldesi İncesu Köyü 6776 ada 3 parsel sayılı 4403,94 m2 yüzölçümündeki taşınmaz, arsa niteliği ile 1976 yılında yapılan arazi kadastrosu ve 2001 yılında yapılan imar uygulaması ile davalı adına tapuya tescil edilmiştir. Davacı … Yönetimi, taşınmazın orman sayılan yerlerden olduğunu iddia ederek, tapusunun iptali ile orman niteliğiyle Hazine adına tescili ve davalının el atmasının önlenmesi istemiyle dava açmıştır. Mahkemece davanın kısmen kabulüne, çekişmeli parselin krokide (A2)=239,57 m2 ve (A3)=113,25 m2’lik kısmının tapu kaydının iptali ile orman niteliğinde Hazine adına tapuya kayıt ve tesciline, davalının bu alana yönelik el atmasının önlenmesine karar verilmiş, hüküm davacı … Yönetimi tarafından temyiz edilmiştir.
Dava dilekçesindeki açıklamaya göre dava, kesinleşen orman kadastro sınırları içinde kalan tapu kaydının iptali ve tesciline ilişkindir.
Çekişmeli taşınmazın bulunduğu yerde 20.02.2002 – 20.08.2002 tarihleri arasında ilanı yapılarak kesinleşen orman kadastrosu bulunmaktadır.
İncelenen dosya kapsamına göre, taşınmazın taraflar arasında görülüp sonuçlanan Samsun Kadastro Mahkemesinin 2002/239 – 2003/322 sayılı kesin hüküm kapsamında kaldığı anlaşılmaktadır. Ancak, orman kadastrosuna itiraz davasında tapu iptaline karar verilemeyeceğinden, taşınmazın kesin hükme göre orman olan bölümlerinin orman niteliği ile 2/B’lik alanda kalan kısımlarının ise 2/B alanı olarak Hazine adına tesciline karar verilmesi gerekir. Kadastro Mahkemesinin 2002/239 esas sayılı dosyasındaki fen bilirkişi …’nin krokisi ile bu dosyadaki fen bilirkişi krokisi arasında miktar ve şekil farklılıkları bulunmaktadır. Öncelikle bu iki fen bilirkişi raporu arasındaki çelişkiler giderilmeli, çelişki giderilemiyorsa kesin hüküm krokisi esas alınmalıdır. Ayrıca tahdit dışında kaldığı anlaşılan ve karar krokisinde (A3) ile gösterilen 113.25 m2 ve … krokisinde (B1)+(B2)=45.20 m2’lik bölümler hakkındaki davanın ise reddine karar verilmesi gerekirken, bu hususlar gözetilmeksizin ve çelişkiler giderilmeden karar verilmesi usül ve yasaya aykırıdır.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle; davacı … Yönetiminin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde iadesine 16.09.2010 günü oybirliği ile karar verildi.