YARGITAY KARARI
DAİRE : 20. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2010/12409
KARAR NO : 2010/14327
KARAR TARİHİ : 22.11.2010
MAHKEMESİ:Asliye Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasındaki tapu iptali ve tescil davasının yapılan duruşması sonunda kurulan hükmün Yargıtayca incelenmesi davalı … vekili tarafından istenilmekle, süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya incelendi, gereği düşünüldü:
K A R A R
Davacı Hazine vekili, . Köyü 229 ada 1, 2, 3 ve 4 parsel sayılı taşınmazların orman bütünlüğü içinde kalan yerlerden olduğu iddiasıyla davalı adına kayıtlı tapuların iptalini ve orman niteliği ile hazine adına tescilini istemiştir. Mahkemece davanın kabulüne ve dava konusu parselin orman niteliği ile Hazine adına tesciline karar verilmiş, hüküm davalı … vekili tarafından temyiz edilmiştir.Dava dilekçesindeki açıklamaya göre dava, orman savına dayalı tapu iptali ve tescil istemine ilişkindir.
Yörede tespit tarihinden önce 1969 yılında seri bazda yapılıp 27.03.1973 tarihinde ilan edilerek kesinleşen orman kadastrosu sırasında çekişmeli taşınmazlar 119 numaralı iç parsel olarak orman sınırlaması dışında bırakılmıştır. Genel arazi kadastrosu işlemi ise 30.01.2003 tarihinde kesinleşmiştir.Kadastro sırasında Küçükçetmi Köyü 229 ada 1 ila 4 parsel sayılı taşınmazlar arsa niteliğiyle, Hazinenin taraf olmadığı … Sulh Hukuk Mahkemesinin 31.08.1953 gün 285/225 sayılı tescil kararıyla oluşturulan Ocak 1954 tarih 100 nolu sicilden gelen 18 Temmuz 1995 tarih 16 ila 19 numaralı tapu kaydı uygulanarak davalı adına tesbit ve tescil edilmiştir.
Hasımsız dava sonucu oluşturulan tapu kaydının davacı Hazineyi bağlayacağı düşünülemez. Yapılan inceleme ve keşif sonucu alınan bilirkişi raporlarına göre 119 nolu iç parselin dört tarafı ormanla çevrili olup, orman parseli içinde kaldığı ve paftasındaki konumuna göre ormaniçi açıklık niteliğinde olduğu anlaşılmaktadır. Ayrıca 119 nolu iç parselde bulunan ve dava konusu taşınmazlara komşu olduğu anlaşılan 230 ada 1, 2, 3, 4, 5, 6, 7, 8, 9, 10, 11, 12, 13, 14, 15 ve 16 parsel sayılı taşınmazlarda aynı tapu kaydına dayanarak tespit ve tescil görmüş olup, dava konusu oldukları … Asliye Hukuk Mahkemesinin 01.07.2009 gün ve 2007/167-2009/142 sayılı kararı ile orman niteliği ile tescillerine karar verilmiş, verilen karar Dairemizin 05.04.2010 gün ve 201/1330-4498 sayılı kararıyla onanmıştır.Bilirkişi raporunda dava konusu taşınmaz üzerinde meşe sürgünleri ile sonradan tohumlama ile gelen kızılçam ağaçlarının bulunduğu, batı ve güney sınırının kızılçam ormanları ile kaplı olduğu, taşınmaza orman kadastro sınırları içinde kalan orman yolu ile ulaşılabildiği, bu durumun orman hizmetlerinin görülmesini kısmen de olsa engellediği bildirilmiştir. Orman bilimine göre meşe ağacı tohumu, ağır tohumlu ağaçlar grubu içerisinde yer aldığı ve tohum kanatlarının olmaması nedeni ile uzak mesafelere rüzgar v.s. gibi etkenlerle taşınarak çalılık alanlar içerisinde çimlenip yetişmesi mümkün görülmemektedir. Dolayısı ile davalı taşınmaz üzerindeki meşenin daha önceki yıllarda tahrip edilmiş olduğu, hava fotoğraflarının bu senelerde çekilmiş olduğu, fakat daha sonraki yıllarda toprak altında kalan kök ve yüzeyde bulunan gövde kesitlerinden çıkan kök ve sürgünlerinden yeniden bugün üzerinde görülen meşe ormanının meydana geldiği bilimsel bir gerçektir”.6831 Sayılı Yasanın 17. maddesi, orman içi açıklıklarda tarım ve inşaat yapılmasına, hayvancılık amacı ile ağıl yapılmasına, bu kesimlerin özel mülke dönüşmesine izin vermez.6831 Sayılı Yasa, madde: 17/1-2 Devlet ormanları içinde bu ormanların korunması, istihsal ve imarı ile alakalı olarak yapılacak her nevi bina ve tesisler müstesna olmak üzere; her çeşit bina ve ağıl inşaası ve hayvanların barınmasına mahsus yerler yapılması ve tarla açılması, işlemesi, ekilmesi ve orman içinde yerleşilmesi yasaktır.Devlet Ormanlarının herhangi bir suretle yanmasından veya açıklıklarından faydalanılarak işgal, açma veya herhangi şekilde olursa olsun kesme, sökme, budama veya boğma yollarıyla elde edilecek yerlerle buralarda yapılacak her türlü yapı ve tesisler, şahıslar adına tapuya tescil olunamaz. Buralara doğrudan doğruya orman idaresince el konulur. Yanan orman alanlarındaki her türlü emval Orman Genel Müdürlüğünce değerlendirilir (03/07/2004 gün ve 5112 Sayılı Yasa ile değişik hali). Yasa metninden açıkça anlaşıldığı gibi, hangi nedenle olursa olsun orman içi açıklıklarda tarım, inşaat ve hayvancılık yapmak amacı ile ağıl yapılamaz. Bu tür yerler özel mülk olamaz. Yönetim derhal el koyma hakkına sahiptir. Orman içi açıklıklardan yararlanabilmek için zorunlu olarak orman kullanılacaktır. Bu kullanım nedeniyle yeni açma, genişletme, yangın oluşması önlenemeyecek ve orman bütünlüğü bozulacaktır.Ayrıca, bu tür taşınmazların öncesinin orman olma zorunluluğu yoktur. Zira, öncesi orman olan ve ormandan açılan taşınmazlar, 6831 Sayılı Yasanın 1. maddesi ve Yargıtay uygulamaları gereği oluşan kesin içtihatlara göre zaten orman sayılmaktadır. 17. maddede tanımı yapılan olgu, öncesi orman iken açılan yerlerle beraber ayrıca [HANGİ NEDENLE OLURSA OLSUN ORMAN İÇİ AÇIKLIKLARIN KAZANILAMAYACAĞI İLKESİNİ İÇERMEKTEDİR VE AMACI ORMAN BÜTÜNLÜĞÜNÜ KORUMAKTIR].Yasa koyucu ayrı bir kavram oluşturmuş ve hangi nedenle olursa olsun orman içi açıklıklarda tarım ve inşaat ile özel mülke dönüşme yolunu kapamıştır. Bu itibarla, dava konusu taşınmazın memleket haritasında açık alanda gözükmesi bu olguyu değiştirmez. Etrafı ormanla çevrili olan taşınmazlar özel mülke dönüşüp, tarım ve inşaata açıldığında orman bütünlüğünün bozulacağı tartışmasızdır. Dairemizin bu yoldaki kararları Yargıtay Hukuk Genel Kurulunca benimsenmiş ve yerleşik kararlar halini almıştır [Y.H.G.K.’nun 10.12.1997 gün ve 1997/20-830/1034, 10.12.1997 gün ve 1997/20-808/1039, 22.10.2003 gün ve 2003/20-665/614 sayılı ve yine orman kadastrosunun kesinleştiği tarihten sonra 20 yıldan fazla süre geçse dahi orman içi açıklık konumunda olan taşımazların zilyedlik yoluyla kazanılamayacağı konusundaki 11.10.2004 gün ve 2004/7-531-582 sayılı kararları].
Tapu ve zilyetlik yoluyla kişi ve kurumların ormandan toprak kazanmasını sağlayan 3402 Sayılı Yasanın 45. maddesinin ilgili fıkraları da Anayasa Mahkemesinin 01.06.1988 gün ve 31/13 E.K.; 14.03.1989 gün ve 35/13 E.K. ve 13.06.1989 gün ve 7/25 E.K. sayılı kararları ile iptal edilmiş ve kalan fıkraları da 03.03.2005 gününde yürürlüğe giren 5304 Sayılı Yasanın 14. maddesi ile yürürlükten kaldırılmıştır.Ayrıca; Bu tür yerler yasa gereği orman sayıldığı için, orman içi açıklık ve boşlukların zilyetlik yolu ile kazanılmasına yasal olanak yoktur. Dolayısıyla bu yollarla ormandan toprak kazanımından söz edilemez Mahkemece değinilen yönler gözetilerek, davacının davasının kabulüne karar verilmesinde bir isabetsizlik bulunmadığından davalı vekilinin temyiz itirazlarının reddi ile usul ve yasaya uygun olan hükmün ONANMASINA, aşağıda yazılı onama harcının temyiz edene yükletilmesine 22.11.2010 günü oybirliği ile karar verilmiştir.