Yargıtay Kararı 20. Hukuk Dairesi 2010/13688 E. 2011/240 K. 19.01.2011 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 20. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2010/13688
KARAR NO : 2011/240
KARAR TARİHİ : 19.01.2011

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi

Taraflar arasındaki tapu iptali ve tescil davasının yapılan duruşması sonunda kurulan hükmün Yargıtayca incelenmesi davacı Hazine tarafından istenilmekle, süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya incelendi, gereği düşünüldü:

K A R A R

Hükmüne uyulan Yargıtay 20. Hukuk Dairesinin 10.06.2009 gün 2009/7439-9560 sayılı bozma kararında özetle: “…,… parsel hakkında 2/B uygulamasına dayalı olarak açılan tapu iptali ve tescil davasının yargılaması sonunda A(2569 m2) işaretli taşınmazın orman niteliğiyle Hazine adına tesciline karar verildiği, oysa 2/B madde uygulamasına ait çalışma tutanaklarının incelenmesinde 152. sayfada PXLIX başlıklı bölümde 373 parselin 31.12.1981 tarihinden önce orman niteliğini yitirmesi nedeniyle orman sınırı dışına çıkarıldığından söz edildiği, böylece dosya kapsamı ile bilirkişi raporları arasında çelişki oluştuğu, yeniden araştırma yapılarak çelişkinin giderilmesi” gereğine değinilmiştir. Mahkemece, bozma kararına uyulmasına rağmen bozma kararından sonra yürürlüğe giren 5841 Sayılı Yasa ile değişik 3402 Sayılı Yasanın 12/3. maddesinde yazılı 10 yıllık hak düşürücü sürenin geçirilmiş olması nedeniyle davanın reddine karar verilmiş, hüküm davacı Hazine tarafından temyiz edilmiştir.
Dava dilekçesindeki açıklamaya göre dava, 2/B uygulamasına dayalı tapu iptali ve tescile ilişkindir.
Çekişmeli taşınmazın bulunduğu yerde tesbit tarihinden önce 1948 yılında 3116 Sayılı Yasaya göre yapılıp kesinleşen orman kadastrosu bulunmaktadır. Daha sonra 22.08.1997 tarihinde ilan edilerek dava tarihinde kesinleşen aplikasyon ve 2/B uygulaması vardır. Genel arazi kadastrosu 1969 yılında kesinleşmiştir.

Bozma kararında dosya kapsamı ile bilirkişi raporları arasındaki çelişkiye işaret edildiği halde mahkemece, herhangi bir keşif ve uygulama yapılmadan ve çekişmeli taşınmazın 3116 Sayılı Yasa hükümlerine göre orman sınırları içinde ya da dışında olup olmadığı yine 1997 yılında ilan edilerek itirazsız kesinleşen aplikasyon ve 2/B madde uygulaması sırasında Hazine adına orman sınırları dışına çıkarılan yerlerden olup olmadığı da belirlenmeden on yıllık hak düşürücü süre geçtiği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
O halde, öncelikle çekişmeli taşınmazın bulunduğu Yağcılar Köyünde, 3116 Sayılı Yasaya göre, 1944 yılında yapılan orman kadastrosu ile 1997 yılında ilan edilerek itirazsız kesinleştiği anlaşılan 2/B uygulamasına ait orman tahdit harita ve tutanaklar ile 1969 yılında

-2- 2010/13688 – 2011/240

yapılan genel arazi kadastro paftaları ilgili yerlerden istenip dosya keşfe hazır hale getirildikten sonra, bu konuda uzman serbest orman mühendisleri arasından seçilecek üç orman mühendisi ve bir fen elemanı aracılığıyla taşınmaz başında keşif yapılarak, orman kadastrosuna ve 2/B madde uygulamalarına ait orman kadastro harita ve tutanakları ile 1970 yılında yapılan genel arazi kadastro paftası bilirkişiler aracılıyla yöntemince ayrı ayrı yerine uygulanmalı, bu haritaların ölçeği kadastro paftası ölçeğine, yine kadastro paftası ölçeği de orman kadastro haritaları ölçeğine çevrilip herbir uygulama kroki üzerinde ayrı renklerle gösterilmek suretiyle birbiri üzerine çakıştırılarak aplike edilmeli, çekişmeli taşınmazın konumunu gösterir şekilde orman kadastro hattı ile irtibatlı kroki çizdirilerek keşfin izlenip denetlenmesi olanağı sağlanmalıdır.
1) Bu şekilde yapılacak uygulama sonucu bilirkişiler tarafından düzenlenecek rapor ve krokide, çekişmeli taşınmazın yörede 1944 yılında 3116 Sayılı Yasaya göre yapılan orman kadastro sınırları içinde kaldığı, daha sonra 1997 yılında yapılan 2/B madde uygulamalarına konu edildiğinin anlaşılması halinde, 1969 yılında yapılan genel arazi kadastrosu sırasında hata ile ikinci kere kadastrosu yapılıp yolsuz olarak sicil oluşturulduğu, 766 Sayılı Yasanın 46/2 ve 3402 Sayılı Yasanın 22/1. maddeleri gereğince ikinci kadastronun yolsuz (T.M.Y.nın 1025. md.) ve bütün sonuçlarıyla hükümsüz olması nedeniyle malikine mülkiyet hakkı kazandırmayacağı ve T.M.Y.nın 1026 (E.M.Y.nın 934. İsviçre 976) maddesi gereğince sicilin hiç bir süreye bağlı kalmadan her zaman iptal edileceği, somut olayda 3402 Sayılı Yasanın 12/3. maddesi hükümlerinin uygulanma olanağının bulunmadığı, baştan beri yolsuz tescil niteliğinde oluşturulan sicil kaydının, davalıya hiç bir zaman mülkiyet hakkı kazandırmayacağı ve başlangıcından itibaren yolsuz ve geçersiz olan tapu kaydının iptaline ilişkin mahkeme kararının yenilik doğuran (inşai) mülkiyet hakkını sona erdiren bir hüküm olmayıp, mevcut durumu saptayıp hukuksallaştıran, açıklayıcı (ihzari), başka bir anlatımla; sicilin oluştuğu tarihten itibaren mülkiyet hakkının doğmadığını, sicilin yolsuz ve geçersiz olduğunu belirleyen bir hüküm olacağı, bu tür kayıtlarda T.M.Y.’nın 1023 (E.M.Y.931 İsviçre M.Y.974) maddesindeki “iyi niyetle edinme” kuralının uygulanamayacağı, koşulları varsa davalının sebepsiz zenginleşme kurallarına göre taşınmazı kendisine devredenlerden satış bedelini geri alabileceği gözönünde bulundurularak tapu kaydının iptali ile 6831 Sayılı Yasanın 4999 Sayılı Yasa ile değişik 11/4. maddesi gereğince hali hazır niteliği ile kaydında “6831 Sayılı Yasanın 2/B maddesi gereğince orman rejimi dışına çıkartılan yer” belirtmesi de yapılarak Hazine adına tapuya tesciline,
2) Yapılan uygulamada çekişmeli parselin orman kadastro sınırları içinde kaldığının belirlenmesi halinde orman niteliği ile hazine adına tesciline,
3) Yapılacak uygulama sonucu kesinleşen orman kadastro sınırları dışında ve yine 2/B madde uygulama alanı dışında kaldığının belirlenmesi halinde ise şimdi olduğu gibi davanın reddine karar verilmelidir.
Açıklanan nedenlerle mahkemece işin esasına girilerek uyulan bozma kararına göre işlem yapılması gerekirken, yazılı şekilde hüküm kurulması isabetsizdir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle; Hazinenin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA 19/01/2011 gününde oybirliği ile karar verildi.