YARGITAY KARARI
DAİRE : 20. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2010/14650
KARAR NO : 2011/1209
KARAR TARİHİ : 16.02.2011
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasındaki tapu iptali ve tescil davasının yapılan duruşması sonunda kurulan hükmün Yargıtayca incelenmesi davalı Hazine ve Orman Yönetimi tarafından istenilmekle, süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya incelendi, gereği düşünüldü:
K A R A R
Hükmüne uyulan Yargıtay 8. Hukuk Dairesinin 18.09.2007 gün ve 4100-4897 sayılı bozma kararında özetle: “… Kasabasında bulunan çekişmeli taşınmaz hakkında davanın kabulüne karar verilmişse de taşınmazın 1956 yılında yapılan genel arazi kadastrosunda da “orman” olarak tespit harici bırakıldığı, 1988 yılında yapılan orman kadastrosunda ise orman sayılmayan alanda bırakıldığı, taşınmazın halen orman sayılan yer olup olmadığının tespiti konusunda yapılan araştırmanın hükme yeterli olmadığı” açıklanmıştır. Mahkemece, bozma kararına uyulduktan sonra davanın kısmen kabulüne, 08.09.2006 ve 28.09.2009 tarihli krokide (M) işaretli (247 ada 14 parsel içinde) 16.917 m2 taşınmazın tapusunun iptali ile davacı adına tesciline, (C) işaretli (1850 m2) yer hakkında verilen karar daha önce onandığından bu bölümün de davacı adına tesciline, (M) bölümüne ilişkin asıl davadaki tescil isteminin reddine karar verilmiş, hüküm davalı Hazine ve Orman Yönetimi tarafından (M) işaretli bölüme yönelik olarak temyiz edilmiştir.
Dava dilekçesindeki açıklamaya göre dava, tapu iptali ve tescil istemine ilişkindir.
Çekişmeli taşınmazın bulunduğu yerde tesbit tarihinden sonra 13.02.1988 tarihinde kesinleşen orman kadastrosu ile 1956 yılında yapılan arazi kadastrosu bulunmaktadır.
Temyize konu (M) işaretli taşınmazın bulunduğu bölüme ait orjinal kadastro paftasında “orman” ibaresi bulunduğu anlaşılmaktadır.
3402 Sayılı Kadastro Yasasının uygulanmaya başladığı 10/10/1987 tarihten önce 2613, 5602 ve 766 sayılı Yasaların hükümlerine göre, kadastrosu yapılacağı ilan edilen ve önceden sınırları belirlenen çalışma alanları içerisindeki ormanlar tesbit dışı bırakılmışlardır. Bir diğer anlatımla, arazi kadastrosu ekipleri ormanların kadastrosunu yapmamış, ancak bölgede daha önce orman kadastrosu yapılıp kesinleşen ve tapuya tescil edilen ormanlara ait kayıtlar, o birliğin çalışma alanının tapu kütüğüne aktarılmıştır (766 Sayılı Yasanın madde 46/3). Bölgede orman kadastrosu yapılmamışsa, arazi kadastrosunun yapılacağı bölgedeki, ormanların sınırlandırılması Orman İdaresinden istenmiş, İdarenin orman sınırlarını belirlemesinden sonra arazi kadastro ekipleri bu sınırlamayı esas almak suretiyle, belirlenen orman sınırına girmeden arazi kadastro çalışmalarını yürütmüşlerdir. Bu uygulama 3402 Sayılı Kadastro Yasasının yürürlüğe girdiği 10/10/1987 tarihine kadar sürdürülmüş, 3402 Sayılı Yasanın yürürlüğünden sonra ise anılan yasanın 4. maddesi gereğince işlem yapılmıştır. Her olaya olayın meydana geldiği tarihte yürürlükte bulunan yasa hükümlerinin uygulanması gerekir. Bu nedenle; somut olayın 2613 Sayılı Yasa hükümleri gereğince irdelemesi yapılıp uyuşmazlığın buna göre çözümlenmesi zorunludur.
(M) işaretli taşınmaz bölümünün içinde bulunduğu 247 ada 14 parselin 14.02.2006 tarihinde 36883 m2 yüzölçümünde tarla niteliğiyle hazine adına tescil edildiği anlaşılmaktadır. Her ne kadar tescile ilişkin evraklar getirtilmemişse de 1956 yılında yapılan genel arazi kadastrosu sırasında bu bölümün bitişikteki taşınmazlarla birlikte orman niteliğiyle tesbit dışı bırakıldığı anlaşılmaktadır. Yörede 1988 yılında yapılıp 13.02.1988 günü kesinleşen orman kadastrosu
sırasında davaya konu taşınmazın da içerisinde yer aldığı arazinin orman tahdit hattı dışında kaldığı, yapılan uygulama ile belirlenmiştir. Ancak arazi kadastrosunun yapıldığı yıllardaki kadastro ekiplerinin ormanlarla ilgili yukarıda anlatılan çalışma yöntemleri gözönünde bulundurulduğunda, davaya konu taşınmazın yer aldığı arazi bölümünün orman olarak tesbit dışı bırakıldığının kabulü zorunlu bulunmaktadır.
H.G.K.’nun 24/10/2001 gün ve 2001/8-964-751 sayılı ve 13/02/2002 gün ve 2002/8 – 183- 187 sayılı kararları ile kadastro (tapulama) komisyonlarınca orman sayılarak tesbit harici bırakılan yerler, yukarıda yazılı gerekçelerle orman kadastrosunun kesinleştiği güne kadar orman sayılacağından, sürdürülen zilyetliğe değer verilemeyeceği kabul edilmiştir.
O halde; çekişmeli taşınmaz orman sınırları dışında bırakıldığı tarihe kadar orman niteliğindedir.Öncesi orman olup bu niteliğini koruduğu sıradaki zilyetliğe değer verilemez. Orman kadastrosunun kesinleştiği 13.02.1988 günü ile gerek tescil davasının açıldığı 15.05.2000 günü, gerekse taşınmazın 247 ada 14 parsel içinde kaldığı anlaşıldıktan sonra açılan tapu iptali tescil davasının tarihi olan 28.09.2006 günü arasında 20 yıllık zilyedlikle mülk edinme süresinin dolmadığı gözönünde bulundurularak, (M) bölümüne yönelik davanın reddine karar verilmesi gerekirken, aksi düşünce ve gerekçelerle yazılı şekilde hüküm kurulması usul ve yasaya aykırıdır.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle; davalı … Yönetimi ve Hazinenin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde Orman Yönetimine iadesine 16/02/2011 günü oybirliği ile karar verildi.