YARGITAY KARARI
DAİRE : 20. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2010/14728
KARAR NO : 2011/1582
KARAR TARİHİ : 23.02.2011
MAHKEMESİ :Kadastro Mahkemesi
Taraflar arasındaki kadastro tespitine itiraz davasının yapılan duruşması sonunda kurulan hükmün Yargıtayca incelenmesi davalı tarafından istenilmekle, süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya incelendi, gereği düşünüldü:
K A R A R
Hükmüne uyulan Yargıtay 20. Hukuk Dairesinin 26.01.2010 gün ve 18418-686 sayılı bozma kararında özetle: “Çekişmeli … 103 ada 1 parsel (7963 m2) sayılı taşınmaz hakkında açılan davanın kısmen kabulüne, (a) bölümünün orman niteliğiyle Hazine adına, kalan kısmın davalı adına tesciline karar verildiği, (a) bölümünün kesinleşen orman sınırları içinde kaldığı belirlenerek bu bölümün orman niteliği ile hazine adına tesciline karar verilmesinde isabetsizlik bulunmadığı, ancak (b) ve (c) bölümü yönünden delillerin değerlendirilmesinde hataya düşüldüğü; (b) ve (c) işaretli taşınmazların öncesi itibarıyla 1948 yılında kesinleşen orman kadastro sınırları içinde kalmakta iken 1975 yılında orman niteliğini yitirmesi nedeniyle b(365.69 m2) bölümünün Hazine adına orman sınırları dışına çıkarılan P.1 numaralı 129 ada 12 parsel numaralı 2/B madde parselinde, c (571.18 m2) bölümünün ise P.II numaralı 129 ada 13 parsel numaralı 2/B madde parseli içinde orman sınırları dışına çıkarıldığı belirlendiği halde, (b) ve (c) bölümlerinin orman kadastro sınırları dışında kalan bölümle birlikte toplam 6384 m2 yüzölçümüyle davalı adına tesciline karar verildiği, oysa öncesi orman olan ve bu niteliğini kaybetmesi nedeniyle orman sınırları dışına çıkarılan taşınmazların yasalar uyarınca Hazine adına tescil edilmeleri gerektiği, bunların kazandırıcı zamanaşımı zilyedliği ile iktisap edilebilmelerine imkan bulunmadığı, ancak mahkemece 129 ada 12 ve 13 parsellere kadastro tespit tutanağı düzenlenip düzenlenmediği araştırılarak, tapu kayıtlarının getirtilmediği, öncelikle 129 ada 12 ve 13 parsellerin varsa kadastro tespit tutanakları ile 2/B uygulaması nedeniyle oluşan tapu kayıtları bulundukları yerden getirtilerek, 12 ve 13 parseller Hazine adına tapuda kayıtlı ise (b) ve (c) bölümlerinin bunlara ilave edilerek Hazine adına 2/B sahası niteliğiyle tapuya tesciline karar verilmesi” gereğine değinilmiştir.
Mahkemece bozma kararına uyulduktan sonra, davanın kabulüne, taşınmazın tamamının orman niteliğiyle Hazine adına tesciline karar verilmiş, karar davalı tarafından temyiz edilmiştir.
Dava dilekçesindeki açıklamaya göre dava, kadastro tespitine itiraza ilişkindir.
Çekişmeli taşınmazın bulunduğu yörede 3116 Sayılı Yasaya göre 1948 yılında seri bazda yapılıp kesinleşen orman kadastro çalışmaları ile 1975 yılında 1744 Sayılı Yasaya göre yapılıp dava tarihinde kesinleşen aplikasyon ve 2. madde uygulaması vardır.
Mahkemece bozma kararına uyulmakla birlikte, bozma kararı gerekleri yerine getirilmemiştir. Oysa bozma kararına uyulmakla, taraflar lehine usulü kazanılmış hak gerçekleşir.
Somut olayda çekişmeli taşınmazın (a) ve (c) işaretli bölümünün (bozmadan önceki raporda (b) ve (c) kesinleşen 2/B madde sahasında kaldığı belli olmasına ve bozma kararında bu bölümün Hazine adına tesciline karar verilmesi gerektiği açıklanmasına rağmen, mahkemece yeniden araştırma inceleme yapılarak, 1944 tarihli … fotoğrafında taşınmazın koyu renkli bölümde kaldığı gerekçesiyle, tamamının orman niteliğiyle Hazine adına tesciline karar verilmesi isabetsizdir. Bundan ayrı 19.01.2011 tarihinde yürürlüğe giren 6099 Sayılı Yasanın 16. maddesi ile 3402 Sayılı Yasaya eklenen 36/A. maddesinde “Kadastro işlemi ile oluşan tespit ve kayıtların iptali için Devlet veya diğer kamu kurum ve kuruluşları tarafından kayıt lehtarına karşı kadastro mahkemeleri ile genel mahkemelerde açılan davalarda davalı aleyhine vekâlet ücreti dahil, yargılama giderine hükmolunmaz.” ve aynı yasının 17. maddesi ile 3402 Sayılı Yasaya eklenen geçici 11. maddesine göre; “bu Kanunun 36/A maddesi hükmü, henüz infaz edilmemiş yargı kararlarındaki vekâlet ücreti dâhil yargılama giderleri için de uygulanır.” hükmü gereğince davalı aleyhine yargılama giderleri ve vekalet ücretine hükmedilmesi de doğru değil ise de; bu hususlar hükmün bozulmasını ve yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden, hükmün düzeltilerek onanması uygun görülmüştür. Bu sebeple, hükmün 2. 4. ve 5. paragraflarının hükümden çıkarılarak,bunun yerine “… Köyü 103 ada 1 parsel sayılı taşınmazın tesbitinin iptali ile a (383.15 m2) ve c (575.30 m2) işaretli bölümlerinin 2/B niteliğiyle hazine adına; b(1578.98 m2) bölümünün orman niteliğiyle hazine adına tesciline, kalan kısmın tesbit gibi davalı adına tesciline”, “6099 Sayılı Yasaya eklenen 36/A maddesi gereğince yargılama giderlerinin davacı üzerinde bırakılmasına, davacı lehine vekalet ücreti takdirine yer olmadığına” sözlerinin yazılması suretiyle düzeltilmesine ve hükmün H.Y.U.Y.’nın 438/7. maddesine göre bu düzeltilmiş şekliyle ONANMASINA, aşağıda … onama harcının temyiz edene yükletilmesine 23.02.2011 günü oybirliğiyle karar verildi.