YARGITAY KARARI
DAİRE : 20. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2010/15864
KARAR NO : 2011/1722
KARAR TARİHİ : 24.02.2011
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasındaki davanın yapılan duruşması sonunda kurulan hükmün Yargıtayca incelenmesi davacı Hazine ve davalı … Belediyesi tarafından istenilmekle, süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya incelendi, gereği düşünüldü:
K A R A R
Davacı Hazine 22.02.2008 tarihli dava dilekçesiyle … mahallesi 7516 ada 1, 2, 3, 4, 5, 6, 7517 ada 1, 2. 3 ve 4 parsel sayılı taşınmazların, 1947 yılında yapılıp kesinleşen orman kadastro sınırları içerisinde bırakıldığını, 1952 yılında koruma makisi olarak belirlendiğini, 1744 sayılı Yasa ile değişik 6831 sayılı Yasanın 2/B madde uygulaması sonucu kesinleşen işlemle Hazine adına orman sınırları dışına çıkartıldığını, hukuki dayanaktan yoksun ve yolsuz tescil niteliğindeki, davalı adına olan tapu kayıtlarının iptalini ve Hazine adına tescilini istemiş, Davalı … davayı Vakıflar Yönetimine ihbar etmiş, Vakıflar Yönetimi davanın reddine istemiştir. Mahkemece KISMEN KABULÜNE, … köyü 7516 ada 3 ve 4 sayılı parsellerin tamamı ile … bilirkişi … tarafından düzenlenen 25.03.2010 tarihli rapor ve krokide gösterildiği gibi 7516 ada 1 sayılı parselin (B) ile gösterilen 41 m2, 2 sayılı parselin (D) ile gösterilen 289 m2, 5 sayılı parselin (H) ile gösterilen 208 m2, 6 sayılı parselin (F) ile gösterilen 13 m2 bölümünü tapu kaydının iptali ve taşınmazın 1744 Sayılı Yasa ile değişik 6831 sayılı Yasanın 2. maddesi gereğince Hazine adına orman sınırları dışına çıkarılan yerlerden olduğu belirtilmek suretiyle Hazine adına tapuya tesciline, 7516 ada 1 sayılı parselin aynı krokide (A) ile gösterilen 268 m2, 2 sayılı parselin (C) ile gösterilen 34 m2, 5 sayılı parselin (G) ile gösterilen 144 m2, 6 sayılı parselin (E) ile gösterilen 328 m2, bölümleri ile 7517 ada 1, 2, 3 ve 4 sayılı parseller hakkında açılan davanın kesin hüküm nedeniyle REDDİNE karar verilmiş, hüküm davacı Hazine ile davalı … Belediyesi tarafından temyiz edilmiştir.
Dava, 1947 yılında kesinleşen orman kadastro sınırları içindeyken 6831 sayılı Yasanın 1744 sayılı Yasa ile değişik 6831 sayılı Yasanın 2. madde uygulaması sonucu Hazine adına orman sınırları dışına çıkarılan parsellerin tapu kaydının iptal ve tesciline ilişkindir.
Çekişmeli taşınmazların bulunduğu yerde dava tarihinden önce 1946 yılında yapılıp 1947 yılında kesinleşen orman kadastrosu bulunmaktadır. Daha sonra 7 numaralı orman kadastro komisyonuna bağlı 4 numaralı ekipçe yapılıp 24.03.1976 tarihinde, itirazlar incelenerek sonuçları 7 numaralı komisyonca 06.04.1983 tarihinde ilan edilerek dava tarihinden önce kesinleşen aplikasyon ve 1744 sayılı Yasa ile değişik 6831 sayılı Yasanın 2. madde uygulaması, 1988 yılında yapılıp, 15.06.1989 tarihinde ilan edilerek dava tarihinden önce kesinleşen aplikasyon ve 3302 sayılı Yasa ile değişik 6831 sayılı Yasanın 2/B madde uygulaması vardır.
Davalı … Belediyesi adına kayıtlı olan çekişmeli 7517 ada 4 sayılı parselin tamamı ve aynı ada 2 sayılı parselin (B) ile gösterilen 60 m2 bölümü, 3 parselin (D) ile gösterilen 461 m2 bölümü … 258 parselden ifraz edilen 439 sayılı parselin, 7517 ada 1 sayılı parselin tamamı ve aynı ada 2 sayılı parselin (A) bölümü, 3 sayılı parselin (C) ile gösterilen 50 m2 bölümü ( E ) ile gösterilen 2 m2 bölümü 259 parselden müfrez 544 sayılı parselin, 7516 ada 3 ve 4 saılı parselerin tamamı ve aynı ada 2 sayılı paselin (D) ile gösterilen 289 m2, 5 sayılı parselin (H) ile gösteilen 208 m2 bölümü 252 parselden müfrez 848 sayılı parselin 7516 ada 1 sayılı parselin (A) ile gösterinle 268 m2 ve 6 sayılı parselin (E) ile gösterilen 328 m2 bölümü ise 259 sayılı parselden müfrez 544 sayılı parselin 2981 sayılı yasa hükümlerine göre oluşmuştur.
1) Kesinleşmiş orman kadastro haritasının uygulanmasına dayalı araştırma, inceleme ve keşif sonucu düzenlenen uzman orman bilirkişi raporuyla, Çekişmeli … köyü 7516 ada 3 ve 4 sayılı parsellerin tamamı, … bilirkişi … tarafından düzenlenen 25.03.2010 günlü rapor ve krokide 7516 ada 1 sayılı parselin (B), 2 sayılı parselin (D), 5 sayılı parselin (H), 6 sayılı parselin (F) işaretli bölümlerinin … köyü 252 sayılı parselden müfrez 848 sayılı parselin, 7517 ada 4 sayılı parselin tamamı ve 7517 ada 3 sayılı parselin (D) bölümünün 258 sayılı parselden müfrez 439 sayılı parselin çap krokisi sınırları içinde kaldığı, bu taşınmazların … köyünde 1947 yılı orman kadastrosu sınırları içinde bırakıldığı, 1952 yılında 5653 sayılı Yasaya ve ilgili yönetmeliğe aykırı olarak kurulan ve yine yasa ve yönetmelik hükümlerine uymadan çalışma yapan maki tefrik komisyonunca Akdeniz makisi olarak ayrıldığı, 1976 yılında makiye ayırma işlemine değer verilmeyerek orman sınırları içinde aplike edilip, 1744 Sayılı Yasanın 2. maddesi gereğince nitelik kaybı nedeniyle … köyünde P.I poligon numarasıyla Hazine adına orman sınırları dışına çıkarıldığı, bu işlemin iptali için Yönetimler tarafından her hangi bir dava açılmadığı, sonraki işlemlerde durumunun değişmediği belirlenip,
Ağustos 2007 tarih ve 8 sayılı YARGITAY KARARLAR DERGİSİNDE yayınlanan, Yargıtay 20. Hukuk Dairesinin 20.12.2006 gün ve 2006/14641-17945 sayılı kararında da açıklandığı gibi, makiye ayırma çalışması yapan komisyon yasa ve yönetmelik hükümlerine uygun kurulmadığı gibi, yasa ve yönetmelik hükümlerine de aykırı çalıştığı, bu nedenle yaptığı makiye ayırma işlemine değer verilemeyeceği, yasa ve yönetmelik hükümlerine uyulmadan yapılan çalışma sonunda makiye ayrılan yerlerin tevzii işlemlerinin de yapılmadığı, makiye ayrılan yerlerde özel yasaları gereği oluşturulan tapu kayıtları dışındaki kayıtlar ile zilyetliğe değer verilmeyeceği,
Kamu malı olan orman niteliğindeki taşınmazlar hakkında, özel mülklerin bağlı olduğu yasa hükümlerinin uygulanamayacağı, Bu nedenle, aslında orman olan taşınmazı tapu kaydı ile satın alan kişilerin, 4721 Sayılı Medeni Yasanın 1023. maddesindeki iyi niyet kurallarından yararlanamayacağı gibi, 1947 yılında kesinleşen orman kadastrosu sınırları içinde olduğu halde, 1971 yılında genel kadastroda zilyetliğe dayanılarak gerçek kişiler adına tesbitinin kesinleşmesiyle tapuya tescil edilip, geçerli bir hukuki sebebe dayanılarak oluşturulmadığından yasanın korumasından faydalanamayacağı,
Her ne kadar bu taşınmazların ifraz edildiği 848 sayılı parselin, Vakıflar Yönetimi adına tesciline ilişkin Tapulama Mahkemesinin17.08.1988 gün ve 1988/69-171 sayılı kesinleşmiş kararı varsa da, Orman Yönetimi yada Hazinenin bu kararın tarafı olmadığı gibi, Tapulama Mahkemesi kararının, 3116 sayılı Yasa hükümlerine göre yapılan orman kadastrosunun uygulanmasına dayalı Yargıtay 8. Hukuk Dairesi başkanını Hakem sıfatıyla verdiği 09.04.1973 tarih 40-48 sayılı karar ile 3116 sayılı yasa hükümlerine göre yapılıp kesinleşmiş orman kadastrosun uygulanmasına dayalı olduğu, oysa daha sonra yürürlüğe giren 4785 Sayılı Yasa hükümlerine göre istisnalar dışında tüm ormanların devletleştirildiği, 5658 Sayılı Yasa hükümlerine göre iade edilecek ormanlar arasında Vakıf Ormanlarının sayılmadığı, dava nedenleri farklı olduğundan sözü edilen kararların somut olay için kesin hüküm oluşturmayacağı, ayrıca bu kararın ekli krokisi ölçekli olmadığından uygulanamayacağı ve
hakem tarafından 3303 Sayılı Yasa hükümlerine göre mülkiyetin aidiyetine karar verilebileceği, ancak tescil anlamına gelecek karar verilemeyeceği, orman kadastrosunun iptali ve bu şekilde de tescil yada tescilin değiştirilmesi veya terkini sonucu doğuran Hakem Kararına değer verilemeyeceği, yöntemince tebliğ edilip edilmediği ve kesinleşip kesinleşmediğinin de anlaşılamadığı,
Bu taşınmazlar 1947 yılında yapılıp kesinleşen orman kadastrosu sınırları içinde kaldığı, taşınmazlar daha önce yapılan orman kadastrosunun sınırları içinde olduğu halde, arazi kadastro ekiplerinin bu durumu göz önünde bulundurmadan, hata ile ikinci kere kadastrosunu yapıp yolsuz olarak sicil oluşturulmuşsa da, 766 sayılı Yasanın 46/2 ve 3402 Sayılı Yasanın 22/1. maddeleri gereğince ikinci kadastronun yolsuz (T.M.Y.nın 1025. md.) ve bütün sonuçlarıyla hükümsüz olması nedeniyle malikine mülkiyet hakkı kazandırmayacağı ve T.M.Y.nın 1026. (E.M.Y.nın 934 – İsviçre 976) maddesi gereğince sicilin hiç bir süreye bağlı kalmadan her zaman iptal edileceği, somut olayda 3402 sayılı Yasanın 12/3. maddesi hükümlerinin uygulanama olanağının da bulunmadığı, baştan beri yolsuz tescil niteliğinde oluşturulan sicil kaydının, davalıya hiç bir zaman mülkiyet hakkı kazandırmayacağı ve başlangıcından itibaren yolsuz ve geçersiz olan tapu kaydının iptaline ilişkin mahkeme kararının yenilik doğuran (inşai) mülkiyet hakkını sona erdiren bir hüküm olmayıp, mevcut durumu saptayıp hukuksallaştıran, açıklayıcı (izhari), başka bir anlatımla; sicilin oluştuğu tarihden itibaren mülkiyet hakkının doğmadığını, sicilin yolsuz ve geçersiz olduğunu belirleyen bir hüküm olduğu, bu tür kayıtlarda T.M.Y.’nın 1023. (E.M.Y.931 – İsviçre M.Y.974) maddesindeki “iyi niyetle edinme” kuralının da uygulanamayacağı,
6831 sayılı Yasanın 2/B maddesi gereğince orman rejimi dışına çıkartılan yerlerde 2981 ve 3194 sayılı Yasa uygulaması yapılacağı konusunda hiç bir yasa hükmü bulunmadığı aksine, 3194 sayılı İmar Yasasının 4. Maddesindeki “… diğer özel yasalar ile belirlenen veya belirlenecek olan yerlerde, bu (imar) yasanın özel yasalara aykırı olmayan hükümleri uygulanır” hükmü ile 2981 sayılı Yasanın 3290 sayılı Yasa ile değişik Geçici 2. Maddesinin (e) bendi hükmünü iptal eden Anayasa Mahkemesinin 27.09.1995 gün ve 1995/13-51 Sayılı kararı ve H.G.K.’nun 07.12.1997 gün ve 1997/1-655-1003 Sayılı kararı ile kabul edilen “… kamu malı niteliğini kazanan bir taşınmazın imar uygulamasına tabi tutularak özel mülkiyete dönüştürmeye idari mercilerin yetkileri olmadığı, başka bir anlatımla, idari mercilerin yasadan kaynaklanan bir yetkileri bulunmayan konularda aldıkları kararların yok hükmünde, buna dayanan tescilinde, M.Y.’nın 1024.(932.) maddesi gereğince yolsuz tescil niteliğinde olduğu, Anayasanın 169 ve 170. maddelerindeki 2924 sayılı Yasada ve 3402 sayılı Yasanın 16/D maddesinde özel olarak düzenlenen Devlet Ormanları ve nitelik kaybı nedeniyle orman rejimi dışına çıkartılan yerlerin özel yasalarına tabii olduğu, H.G.K’nun 24.03.1999 gün 1999/1-170-167 ve 21.02.1990 gün 1989/1-700-101 kararlarında belirtildiği gibi, aslında özel mülkiyete konu olmayan taşınmazlar her nasılsa tapuya tescil edilmiş olsa bile, bu durum taşınmazın niteliğini değiştirmeyeceğinden tescil işlemi yok hükmünde olup, bu tür taşınmazlar hakkında M.Y.’nın 1023. (931.) maddesinde belirtilen iyi niyetle iktisap iddiasında bulunulamayacağı, yasalarımızın, nasıl oluşursa oluşsun, yanlış ve yolsuz tescillere dayalı olarak tapu sicilinde yapılacak değişiklikleri öngören iptal davaları görevini Adliye Mahkemelerine verdiği (M.Y.- Md. 1025.(933)”, 6831 sayılı Yasanın değişik 2 ve 2/B madde uygulaması sonucu nitelik kaybı nedeniyle Hazine adına orman sınırları dışına çıkarılan taşınmazların, Anayasanın 170. maddesinde belirtilen kamu hizmetinin yerine getirilmesi için 2924 sayılı Yasa gereği Orman Bakanlığının emrine geçeceği, başka bir anlatımla, Orman Bakanlığına tahsis edilmiş sayılacağından 3402 sayılı Yasanın 17. maddesi ve yine yasalar gereği Hazineye kalan yerler olması nedeniyle, aynı yasanın 18. maddesi hükmü karşısında, orman rejimi dışına çıkarma işlemi Hazine adına yapılacağından, 2896 ve 3302 sayılı Yasa ile değişik 6831 sayılı Yasanın 2/B maddesi gereğince Hazine adına orman sınırları dışına çıkarılan taşınmazların Kazandırıcı zamanaşımı yoluyla edinilmesine olanak bulunmadığı hususları gözetilerek, Hazinenin çekişmeli … köyü 7516 ada 3 ve 4 sayılı parsellerin
tamamı, … bilirkişi … tarafından düzenlenen 25.03.2010 günlü rapor ve krokide 7516 ada 1 sayılı parselin (B), 2 sayılı parselin (D), 5 sayılı parselin (H), 6 sayılı parselin (F) ile işaretlenen bölümleri, 7517 ada 4 sayılı parselin tamamı ve 7517 ada 3 sayılı parselin (D) işaretli bölümüne ilişkin davasının kabulüne karar verilmesinde isabetsizlik yoktur.
Karar tarihinden sonra, 27.01.2009 tarihli Resmi Gazetede yayınlanarak aynı gün yürürlüğe giren 5831 sayılı Yasanın 5. Maddesiyle, 6831 sayılı Yasaya eklenen Ek.10. Maddesi uyarınca, Orman Yasasının; 20.06.1973 tarih ve 1744 sayılı Yasayla değişik 2. maddesi, 23.09.1983 tarihli 2896 ve 05.06.1986 tarihli 3302 sayılı Yasalarla değişik 2. Madde 1. Fıkra (B) bendi uygulamaları ile orman sınırları dışına çıkarılan yerler, çıkarma işleminin kesinleştiği tarihten itibaren kazandırıcı zamanaşımı yolu ile iktisap edilemez. Yasa hükmü “orman sınırları dışına çıkarma işleminin kesinleştiği tarihten itibaren” denmek suretiyle, orman dışına çıkarma tarihine kadar geriye yürütülmüştür.
2) Çekişmeli … köyü 7517 ada 4 sayılı parselin tamamı ve 7517 ada 2 sayılı parselin (B) işaretli, 3 sayılı parselin (D) işaretli bölümlerinin 258 sayılı parselden müfrez 439 sayılı parselin çap krokisi sınırları içinde kaldığı, 258 sayılı parselin … oğlu … Bağların zilyetliğindeyse de orman tahditi içinde kaldığından Hazine adına tesbitine Orman Yönetimi ve bir kısım gerçek kişiler ile Vakıflar Yönetiminin itiraz ettiği, komisyonca Orman Yönetiminin itirazı kısmen kabul edilerek Vakıflar Yönetimine ait Şubat 1955 tarih ve 99 sıra numaralı tapu kaydı ve 15 C. Evvel 982 tarihli Vakıfname hudutları ve orman tahdit hattına itiraz davasından dolayı 3533 Sayılı Yasaya göre verilen 09.04.1973 gün ve 48 sayılı hakem kararında vakfa ait tapu kaydı ve vakıfname hudutlarının mahalline uygulandığı ve kesinlik kazandığı, her ne kadar taşınmazın tamamı orman tahditi içindeyse de, kesinleşen hakem kararı kapsamında kaldığı belirlenen taşınmazın (A) ile gösterilen 20900 m2 bölümünün Muratpaşa Vakfı adına, (B) ile gösterilen 1350 m2 bölümün ise tapulama dışı orman olarak bırakılmasına karar verdiği, komisyon kararına karşı Hazine ve Vakıflar yönetimi dava açmış, yapılan keşif sonucu serbest orman mühendisi bilirkişi raporuyla, taşınmazın hakem kararı kapsamında olduğu belirlenen (A) ile gösterilen 20900 m2 bölümün Muratpaşa Vakfı adına, Hakem kararı kapsamı dışındaki (B) ile gösterilen 1350 m2 bölümün ise orman sınırları dışında kaldığından tapulama dışı bırakılmasına ilişkin Tapulama Mahkemesinin 27.12.1982 gün ve 1980/735-341 sayılı kararını kesinleşmesiyle, orman sayılan yerlerden olduğu belirlenen parselin 1350 m2 yüzölçümündeki kuzey bölümü, 440 parsel sayısı ve orman niteliğiyle Hazine, Vakfılar Yönetimi adına tesciline karar verilen 20900 m2 bölümünün ise 439 parsel sayısı ile Muratpaşa Vakfı adına tapuya tescil edildiği,
7517 ada 1 sayılı parselin tamamı, aynı ada 2 sayılı parselin (A) ve 7517 ada 3 sayılı parselin (C ) işaretli bölümleri, 7516 ada 1 sayılı parselin A, 2 sayılı parselin C, 5 sayılı parselin G, 6 sayılı parselin E işaretli bölümlerinin 259 ada 544 sayılı parselin çap krokisi sınırları içinde kaldığı, 259 sayılı parselin gerçek kişiler adına tesbitine Orman Yönetimi, Vakıflar Yönetimi ve bir kısım gerçek kişilerin itirazının Tapulama Komisyonunca Tapulama Mahkemesine aktarıldığı, Tapulama Mahkemesinin 05.09.1988 gün ve 1988/238-173 sayılı kararıyla, davanın kısmen kabulüne ve 259 sayılı parselin orman tahdidi dışında ve Vakıflar Yönetiminin tutunduğu 1936 tarih 1 sayılı tapu kaydı kapsamında kaldığı belirlenen, 155900 m2 yüzölçümündeki bölümünün Muratpaşa vakfı adına 544 parsel sayısı ile tesciline, geri kalan 1050 m2 yüzölçümündeki bölümünün ise, orman tahdidi içinde kaldığı saptandığından 545 parsel sayısı ve orman niteliği ile Hazine adına tesciline karar verildiği,
Taraflar arasında daha önce taraf, konu ve neden birliği başka bir anlatımla H.Y.U.Y.’nın 237. maddesindeki koşulları taşıyan bir kesin hüküm varsa, bu hükmün daha sonraki tarihlerde aynı taraflar yada halefleri arasında, aynı nedenle açılacak davalarda kesin delil olarak değerlendirilmesi zorunludur. Tapulama Mahkemesinin 252 sayılı parselden müfrez 439 ve 259 sayılı parselden müfrez 544 sayılı parsellere ilişkin kesinleşmiş kararlarının, 766 Sayılı Yasanın 55, 3402 Sayılı Yasanın 34 Maddeleri gereğince, H.Y.U.Y.’nın 237. maddesi anlamında kesin hüküm oluşturduğu gözetilerek bu taşımazlara ilişkin davanın reddine karar verilmesinde yasaya aykırı bir yön yoktur.
3) Ancak; 19.01.2011 tarihinde yürürlüğe giren 6099 sayılı Yasanın 16. maddesi ile getirilen 3402 Sayılı Yasanın 36/A maddesinde “Kadastro işlemi ile oluşan tespit ve kayıtların iptali için Devlet veya diğer kamu kurum ve kuruluşları tarafından kayıt lehtarına karşı kadastro mahkemeleri ile genel mahkemelerde açılan davalarda davalı aleyhine vekâlet ücreti dahil, yargılama giderine hükmolunmaz.” ve 17. maddesi ile eklenen geçici 11. maddesine göre; “bu Kanunun 36/A maddesi hükmü, henüz infaz edilmemiş yargı kararlarındaki vekâlet ücreti dâhil yargılama giderleri için de uygulanır.” hükmü gereğince davalılar aleyhine yargılama giderleri ve vekalet ücretine hükmedilmesi doğru değil ise de; bu husus hükmün bozulmasını ve yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden, hükmün düzeltilerek onanması uygun görülmüştür.
SONUÇ: Yukarıda birinci bendde açıklanan nedenlerle, göre davalı … Belediyesinin yukarıda ikinci bendde yazılan nedenlerle davacı Hazinenin yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddiyle, yukarıda üçüncü bendde açıklanan nedenlerle, hükmün dört, beş, altı ve yedinci bentlerinin kaldırılarak, bunun yerine dört numaralı bent olarak “4-6099 sayılı Yasa ile getirilen 3402 sayılı Yasanın 36/A maddesi gereğince yargılama giderlerinin davacı üzerinde bırakılmasına, davacı lehine vekalet ücreti takdirine yer olmadığına” cümlesinin, beş numaralı bent olarak “5-red edilen miktar üzerinde karar tarihinde yürürlükte bulunan avukatlık asgari ücret tarifesine göre taktir edilen 3.074,00.-TL avukatlık ücretinin davacıdan alınarak davalı ve ihbar edilene verilmesine,” cümlesinin yazılması suretiyle düzeltilmesine ve hükmün H.Y.U.Y.’nın 438/7. maddesine göre bu düzeltilmiş şekliyle ONANMASINA, Hazineden harç alınmasına yer olmadığına 24/02/2011 günü oybirliği ile karar verildi.