Yargıtay Kararı 20. Hukuk Dairesi 2010/1833 E. 2010/4891 K. 13.04.2010 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 20. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2010/1833
KARAR NO : 2010/4891
KARAR TARİHİ : 13.04.2010

MAHKEMESİ :Sulh Hukuk Mahkemesi

Taraflar arasındaki tapu iptali ve tescil davasının yapılan duruşması sonunda kurulan hükmün Yargıtayca incelenmesi davacı … Yönetimi vekili tarafından istenilmekle, süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya incelendi, gereği düşünüldü:

K A R A R

Hükmüne uyulan Yargıtay 20. Hukuk Dairesinin 13.10.2008 tarih 2008/10281–12847 sayılı bozma kararında özetle; “Çekişmeli taşınmazın yüzölçümü kadastro tutanağında 2075 m2 olarak gösterilmişse de, Dairenin geri çevirme kararı üzerine getirtilen tapu kaydında gerçek yüzölçümünün 12075 m2 olduğu belirlenmiştir. Tapu kayıt maliki davalının ölü olduğu anlaşılmasına rağmen vukuatlı nüfus aile kayıt tablosu veya varsa veraset ilamı getirtilip davalılarla irs ilişkisi ve taraf teşkili denetlenmediği gibi, hükme dayanak alınan … ve orman bilirkişi raporunda çekişmeli taşınmazın (A) harfiyle gösterilen 5416,68 m2 yüzölçümündeki bölümünün kesinleşen orman kadastrosu sınırları içerisinde, (B) harfiyle gösterilen 6658,32 m2 yüzölçümündeki bölümünün de kesinleşen orman kadastrosu sınırları dışında kaldığı saptandığı halde; mahkemece, tahdit sınırları dışında kalan ve eylemli orman olan … bilirkişi raporunda (B)=69,54 m2 ve (C)=589,67 m2 yüzölçümündeki bölümler yönünden tapu kaydının iptali ile orman olarak Hazine adına tescili yolunda hüküm kurulmuş, tahdit içerisinde kalan … ve orman bilirkişi raporunda (A) harfiyle gösterilen 5416,68 m2’lik bölüm hakkında olumlu-olumsuz bir hüküm de kurulmamış olduğu, mahkemece, kesinleşen orman tahdidi içerisinde kalan ve eylemli orman olan bölümlerin belirlenmesi bakımından … ve orman bilirkişiden müşterek imzalı ek rapor alınmalı ve sonucuna göre bir karar verilmesi gerektiği” gereğine değinilmiştir. Mahkemece bozma kararına uyulduktan sonra 3402 sayılı yasanın 12/3 maddesi gereğince davanın reddine verilmiş; hüküm davacı … Yönetimi vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Davacı … Yönetimi … Köyü 1547 parsel sayılı 12075m2 yüzölçümündeki taşınmazın tapuda davalılar adına kayıtlı olduğunu, yörede 2003 yılında yapılan ve kesinleşen orman kadastrosu sınırları içinde kaldığını ve istemin kesinleştiğini belirterek davalılar adına olan tapu kaydının iptali ile orman niteliğiyle Hazine adına tescili istemiyle dava açmıştır.
Dava, kesinleşen orman kadastrosu sınırları içinde kalan taşınmazın tapu kaydının iptal ve tescil istemine ilişkindir.
Mahkemece, 3402 Sayılı Yasanın 12/3. Maddesinde anılan hak düşürücü süre geçtiğinden davanın reddine karar verilmişse de, 6831 Sayılı Orman Yasasının 7. maddesi “Devlet ormanları ile evvelce sınırlaması yapılmış olup da herhangi bir nedenle orman sınırları dışında kalmış ormanların, orman kadastrosu ve bu ormanların içinde ve bitişiğinde bulunan her çeşit taşınmaz malların Yasada açıkça “her çeşit taşınmaz mallar”dan söz edildiğinden bu kavramın içine, önceki yıllarda arazi kadastrosu yapılmış ya da yapılmamış tüm taşınmazların girdiğinin ve orman kadastro komisyonlarının hiç bir ayrım yapmadan bütün taşınmazların orman olup olmadığını belirleme yetkisinin bulunduğunun kabulü gerekir. Ormanlarla müşterek sınırının tayini ve tesbiti orman kadastro komisyonları tarafından yapılır.” hükmü gereğince yapılıp kesinleşen orman kadastrosu ve 2/B madde uygulamasına ait harita ve tutanaklar ile arazi kadastrosu paftasının uzman orman ve … bilirkişisi tarafından uygulanması sonucu, dava konusu taşınmazın 2003 yılında yapılıp kesinleşen orman kadastrosu sınırları içinde kaldığının belirlenmesi halinde, 6831 Sayılı Yasanın 11/1. maddesinde öngörülen orman kadastrosunun iptali için öngörülen hak düşürücü sürelerin geçtiği; davacı; genel arazi kadastrosundan önceki hukuki sebeplere dayanarak iptal ve tescil istediğinden somut olayda 3402 Sayılı Yasanın 12/3. maddesi hükümlerinin uygulanma olanağı bulunmamaktadır. Çünkü, dava konusu taşınmaz orman sınırı içinde ise orman kadastrosunun kesinleşmesiyle kamu malı niteliğini kazanır ve mülkiyet … Hazineye geçer. Bu nedenle, verilecek mahkeme kararı, yenilik doğuran (inşai) mülkiyet hakkını sona erdiren bir hüküm olmayıp, mevcut durumu saptayıp hukuksallaştıran, açıklayıcı (ihzari) bir hüküm olacaktır. Bu tür kayıtlarda T.M.Y.’nın 1023. (E.M.Y. 931 – İsviçre M.Y. 974) maddesindeki “iyi niyetle edinme” kuralı da uygulanamaz. Davalılar, dava konusu taşınmazı satın almışsa, taşınmazı kendisine devir eden kişi ya da kişilerden satış bedelini sebepsiz zenginleşme kurallarına göre geri alabilir Bu ilkeler gözönünde bulundurularak mahkemece işin esasına girilerek sonuca göre karar verilmesi gerekirken aksi düşünce ile … şekilde hüküm kurulması usul ve yasaya aykırıdır.
SONUÇ : Yukarıda açıklanan nedenlerle davacı … Yönetiminin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, bozma nedenine göre sair temyiz itirazlarının bu aşamada incelenmesine yer olmadığına, peşin alınan temyiz harcının istek halinde yatırana iadesine 13/04/2010 gününde oybirliği ile karar verildi.