Yargıtay Kararı 20. Hukuk Dairesi 2010/1954 E. 2010/4749 K. 08.04.2010 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 20. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2010/1954
KARAR NO : 2010/4749
KARAR TARİHİ : 08.04.2010

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi

Taraflar arasındaki tapu iptali ve tescil davasının yapılan duruşması sonunda kurulan hükmün Yargıtayca incelenmesi davalı … tarafından istenilmekle, süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya incelendi, gereği düşünüldü:

K A R A R

Davacı … ile … ve Orman Bakanlığına vekâleten Hazine vekili 24.12.2008 tarihli dava dilekçesiyle … İlçesi Ortaburun Köyü … mevkii 128 ada 103 sayılı parselin tamamının yörede 1945 yılında yapılıp kesinleşen orman kadastro sınırları içerisindeyken, 1991-1992 yıllarında yapılıp kesinleşen, 3302 Sayılı Yasa ile değişik 6831 Sayılı Yasanın 2/B Madde uygulaması sonucu Hazine adına orman sınırları dışına çıkartıldığını, taşınmazın kesinleşen orman sınırları içinde olduğu göz önünde bulundurulmadan, davalılar adına tapuya kayıt edildiğini, hukuki dayanaktan yoksun ve yolsuz tescil niteliğindeki, çekişmeli parselin bu bölümüne ilişkin davalılar adına olan tapu kayıtlarının iptalini ve Hazine adına tescilini istemiştir. Mahkemece davanın KABULÜNE, çekişmeli parselin tapu kaydını iptaline ve 6831 Sayılı Yasanın 2/B Maddesi gereğince Hazine adına tapuya tesciline karar verilmiş, hüküm davalı … tarafından temyiz edilmiştir.
Dava, 1945 yılında kesinleşen orman kadastro sınırları içindeyken yine 1993-1995 yılında yapılıp kesinleşen 3302 Sayılı Yasa ile değişik 6831 Sayılı Yasanın 2/B madde uygulaması sonucu Hazine adına orman sınırları dışına çıkarılan parsellerin tapu kaydının iptal ve tesciline ilişkindir.
Çekişmeli taşınmazın bulunduğu yerde tesbit tarihinden önce 3116 Sayılı Yasaya göre 1944 yılında yapılıp 05.12.1945 tarihinde ilan edilerek kesinleşen orman kadastrosu mevcuttur. Daha sonra 1982 yılında yapılıp ilan edilen ancak itirazlar incelenmediği için kesinleşmeyen aplikasyon ve 1744 Sayılı Yasa ile değişik 6831 Sayılı Yasanın 2. Madde uygulaması, 1991 yılında yapılıp, 17.06.1992 ila 17.12.1992 tarihlerinde ilan edilerek dava tarihinden önce kesinleşmiş olan. Aplikasyon sınırlaması yapılmamış ormanların kadastrosu ve 3302 Sayılı Yasa değişik 2/B uygulaması vardır.
Kadastro sırasında, Ortaburun köyü … tarla mevkii 44 parsel sayılı 945 m2 yüzölçümündeki tarla nitelikli taşınmaz senetsiz kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği nedeniyle … … adına 18.5.1964 tarihinde tesbit edilip, 22.04.1965 ila 22.05.1965 tarihinde yapılan askı ilanı sonunda itirazsız kesinleşerek tapuya kayıt edilmiş, intikal görmüş, Paftalar yenilenmesi sırasında 128 ada 103 parsel sayısı ile tapu kayıt edilmiş, 25.08.2008 tarihinde davalılara intikal etmiştir. İncelenen dosya kapsamına, kararın dayandığı gerekçeye ve uzman orman ve … bilirkişiler tarafından kesinleşen orman kadastrosuna ait harita ve tutanaklar ile arazi kadastrosu paftasının uygulanması sonucu dava konusu parselin bulunduğu … İlçesi Ortaburun Köyünde 1945 yılında yapılan ve kesinleşen orman kadastrosunda dava konusu parselin DOĞANDERE DEVLET ORMANI II sınırları içinde bırakıldığı, 17.06.1992 tarihinde ilan edilerek kesinleşen aplikasyon ve 6831 sayala yasanın 2/B madde uygulamasında ise Hazine adına orman sınırları dışına çıkarıldığı, 1965 yılında yapılan arazi kadastrosunda ise taşınmazın, daha önce yapılan orman kadastrosu sınırları içinde olduğu göz önünde bulundurulmadan, hata sonucu ikinci kere kadastrosu yapılarak, kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği nedeniyle davalıların murisi … adına özel mülk olarak tespit ve yolsuz olarak tescil edildiği anlaşılmaktadır.
Mahkemece, 766 Sayılı Yasanın 46/2 ve 3402 Sayılı Yasanın 22/1. maddeleri gereğince ikinci kadastronun yolsuz (T.M.Y.nın 1025. md.) ve bütün sonuçlarıyla hükümsüz olması nedeniyle malikine mülkiyet … kazandırmayacağı ve T.M.Y.nın 1026. (E.M.Y. 934 – İsviçre M.Y. 976) maddesi gereğince sicilin hiç bir süreye bağlı kalmadan her zaman iptal edileceği, somut olayda 3402 Sayılı Yasanın 12/3. maddesi hükümlerinin uygulanama olanağının da bulunmadığı, baştan beri yolsuz tescil niteliğinde oluşturulan sicil kaydının, davalıya hiç bir zaman mülkiyet … kazandırmayacağı ve başlangıcından itibaren yolsuz ve geçersiz olan tapu kaydının iptaline ilişkin mahkeme kararının yenilik doğuran (inşai) mülkiyet hakkını sona erdiren bir hüküm olmayıp, mevcut durumu saptayıp hukuksallaştıran, açıklayıcı, başka bir anlatımla; sicilin oluştuğu tarihden itibaren mülkiyet hakkının doğmadığını, sicilin yolsuz ve geçersiz olduğunu belirleyen bir hüküm olduğu, bu tür kayıtlarda T.M.Y.’nın 1023. (E.M.Y.931 – İsviçre M.Y.974) maddesindeki “iyi niyetle edinme” kuralının da uygulanamayacağı, yörede çalışan makiye ayırma komisyonu yasa ve yönetmelik hükümlerine göre kurulmadığı gibi, yasa ve yönetmelik hükümlerine uygun çalışmadığı, uygulanabilir bir harita çizmediği, eylemli ve yüksek eğimli devlet ormanlarını da makiye ayırdığı bu nedenle yaptıkları çalışmalara değer verilemeyeceği, kaldı ki, Orman Genel Müdürlüğünün 16.01.1960 gün ve 235 sayılı genelgesi uyarınca, İstanbul Orman Baş Müdürlüğünün 09.08.1962 gün ve 10.11.00-3/778 sayılı emri gereği yapılan çalışmada makiye ayrılan yerlerin yeniden incelendiği, ve 24.12.1962 günlü raporun düzenlendiği, bu raporda makiye ayrılan sahalarda sathi erezyonun görüldüğü, sahanın % 45 eğimli, kısmen eylemli orman alanı olduğu, son maki talimatnamesine göre muhafaza karakteri taşıdığı, bu yerlerin orman rejimi dışına çıkarılmaması gerektiği, 6831 Sayııl Yasanın 1-J kapsamına girmediği, önceden maki olarak ayrılan 388 hektarlık iki parça alanın maki olmayıp orman olarak mütala edilmesi gerektiği, toprak tevzii komisyonunca tevziye tabi tutulan bu alanda ıslah ve değişiklik yapılması imkanı bulunmadığı kaydıyla 02.01.1963 tarihinde onanmak suretiyle, yörede yapılan makiye ayırma işlemenin iptal edildiği, davalılar çekişmeli parseli satın aldığı tarihteki eylemli durumu nedeniyle taşınmazın orman ile ilgisinin bulunmadığını söyleyemeyeceği, çekişmeli taşınmazın bedelini sebepsiz zenginleşme kurallarına göre satan kişiden geri isteyebilecekleri gözetilerek, davanın kabulüne karar verilmesinde isabetsizlik bulunmadığına göre, davalı tarafın yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddiyle usul ve yasaya uygun olan hükmün ONANMASINA aşağıda … onama harcının temyiz edene yükletilmesine 08/04/2010 gününde oybirliği ile karar