YARGITAY KARARI
DAİRE : 20. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2010/3233
KARAR NO : 2010/7144
KARAR TARİHİ : 26.05.2010
MAHKEMESİ :Kadastro Mahkemesi
Taraflar arasındaki kadastro tespitine itiraz davasının yapılan duruşması sonunda kurulan hükmün Yargıtayca incelenmesi davalı Hazine tarafından istenilmekle, süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya incelendi, gereği düşünüldü:
K A R A R
Hükmüne uyulan Yargıtay 7.Hukuk Dairesinin 24.02.2004 gün ve 2004/242-571 sayılı bozma kararında özetle; “Mahkemece dava konusu taşınmaz üzerinde davacı yararına zilyetlik koşullarının oluştuğu gerekçe gösterilerek davası kabul edilmiş ise de, yapılan araştırma ve uygulama hüküm vermeye yeterli değildir. dava konusu taşınmazın tespit tutanağı içeriği incelendiğinde hükme dayanak yapılan, keşifte dinlenen bilirkişi ve tanık sözleri ile tutanak bilirkişilerinin beyanları çeliştiği tartışmasızdır. O halde, sağlıklı bir sonuca varılabilmesi için tespit tutanağı bilirkişileri hazır olduğu halde taşınmaz başında yeniden keşif yapılarak tutanak bilirkişileri taşınmaz başında ayrı ayrı dinlenilmeli, hükme dayanak yapılan keşifte dinlenen bilirkişi ve tanıkların sözleri ile tespit tutanağı bilirkişilerinin beyanları arasındaki aykırılık giderilmeli, bundan sonra tüm deliller birlikte değerlendirilerek bir karar verilmesi” gereğine değinilmiştir. Mahkemece bozmaya uyulduktan sonra davacı …’ın davasının feragat nedeniyle reddine, diğer davacıların davasının kabulü ile 430 sayılı parselin kadastro tespitinin iptali ile payları oranında davacılar adına tapuya tesciline karar verilmiş, hüküm Hazine tarafından temyiz edilmiştir.
Dava, kadastro tespitine itiraz niteliğindedir.
Çekişmeli taşınmazın bulunduğu yerde 1987 yılında orman kadastrosu yapılmış, 08.02.1988 günü ilan edilerek kesinleşmiştir.
Mahkemece dava konusu taşınmaz üzerinde davacı yararına zilyetlik koşullarının oluştuğu gerekçe gösterilerek davası kabul edilmiş ise de, beyanlarına başvurulan yerel bilirkişi ve tanık beyanlarına göre, davacıların bayi … Şefi’nin davalı yerde 1,5-2 dönümlük … kalma yerinin olduğu, kalan bölümün çalılıkları temizlenmek suretiyle tarla haline getirildiği, hükme esas alınan 29.05.2000 tarihli ziraat bilirkişi raporuna göre ise, “Taşınmazın toprak yapısı killi ve milli yapıda, üzerinde bir adet çam ve bir adet zeytin ağacı bulunduğu, 1999 yılında zeytin fidanları dikildiği, kuzey sınırında 564 nolu parsel, diğer bütün sınırlar çalılık ve fundalıklarla çevrili, 10-15 yıl kadar önce … ve fundalıklar temizlenmek suretiyle tarla haline getirildiği, … kalan 1,5 dönümlük alan dışında kalan bölümü çalılık ve fundalıklar temizlenmek suretiyle imar ve ihya edildiğinin…” belirtildiği, her ne kadar davacıların dayandığı 29.06.1981 tarihli, satıcısı … Şefi, alıcısı … ve arkadaşları olan satış senedinde taşınmazın Aralık 1960 tarih 186 sayılı tapu kaydı kapsamında olduğu belirtilmiş ise de, söz konusu tapu kaydı ve senedin davalı olmayan 459 nolu parsele uyduğunun
keşfen saptandığı, bütün bu olgulara göre davalı taşınmazın öncesinde 1,5-2 dönümlük bölümünün kaçak ve yitik … kaldığı, kalan bölümünün ise %25-30 eğimli çalılık olduğu, kaçak ve yitik kişilerden kalan taşınmazların zilyetlikle iktisabının mümkün olmadığı, çalılık olan bölümünün ise, yüksek eğimli funda ve makilerle kaplı alanlar orman ve toprak muhafaza karakteri taşıması nedeniyle 6831 Sayılı Yasanın 1/J maddesi kapsamı dışında aynı yasanın 1/1. maddesi gereğince orman sayılan yerdir. 15.07.2004 tarihli Resmi Gazetede yayınlanan Orman Kadastro Yönetmeliğinin 23/p maddesinde “orman ve orman toprak muhafaza karakteri, üzerindeki bitki formasyonu ile taşkınları, şiddetli yağış sonrası oluşan zararlı akışları, toprak erozyonu, toprağın strüktür ve tekstürünün, bozulmasını önleyici, su verimini artırıcı etkisi bulunan ve eğimi yüzde on ikiden fazla olan yerlerdir.” şeklinde tanımlanmış ve yine aynı yönetmeliğin “Devlet Ormanı Olarak Sınırlandırılacak Yerler” başlığını taşıyan 26/j maddesi “orman ve toprak toprak muhafaza karakteri taşıyan funda ve makilik alanların Devlet Ormanı olarak sınırlandırılacağını” aynı maddenin 2. Fıkrasında “orman rejimine girmiş olan bu gibi yerlerin komisyonlarca herhangi bir nedenle sınırlama dışı bırakılmış veya orman sayılmamış olmasının bu yerlerin orman olma vasfını ortadan kaldırmayacağı” konularında hükümler bulunmaktadır. 15.07.2004 günlü Resmi Gazetede yayınlanan Orman Kadastro Yönetmeliğinin 26 (a) ve (j) maddesi ile aynı maddenin ikinci fıkrası gereğince “komisyonlarca sınırlama dışı bırakılmış veya orman sayılmamış olması bu yerlerin orman olma vasfını ortadan kaldırmayacağı”, bu nedenle çekişmeli parselin kesinleşen orman kadastrosu sınırları dışında bırakılsa da, 4999 Sayılı Yasa ile değişik 6831 Sayılı Yasanın 7/1. maddesi gereğince “herhangi bir nedenle sınırlama dışında kalmış orman olması nedeniyle” her zaman orman olarak sınırlandırılabileceği gözetilerek davacıların davasının reddine karar verilmesi gerekirken kabul edilmiş olması isabetsiz olup bozmayı gerektirmiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle; davalı Hazinenin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA 26/05/2010 günü oybirliği ile karar verildi.