YARGITAY KARARI
DAİRE : 20. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2010/4445
KARAR NO : 2010/6587
KARAR TARİHİ : 18.05.2010
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasındaki tapu iptali ve tescil davasının yapılan duruşması sonunda kurulan hükmün Yargıtayca incelenmesi davacı … ile davalılardan … ve arkadaşları tarafından istenilmekle, süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya incelendi, gereği düşünüldü:
K A R A R
Davacı …, davaya konu … Beldesi 327 ada 1 ve 2,328 ada 1 ve 3, 329 ada 3 parsel sayılı taşınmazların orman kadastro sınırı içinde iken, yörede 13.04.1999 tarihinde ilan edilen ve kesinleşen 6831 Sayılı Yasanın 2/B madde uygulaması ile HAZİNE adına orman sınırı dışına çıkarılan alanda kaldığını ileri sürerek, mahkemenin 2002/745, 747, 79, 751 ve 753 Esas sayılı dosyalarında ayrı ayrı dava açarak davalılar adına olan tapu kaydının iptali ile Hazine adına tescilini istemiştir.
Mahkemece, davanın reddine ilişkin verilen kararların hazine tarafından temyiz edilmesi üzerine Yargıtay 20. Hukuk Dairesince (Taşınmazların 62 sayılı ana parselin ifrazı ile oluştuğundan dava dosyalarının birleştirilmesi gerektiği gibi, hükme esas alınan orman bilirkişi raporunun hüküm kurmaya yeterli olmadığı nedeniyle) bozulmuştur.
Mahkemece bozmadan sonra, 2005/257, 313, 447, 449 ve 797 sayılı esasa kaydedilen dava dosyalarında bozmaya uyulup, ancak dosyalar birleştirilmeksizin, 2005/257 Esasta Hazinenin davasının kabulüne diğer dosyalarda ise Hazinenin davasının reddine dair verilen kararların taraflarca temyiz edilmesi üzerine Yargıtay 20. Hukuk Dairesinin 2006/5701 – 2006/8973, 2006/5702 – 2006/8975, 2006/5703 – 2006/8974, 2006/5704 – 2006/8971, 2006/5705 – 2006/8972 sayılı bozma kararları ile; (Mahkemece bozmaya uyulmasına rağmen, bozmanın gerekleri tam olarak yerine getirilmediği hükmüne uyulan Dairemiz bozma kararında ilk orman tahdit haritası, 2/B uygulamasına ait harita, arazi kadastro paftası ve imar planına ait pafta örneklerinin ölçeklerinin denkleştirilmesinden sonra aynı kroki üzerinde farklı renklerde gösterilmesi ve çekişmeli yerin bu haritalara göre konumunun saptanması gereğine değinildiği oysa,hükme esas alınan bilirkişi raporuna ekli krokide yalnızca 2/B uygulamasına ait harita ile pafta çakıştırılmadığından, davaya konu olan … Beldesi 328 ada1ve 3, 329 ada 3, 327 ada 1 ve 2 parseller aynı nedenle davaya konu olduklarından öncelikle dava dosyaları birleştirilmeli, bozma ilamında açıklanan yöntemle ve tümü bir arada değerlendirilerek, kesinleşen orman kadastrosu ve 2/B uygulamalarına göre konumları saptandıktan sonra kesinleşen orman tahdit sınırları dışında kaldıklarının belirlenmesi halinde, yörede 13.07.1945
tarihinde yürürlüğe giren 4785 Sayılı Yasa hükümleri nazara alınmadan yapılan ilk orman sınırlaması sonucu kesinleşen tahdit haritalarının sınır dışında kalan taşınmazların orman niteliğini ve hukuki durumunu saptamakta yetersiz kalacağı gözetilerek, memleket haritası, amenajman planı ve … fotoğrafları usulünce uygulanmalı; taşınmazların bulunduğu yer ve çevresine ait kadastro pafta ile orijinal renkli memleket haritası ölçekleri denkleştirilip birbiri üzerine aplike edilerek çekişmeli ve komşu taşınmazların konumları bu harita üzerinde belirlendikten sonra oluşacak sonuca göre bir karar verilmesi) gereğine değinilmiştir
Mahkemece bozmaya uyularak dava dosyaları bağlantı nedeniyle birleştirildikten sonra, kabulüne, davaya konu 238 ada 3,327 ada 1 ve 2, 328 ada 1 ve 3 parsel sayılı taşınmazlar hakkındaki davanın reddine, 329 ada 3 parsel hakkındaki davanın kabulüne davalılar … ve arkadaşları adlarına olan tapu kaydının iptali ile 2/B madde uygulaması nedeniyle tarla niteliğinde Hazine adına tesciline, karar verilmiş, hüküm davacı … ile davalılar … ve arkadaşları tarafından temyiz edilmiştir.
Dava dilekçesindeki açıklamaya göre dava; parselin tamamının öncesinin orman olduğu, kesinleşen 6831 Sayılı Yasanın 2/B madde uygulaması ile Hazine adına orman sınırı dışına çıkarılan alanda kaldığı iddiası ile açılan tapu kaydının iptal ve tesciline ilişkindir.
Çekişmeli taşınmazların bulunduğu yerde 1942 yılında 3116 Sayılı Yasa hükümlerine göre yapılan ve kesinleşen orman kadastrosunda, dava konusu 329 ada 3 parsel sayılı taşınmaz orman sınırları içinde bırakılmış,diğerleri orman sınırı dışında bırakılmış,orman sınırı içindeki parsel, 1999 yılında yapılan ve 13/04/1999 yılında ilan edilerek kesinleşen aplikasyon ve 2/B madde uygulaması sonucu Hazine adına orman rejimi dışına çıkartılmış, 1978 yılında yapılan arazi kadastrosunda ise dava konusu taşınmazlar 62 parsel numarası verilerek, daha önce yapılan orman kadastrosu sınırları içinde ve tapu sicilinde orman niteliğiyle Hazine adına kayıtlı ve mülkiyet hakkı Hazineye ait kamu malı orman olduğu gözönünde bulundurulmadan, hata ile ikinci kere kadastrosu yapılarak kişiler adlarına özel mülk olarak tesbit ve yolsuz olarak tescil edilmiş, 20/01/2001 tarihinde yapılan ifraz ile dava konusu porsel ve dava dışı diğer parseller oluşmuştur.
İncelenen dosya kapsamına, mahkemece uyulan bozma doğrultusunda işlem yapıldığına, davanın kesinleşen orman kadastrosu ve 2/B madde uygulamasına göre açıldığına, kararın dayandığı gerekçeye ve uzman orman ve … bilirkişiler tarafından kesinleşen orman kadastrosu ve 2/B madde uygulamasına ait harita ve tutanaklar ile arazi kadastrosu paftasının uygulanması sonucu dava konusu 329 ada 3 parsel sayılı taşınmazın 1942 yılında yapılıp kesinleşen orman kadastrosu sınırları içinde kaldığı, 31.12.2981 tarihinden önce bilim ve … bakımından orman niteliğini yitirmesi nedeniyle Hazine adına orman sınırları dışına çıkartılma işleminin de kesinleştiği taşınmaz daha önce yapılan orman kadastro sınırları içinde ve tapu sicilinde orman niteliğiyle Hazine adına kayıtlı ve mülkiyet hakkı Hazineye ait kamu malı orman olduğu halde, arazi kadastro ekiplerinin bu durumu gözönünde bulundurmadan, hata ile ikinci kere kadastrosunu yapıp yolsuz olarak sicil oluşturulmuşsa da, 766 Sayılı Yasanın 46/2 ve 3402 Sayılı Yasanın 22/1. maddeleri gereğince ikinci kadastronun yolsuz (T.M.Y.’nın 1025. md.) ve bütün sonuçlarıyla hükümsüz olması nedeniyle malikine mülkiyet hakkı kazandırmayacağı ve T.M.Y.’nın 1026. (E.M.Y. 934 – … 976) maddesi gereğince sicilin hiç bir süreye bağlı kalmadan her zaman iptal edileceği, somut olayda 3402 Sayılı Yasanın 12/3. maddesi hükümlerinin uygulanma olanağının da bulunmadığı, baştan beri yolsuz tescil niteliğinde oluşturulan sicil kaydının, davalıya hiç bir zaman mülkiyet hakkı kazandırmayacağı
ve başlangıcından itibaren yolsuz ve geçersiz olan tapu kaydının iptaline ilişkin mahkeme kararının yenilik doğuran (inşai) mülkiyet hakkını sona erdiren bir hüküm olmayıp, mevcut durumu saptayıp hukuksallaştıran, açıklayıcı (ihzari), başka bir anlatımla; sicilin oluştuğu tarihten itibaren mülkiyet hakkının doğmadığını, sicilin yolsuz ve geçersiz olduğunu belirleyen bir hüküm olduğu, bu tür kayıtlarda T.M.Y.’nın 1023. (E.M.Y.931 – … M.Y.974) maddesindeki “iyi niyetle edinme” kuralının da uygulanamayacağı belirlenerek kaydın iptaline karar verilmesinde bir isabetsizlik bulunmadığına, davalıların satan kişiden sebepsiz zenginleşme kurallarına göre satış bedelini isteyebileceğine göre, davalı gerçek kişiler ile davacı Hazinenin temyiz itirazlarının reddi ile usul ve yasaya uygun olan hükmün ONANMASINA, aşağıda … onama harcının gerçek kişilere yükletilmesine, Hazineden harç alınmasına yer olmadığına 18/05/2010 günü oybirliğiyle karar verildi.