Yargıtay Kararı 20. Hukuk Dairesi 2010/5293 E. 2010/8528 K. 16.06.2010 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 20. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2010/5293
KARAR NO : 2010/8528
KARAR TARİHİ : 16.06.2010

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi

Taraflar arasındaki tapu iptali ve tescil davasının yapılan duruşması sonunda kurulan hükmün Yargıtayca incelenmesi davacı … tarafından istenilmekle, süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya incelendi, gereği düşünüldü:

K A R A R

1961 yılında yapılan kadastro sırasında … Köyü 36 parsel sayılı 8.360 m2 yüzölçümündeki taşınmaz, Mart 337 tarih 119 ve 120, Nisan 1959 tarih 8 ve 9 sıra nolu tapu kayıtları uygulanarak … Valide … Vakfından tarla niteliği ile…. ve ortakları adlarına tespit edilmiş, itirazsız kesinleşmiştir. Daha sonra imar uygulaması üzerine 998 ada 9 ve dava dışı parsellere ayrılmıştır.998 ada 9 parsel sayılı 667 m2 yüzölçümündeki taşınmaz arsa niteliği ile davalıların miras bırakanı … adına tapuda kayıtlıdır..
Davacı …, 998 ada 9 parsel sayılı taşınmazın kesinleşen orman tahdit haritası içinde iken 6831 Sayılı Yasanın 1744 Sayılı Yasa ile değişik 2. maddesi uyarınca Hazine adına orman sınırları dışına çıkarıldığı, tapu kaydının iptal edilerek hazine adına tapuya tescili istemiyle dava açmıştır. Mahkemece davanın kısmen kabulüne yönelik verilen kararın davacı … davalılar tarafından temyizi üzerine Dairece bozulmuştur.
Hükmüne uyulan Yargıtay 20. Hukuk Dairesinin 20.6.2006 gün 2006/8580-9046 sayılı bozma kararında özetle; “Hükme dayanak yapılan bilirkişi kurul raporunun yetersiz olduğu, yörede 4785 Sayılı Yasanın yürürlüğünden önce orman kadastrosu yapılıp kesinleştiğinden en eski tarihli memleket haritası, … fotoğrafları, tahdit haritası ve 36 parsele revizyon gören tapu kayıtları ilk oluşumundan itibaren tüm gittileri ile birlikte bulundukları yerlerden getirtilerek yeniden yapılacak keşifte kesinleşen tahdit haritasının ve eski tarihli memleket haritası ile … fotoğraflarının yöntemine uygun şekilde uygulanarak taşınmazın orman sayılan yerlerden olup olmadığının tespit edilmesi, kök 36 parsele revizyon gören tapu kayıtlarının ilk oluşturulduğu tarihteki sınır ve miktarına göre uygulanarak, 3402 Sayılı Yasanın 20/C maddesine uygun olarak miktarı ile geçerli kapsamının belirlenmesi, yapılacak uygulama sonucunda; çekişmeli taşınmaz 1938 yılında yapılıp kesinleşen orman tahdit haritası içinde kalmış ve 2. madde uygulamasına konu edilmemiş veya 2. madde uygulaması Danıştay tarafından iptal edilmiş ise hazinenin davasının kabul edilerek taşınmazın orman niteliği ile Hazine adına tescil edilmesi, taşınmazın bir kesiminin 1938 tahdidi dışında kalması ve bu yerin resmi belgelere göre orman sayılan yerlerden olduğunun belirlenmesi halinde aynı şekilde orman niteliği ile Hazine adına tescil edilmesi, taşınmazın bir bölümü tahdit içinde iken 2. madde uygulamasına konu olmuş ve iptal için açılan dava Danıştay tarafından reddedilerek kesinleşmiş ve taşınmaz kök parsele revizyon gören tapu kayıtlarının miktarı ile geçerli kapsamı içinde kalıyor, 1938 tahdidi de itirazsız kesinleşmiş ise 1744 Sayılı Yasanın 2. maddesi gereğince Hazinenin davasının reddedilmesi” gereğine değinilmiştir.Mahkemece bozma kararına uyulduktan sonra dava konusu
taşınmazın bilirkişi kurulu tarafından düzenlenen krokili raporda (B) ile işaretlenen 92,324 m2 yüzölçümlü kesiminin 1938 yılında yapılıp kesinleşen orman sınırlama haritası içinde iken 6831 Sayılı Yasanın 1744 Sayılı Yasa ile değişik 2. madde uygulaması ile orman rejimi dışına çıkarıldığı, Orman Yönetiminin itirazı üzerine orman kadastro komisyonunca yeniden tahdit içine alındığı, ilgillerin komisyon kararının iptali istemiyle açtıkları davanın Danıştay 8. Daire tarafından kabul edilerek kesinleştiği, (B) ile işaretlenen yerin dayanak tapu kayıtlarının miktarı ile geçerli kapsamı içinde kaldığı, eski tarihli memleket haritası ve … fotoğraflarında açık alanda gözüktüğü gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş, hüküm davacı … tarafından temyiz edilmiştir.
Dava, orman sınırları içinde iken orman rejimi dışına çıkarılan taşınmaza ait tapu kaydının iptali ve tescil niteliğindedir.
Çekişmeli taşınmazın bulunduğu yörede 1938 yılında ilan edilerek kesinleşen orman kadastrosu, daha sonra 1977 yılında 1744 Sayılı Yasa hükümlerine göre yapılıp kesinleşen aplikasyon ve 2. madde uygulaması vardır.
Mahkemece verilen karar usul ve yasaya aykırıdır. Şöyle ki; İncelenen dosya kapsamından çekişmeli taşınmazın bulunduğu yörede 1938 yılında 3116 Sayılı Yasa hükümlerine göre yapılıp kesinleşen orman kadastrosunda, dava konusu taşınmazın bilirkişi kurulu tarafından düzenlenen krokili raporda (B) ile işaretlenen 92,324 m2 yüzölçümlü bölümünün orman sınırları içinde bırakıldığı, daha sonra bu yerin 1977 yılında yapılıp kesinleşen aplikasyon ve 2.madde uygulaması sonucu nitelik kaybı sebebiyle Hazine adına orman rejimi dışına çıkartıldığı, 1961 yılında yapılan arazi kadastrosunda ise taşınmazın B ile işaretlenen kesiminin, daha önce yapılan orman kadastrosu sınırları içinde ve tapu sicilinde orman niteliğiyle Hazine adına kayıtlı ve mülkiyet hakkı Hazineye ait orman niteliğinde kamu malı orman olduğu gözönünde bulundurulmadan, hata ile ikinci kere kadastrosu yapılarak özel mülk olarak tesbit ve yolsuz olarak tescil edildiği anlaşılmaktadır.
Dava konusu taşınmazın (B) ile işaretlenen kesimi, 1938 yılında kesinleşen orman tahdidi içinde kalmakla, dayanak tapu kaydı yasal değerini yitirmiştir. Kamu malı olan orman niteliğindeki taşınmazlar hakkında, özel mülklerin bağlı olduğu yasa hükümleri uygulanamaz. Bu nedenle, aslında orman olan taşınmazı tapu kaydı ile satın alan kişi, 4721 Sayılı Medeni Yasanın 1023. maddesindeki iyiniyet kurallarından yararlanamaz. Bu nedenle, tapu kaydı geçerli bir hukuki sebebe dayanılarak oluşturulmadığından yasanın koruyuculuğu altında bir kayıt olarak değerlendirilmesi olanaksızdır.
Dayanak tapu kaydının uygulaması yetersiz ise de 1744 Sayılı Yasanın 2/1. maddesi gereğince nitelik kaybı nedeniyle orman rejimi dışına çıkartılan yer, orman tahdidinin kesinleştiği tarihten daha önceki zamanlarda tapuya kayıtlı olsa dahi, mülkiyeti tapu sahibine intikal etmez. Çünkü, 1744 Sayılı Yasanın 2/2. maddesinde … “ Evvelce sınırlaması yapılmış ve fakat yukarıdaki fıkra hükümlerine (aynı maddenin birinci fıkrası) uymadığı anlaşılan ….sınırlamaların düzeltilmesi sonucu orman sınırları dışına çıkartılacak yer, sınırlaması itirazsız kesinleşmiş tapulu arazi ise, mülkiyeti tekrar tapu sahiplerine intikal eder” hükmü, sadece ilk orman kadastrosunun yapıldığı tarihinden daha önceki zamanlarda ve öncesi de orman olmayan yerler için oluşturulan taşınmazın öncesinin orman sayılan yer olması ve 1744 Sayılı Yasanın 2/1. maddesi gereğince 15.10.1961 tarihinden önce nitelik kaybetmesi nedeniyle orman rejimi dışına çıkartılması halinde, o yer orman sınırı içine alınmadan önce tapuda kayıtlı olsa dahi, tapu kaydı özel mülkiyete konu olmayan orman sayılan yerde oluşturulduğu için yolsuz tescil niteliğinde olacağından, yine bu tapu kaydına değer verilemez ve o yerin mülkiyeti tapu sahiplerine intikal etmez. , 1744 Sayılı Yasanın 2/6 maddesi gereğince çıkartılan ve 22 Temmuz 1974 tarihli Resmi Gazete Yayınlanarak yürürlüğe giren “Orman Sınırları Dışına Çıkartılacak Yerler Hakkında Tüzük”ün 34. maddesi “Orman Kadastro ekipleri; düzenleyecekleri tutanaklarda orman sayılmaması gerektiği ve tapulu bulunduğu halde, orman sınırları içine alınmış ve sahibi tarafından itiraz edilmediği için orman sayılan yer haline dönüşmüş ve fakat 6831 Sayılı Orman Yasasının değişik 2. maddesine göre orman sınırı dışına
çıkarılması gerekli olan yerleri, tapu sahibi kimliğini, tapunun tarih ve numarasını yazmak suretiyle ayrı bir madde halinde belirler. Bu gibi yerler … fotoğraflarına ve haritalarına işlenir veya yersel ölçüleri yapılır”. Yine aynı Tüzüğün 41/2. maddesi “inceleme kurulları … esasen orman sayılmayan yerlerden olduğu neticesine vardıkları yerler hakkında 6831 Sayılı Yasanın değişik 2. maddesine göre inceleme yapamazlar”. Yasanın ve yukarıda … tüzük hükümlerinin birlikte değerlendirilmesi sonucu; 6831 Sayılı Yasanın 1744 Sayılı Yasa ile değişik 2/2 maddesi gereğince orman rejimi dışına çıkartılan yerlerin mülkiyetinin tekrar tapu sahiplerine intikal edebilmesi için;
1- Taşınmazın öncesi orman olup da bilim ve … bakımından nitelik kaybetmesi nedeniyle 1744 Sayılı Yasanın 2. maddesinin birinci fıkrası gereğince orman rejimi dışına çıkartılan yer olmamalıdır (Bu tür yerler ister itiraz sonucu, isterse itiraz edilmeden kesinleşen orman sınırı içinde kalmışsa o yer tapulu olsa dahi mülkiyeti tapu sahibine intikal etmez.). Çünkü, tapu kaydı yolsuz tescil niteliğinde olduğundan sahibine hiç bir zaman mülkiyet hakkı kazandırmamıştır.
2- 1744 Sayılı Yasanın 2. maddesinin birinci fıkra hükümlerine uymadığı, yani aslında orman olmadığı ve tapulu bulunduğu halde, yanlışlıkla orman sınırı içine alınmış ve sahibi tarafından itiraz edilmediği için hukuken orman sayılan yer haline dönüştüğü anlaşılarak, nitelik kaybetme ya da etmeme konusunda inceleme kurulları tarafından hiçbir araştırma yapılmadan, orman sınırlarının düzeltilmesi sonucu 2. maddenin ikinci fıkrası gereğince orman sınırları dışında bırakılmalıdır.
3- Çekişmeli taşınmazı içine alan ilk orman kadastrosu itirazsız kesinleşmiş olmalıdır (Çünkü, taşınmazı içine alan orman kadastrosu itiraz sonucu kesinleşirse, bu durum o yerin öncesinin orman olduğunu, dolayısıyla taşınmazın orman sınırı içine alınmasından önce oluşturulan tapu kaydının aslı orman olan yerde yolsuz olarak oluşturulduğu itiraz sonucu belirlenmiş olduğundan, malikine mülkiyet hakkı kazandırmaz).
4- Dayanılan tapu kaydı, taşınmaz orman sınırları içine alınmadan önce oluşturulmuş olmalı ve yüzölçümü ile geçerli olarak çekişmeli taşınmazı kapsamalıdır.
5- Dayanılan tapu kaydı,13.07.1945 tarihinde yürürlüğe giren 4785 Sayılı Yasa gereği devletleştirilmemiş olmalıdır ya da devletleştirilmiş sayılmamalıdır.
6- Dayanılan tapu kaydı, 3116 Sayılı Yasanın Muvakkat 1. maddesi ya da başka bir kamulaştırma Yasası gereğince kamulaştırılmış olmamalıdır.
7- Orman sınırlamasının düzeltilmesi sonucu orman sınırı dışında bırakma işlemi 1744 Sayılı Yasanın yürürlükten kalktığı 1 Ocak 1984 tarihine kadar tamamlanmış olmalıdır.
1744 Sayılı Yasanın 2/2 maddesinde, açıkça orman sayılmaması gerektiği ve tapulu bulunduğu halde, orman sınırı içine alınan yerlerden söz edilmiştir.
O halde; somut uyuşmazlıkta, davacının tutunduğu tapu kaydı orman kadastrosunun kesinleştiği tarihten önce oluşturulmuş ise de , dava konusu taşınmazın B ile işaretlenen kesimi öncesi orman olmaması nedeniyle 1744 Sayılı Yasanın 2/2 maddesi hükmü gereğince orman sınırının düzeltilmesi sonucu orman sınırı dışına çıkarılmayıp aynı yasanın 2/1 maddesi hükmüne göre öncesi orman olduğu; ancak, orman niteliğini kaybettiğinden orman rejimi dışına çıkartıldığından yine bu taşınmazın orman sınırları içine alınmasından önce oluşturulan bir tapu kaydı bulunsa dahi, özel mülkiyete konu olmayan ve asıl niteliği orman olan taşınmaz için oluşturulan tapu kaydı yolsuz tescil niteliğinde bulunduğu ve sahibine hiç bir zaman mülkiyet hakkı kazandırmayacağından bu tür kayıtlara 1744 Sayılı Yasa uygulamasında yine değer verilemeyeceği, 766 Sayılı Yasanın 46/2 ve 3402 Sayılı Yasanın 22/1. maddeleri gereğince ikinci kadastronun yolsuz (T.M.Y.’nın 1025. md.) ve bütün sonuçlarıyla hükümsüz olması nedeniyle malikine mülkiyet hakkı kazandırmayacağı ve T.M.Y.’nın 1026. (E.M.Y. 934 – İsviçre 976) maddesi gereğince sicilin hiç bir süreye bağlı kalmadan her zaman iptal edileceği, somut olayda 3402 Sayılı Yasanın 12/3. maddesi hükümlerinin uygulanma olanağının da bulunmadığı, baştan beri yolsuz tescil niteliğinde oluşturulan sicil kaydının, davalılara hiç bir zaman mülkiyet hakkı kazandırmayacağı ve başlangıcından itibaren yolsuz ve geçersiz olan
tapu kaydının iptaline ilişkin mahkeme kararının yenilik doğuran (inşai) mülkiyet hakkını sona erdiren bir hüküm olmayıp, mevcut durumu saptayıp hukuksallaştıran, açıklayıcı (ihzari), başka bir anlatımla; sicilin oluştuğu tarihten itibaren mülkiyet hakkının doğmadığını, sicilin yolsuz ve geçersiz olduğunu belirleyen bir hüküm olduğu, bu tür kayıtlarda T.M.Y.’nın 1023. (E.M.Y.931 – İsviçre M.Y.974) maddesindeki “iyi niyetle edinme” kuralının da uygulanamayacağı gözetilerek çekişmeli 998 ada 9 parsel sayılı taşınmazın bilirkişi kurulu tarafından düzenlenen krokili raporda (B) ile işaretlenen 92,324 m2 yüzölçümlü bölümünün tapu kaydının iptal edilerek Hazine adına tapuya tesciline karar verilmesi gerekirken aksi düşünce ile … şekilde karar verilmesi doğru değildir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle; davacı Hazinenin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA 16.6.2010 günü oybirliği ile karar verildi.