YARGITAY KARARI
DAİRE : 20. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2010/5583
KARAR NO : 2010/5973
KARAR TARİHİ : 06.05.2010
MAHKEMESİ :Kadastro Mahkemesi
Taraflar arasındaki kadastro tespitine itiraz davasının yapılan duruşması sonunda kurulan hükmün Yargıtayca incelenmesi davacılar … ve arkadaşları ile Orman Yönetimi ve Hazine tarafından istenilmekle, süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya incelendi, gereği düşünüldü:
K A R A R
Kadastro sırasında … Köyü 636, 637, 638, 639, 640, 641, 642 ve 643 parsel sayılı, sırasıyla, 7750 m2, 13030 m2, 22540 m2, 20860 m2, 31900 m2, 1600 m2, 64340 m2, 40440 m2 yüzölçümündeki taşınmazlar, kimsenin kullanımında olmayan devletin hüküm ve tasarrufu altındaki yerlerden olduğundan söz edilerek ham toprak niteliğiyle Hazine adına tesbit edilmiştir. İtirazları Tapulama Komisyonunca red edilen davacılar … ve paydaşları taşınmazların murislerine ait Şubat 1962 tarih ve 1, 2 ve 3 sıra numaralı tapu kaydı kapsamında kaldığı, tapudaki paydaşların ölümünden sonra davalı gerçek kişiler yararına kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği koşullarının oluşmadığı, kadastro tesbitinin iptali ve tapudaki payları oranında, tapu makileri adına tapuya tescili iddiasıyla dava açmışlardır. Orman Yönetimi parsellerin orman sayılan yerlerden olduğunu, tesbitinin iptalini ve orman niteliğiyle Hazine adına tapuya tescili istemiyle davaya katılmıştır. Mahkemenin davalarının REDDİNE ve çekişmeli parsellerin tesbit gibi Hazine adına tesciline ilişkin kararları, Davacılar tarafından temyiz edilmiş, Yargıtay 7. Hukuk Dairesince “davacı gerçek kişilerin tutunduğu Eylül 1340 tarih 5 sıra numaralı tapu kaydının ve gittilerinin, Taşbükü sınırının sonradan tapuda yer alması da dikkate alınarak askeri haritalardan yararlanılarak uygulanması, Taşbükü sınırının haklı bir nedene dayanarak değişik değişmediğinin araştırılması ve kapsamını belirleyen bir harita düzenlettirilmesi, taşınmazların denizden kazanılıp kazanılmadığı yönünde jeolog bilirkişiden rapor alınması, tapu kaydı kapsamında kalmadığı ancak kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği yoluyla edinilecek yerlerden olduğunun belirlenmesi halinde, dayanılan vergi kayıtları da uygulanarak davacı gerçek kişiler yönünden kazanadırıcı zamanaşımı zilyetliği yoluyla taşınmaz edinme koşullarının araştırılması” gereğine değinilerek ayrı ayrı bozulmuştur. Mahkemece bozma kararına uyularak yapılan yargılama sonunda bu kez, davacı gerçek kişilerin ve katılan … Yönetiminin davalarının REDDİNE, çekişmeli parsellerin tesbit gibi Hazine adına tapuya tesciline karar verilmiş, hüküm davacılar … ve arkadaşları ile Orman Yönetimi tarafından esas yönünden, Hazine tarafından da yargılama giderlerine ilişkin olarak temyiz edilmiştir.
Dava kadastro tespitine itiraz niteliğindedir.
Çekişmeli taşınmazın bulunduğu yerde … serisi olarak, 1966 yılında yapılıp 11.11.1967 tarihinde kesinleşen orman kadastrosu bulunmaktadır. Daha sonra 22 numaralı orman kadastro komisyonunca 1981 yılında yapılıp 08.07.1981 tarihinde ilan edilerek 08.07.1982 tarihinde kesinleşen aplikasyon ve 1744 Sayılı Yasa ile değişik 6831 Sayılı Yasanın 2. madde uygulaması ile 1988 ila 1990 yıllarında yapılıp 03.06.1991 tarihinde ilan edilerek dava tarihinden önce kesinleşmemiş olan aplikasyon, sınırlandırması yapılmamış ormanların kadastrosu ve 2896 ve 3302 Sayılı Yasalar ile değişik 2/B uygulaması vardır.
İncelenen dosya kapsamına, kararın dayandığı gerekçeye ve bozma kararı gereğince kesinleşmiş orman kadastrosuna ilişkin tutanak ve haritalar ile eski tarihli memleket haritası, amenajman planı ile … fotoğrafının uygulanmasına dayalı araştırma, inceleme ve keşif sonucu düzenlenen uzman bilirkişi raporuyla çekişmeli parsellerin orman sayılmayan yerlerden olduğu, davacı gerçek kişilerin tutunduğu tapu kaydı yöntemince uygulanmamışsa da, değişebilir nitelikte sınırlar içerdiği, kapsamının yüzölçümüne değer verilerek saptanacağı, sabit sınırından başlanarak uygulandığında, geçmişte hiç tarımda kullanılmamış ve halen tamamı bataklık durumunda olan kıyı kenar çizgisi içindeki 735 ve kısmen batıklık kısmen makilik olan yine kısmen kıyı kenar çizgisi içindeki 740 sayılı parseli kapsadığının söylenemeyeceği, davalı Hazinenin ispatlanmış yargılama giderlerinin davacı gerçek kişilerden alınarak davalı Hazineye verilmesinde, ispatlayamadığı yargılama giderleri hakkında bir karar verilmemesinde yasaya aykırı bir yön bulunmadığı gözetilerek, davacı gerçek kişilerin ve Orman Yönetiminin davasının reddi yolunda karar verilmesinde isabetsizlik yoktur. Ancak, bataklık niteliğindeki yerler ile kıyı kenar çizgisi içindeki yerler özel mülkiyete konu teşkil edecek biçimde tapuya kayıt edilmeyeceğinden, bu parsellerin tesbit gibi tesciline karar verilmesi doğru değilse de, bu husus hükmün bozulmasını ve yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden, hükmün düzeltilerek onanması uygun görülmüştür. Bu sebeple, hüküm fıkrasında birinci bendinin hükümden tamamen çıkartılarak bunun yerine birinci bend olarak “1-… İli … İlçesi … Köyü 637, 638, 639, 640, 641, 642 ve 643 sayılı parsellerin kıyı kenar çizgisi içinde ki bataklık ve azmak olduğundan, kadastro tesbitlerinin iptaliyle tapulama dışı bırakılmasına” cümlesinin yazılması suretiyle düzeltilmesine ve hükmün H.Y.U.Y. nın 438/7 Maddesi gereğince düzeltilmiş bu şekliyle ONANMASINA, aşağıda … onama harcının temyiz eden gerçek kişiler ve Orman Yönetimine ayrı ayrı yükletilmesine, Hazineden harç alınmasına yer olmadığına 06/05/2010 günü oybirliği ile karar verildi.