Yargıtay Kararı 20. Hukuk Dairesi 2010/5949 E. 2010/9431 K. 01.07.2010 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 20. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2010/5949
KARAR NO : 2010/9431
KARAR TARİHİ : 01.07.2010

MAHKEMESİ :Kadastro Mahkemesi

Taraflar arasındaki kadastro tespitine itiraz davasının yapılan duruşması sonunda kurulan hükmün Yargıtayca incelenmesi davacı Hazine ve davalı tarafından istenilmekle, süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya incelendi, gereği düşünüldü:
K A R A R

Kadastro sırasında … Köyü 129 ada 31 parsel sayılı 12724,49 m2 yüzölçümündeki taşınmaz, 3402 Sayılı Kadastro Yasanın 14 ve 46. maddeleri hükmünde öngörülen koşulların zilyedi yararına gerçekleştiğinden söz edilerek davalı … adına tespit edilmiştir. Davacı hazine dava konusu taşınmazın hazine adına tapuda kayıtlı olduğunu taşınmazın kaçak ve yitik kişilerden kanunları uyarınca hazineye kaldığını öne sürerek dava açmıştır. Yargılamada ayrıca taşınmazın orman sayılan yerlerden olduğu savına da dayanmıştır. Mahkemece davanın reddine, dava konusu taşınmazın tespit gibi davalı … adına tapuya tesciline karar verilmiş; hüküm davacı hazinenin temyizi üzerine; Yargıtay 7. Hukuk Dairesinin 2007/2015-2086 sayılı 08.06.2007 günlü kararıyla özetle: “hükme dayanak yapılan uzman bilirkişi kurulu raporunun ve eki haritanın keşfi izlemeye, bilirkişi sözlerini denetlemeye imkan vermediği, uyuşmazlığın sağlıklı bir biçimde çözümlenebilmesi için davalı tarafın tutunduğu davacı hazinenin tahsis ve temliki ile oluşan dava dışı davalı adına tespiti kesinleşen 129 ada 30 parsel sayılı taşınmaza revizyon gören tapu kaydının gerçek kapsamının belirlenmesinin gerektiği, davalı tarafın tutunduğu dava dışı 129 ada 30 parsel sayılı taşınmaza revizyon gören davacı hazinenin tahsis ve temliki ile oluşan tapu kaydının yüzölçümü 7025 m2 olup, yüzölçümünden fazlası ile dava dışı 129 ada 30 parsel sayılı taşınmaza revizyon görmüş ise de davacı tapusu tapu tekniği açısından kadastro tespiti sırasında yanlış uygulandığı, o halde sağlıklı bir sonuca varılabilmesi için dava dosyası uzman bilirkişi … memuruna tevdi edilerek davacının tutunduğu 5.9.1989 tarih 10 sayılı tapu kaydında kuzeyde gösterilen … oğlu “…” yerinin keşifte mahalli bilirkişi ve tanık beyanları ve komşu parsellerin dayanakları tapu kayıtlarına göre 129 ada 29 parsel sayılı taşınmaz yeri olduğu batıda tarif edilen “hançerli yolunun” ise eylemli durumda batıda bulunan yol ve güneyde gösterilen … oğlu … … yerinin de 129 ada 32 parsel sayılı taşınmaz yeri olduğu belirlendiğine göre saptanan ve değişmez nitelikte sınır yeri sayılabilecek kişi taşınmazları ile hançerli yolu esas alınarak davalının tutunduğu tapu kaydına yüzölçümü ile kapsam belirlenerek 7025 m2 yüzölçümündeki taşınmaz bölümünün dava dışı 129 ada 30 parsel sayılı taşınmaz ile dava konusu 129 ada 31 parsel sayılı taşınmazlar içerisinde olduğu göz önüne alınarak kapsamı belirlenmeli, uzman bilirkişiden yargı denetimine açık ayrıntılı, gerekçeli rapor alınmalı, dava konusu 129 ada 31 parsel sayılı taşınmazın davalının tutunduğu tapu kaydının kapsamında kalan bölümün davalı taraf adına, davalının dayandığı tapu kaydının kapsamında kalmayan kesimin ise davacı hazinenin tutunduğu tapu kaydının kapsamında kaldığı ve çekişmeli taşınmazın sınırında eylemli biçimde “Kavaklıdere” devlet ormanının bulunduğu arada ayırıcı unsur olarak doğal yada yapay bir sınır yerinin tarif edilmediği dikkate alındığında çekişmeli taşınmazın tapu kaydı miktar fazlasının orman sayılan yerlerden olduğunun kabulüne karar verilmesi” gereğine değinilerek bozulmuştur. Mahkemece, bozma kararına uyulduktan sonra Hazinenin davasının kısmen kabulüne ve dava konusu … Köyü 129 ada 31 nolu parselin tespitinin iptali ile krokide (B) ile işaretli 5699,49 m² kısmının parselden ifrazı ile 129 adaya ait en son parsel numarası ile adlandırılarak aynı vasıfla Hazine adına tesciline, bu kısım üzerinde bulunan 20 yaş civarında 88 adet zeytin ağacının davalıya ait olduğunun 3402 Sayılı Yasanın 19/2. maddesi uyarınca tapu kütüğünün beyanlar hanesinde gösterilmesine krokide (A) ile işaretli 7025,00 m² kısmının ise yeniden tespit gibi aynı vasıfla davalı adına tesciline, karar verilmiş hüküm davacı Hazine ve davalı tarafından temyiz edilmiştir.
Dava dilekçesindeki açıklamaya göre dava kadastro tespitine itiraz davasıdır.
Çekişmeli taşınmazın bulunduğu yerde orman kadastrosu 3402 Sayılı Yasanın 5304 Sayılı Yasa ile değişik 4. maddesi hükümlerine göre yapılmıştır.
İncelenen dosya kapsamına, yapılan keşif ve alınan bilirkişi raporuna göre mahkemenin değerlendirmesi yerinde değildir. Şöyle ki; mahkemenin red kararı, Yargıtay 7. Hukuk Dairesinin 2007/2015-2086 sayılı 08.06.2007 günlü kararıyla; dava dışı 129 ada 30 nolu parsele revizyon gören tapu kaydının usulünce uygulanması, K- … (29 parsel) B-Yol ve G-… … sınırları (32 parsel) kabul edilerek 30-31 nolu parsellerin batı tarafından sabit sınırlarla bağlantı kesilmeden tapu miktarının belirlenmesi, kayıt fazlası yönünden de davanın reddine işaret edilerek bozulmuştur. Ancak bozma kararı öncesi davalı olan 129 ada 30 nolu parsel, bozmadan sonra tapu kaydı sınırları içinde kaldığı gerekçesiyle dava dosyamızla birleştirilmeden mahkemenin 2006/ 39-38 sayılı 18.07.2006 günlü kararıyla davalı … adına tescil edilerek kesinleşmiştir. 129 ada 30 nolu taşınmaz 7655,26 m² olarak tespit edilmiş olup 129 ada 30 parsel sayılı taşınmaza revizyon gören davacı hazinenin tahsis ve temliki ile oluşan Eylül 1989 tarihli 10 nolu 7025 m² yüzölçümlü tapu kaydından fazladır. 30 parselin tapu kapsamının belirlenmiş olması taraflar yönünden güçlü delil oluşturur.Bu durumda dava konusu 129 ada 31 parselin tamamı tapu kaydı miktar fazlasıdır ve Hazinenin dayandığı toprak tevzii tapusu kapsamında kalmaktadır. 1965 tarihli tablendikatif tutanağında da dava konusu 31 parsel 782 nolu toprak tevzii parseli olarak gösterilmiş ve Hazineye ait olup davalının miras bırakanı … ve … …’ın işgalinde olduğu belirtilmiştir. İskanen dağıtılan yerlerin mübadil Rumlardan kaldığı da bellidir. Bu nedenle kayıt fazlası zilyetlikle kazanılacak yerlerden olmadığından Hazinenin davasının kabulüne karar verilmesi gerekirken aksine düşüncelerle … olduğu gibi hüküm kurulması usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle; davalının temyiz itirazlarının REDDİNE,
Davacı Hazinenin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA 01/07/2010 günü oybirliği ile karar verildi.