YARGITAY KARARI
DAİRE : 20. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2010/6095
KARAR NO : 2010/10840
KARAR TARİHİ : 21.09.2010
MAHKEMESİ :Kadastro Mahkemesi
Taraflar arasındaki kadastro tespitine itiraz davasının yapılan duruşması sonunda kurulan hükmün Yargıtayca incelenmesi davalı gerçek kişiler vekili tarafından istenilmekle, süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya incelendi, gereği düşünüldü:
K A R A R
Yörede 2001 yılında yapılan genel arazi kadastrosu sırasında çekişmeli … Köyü 115 ada 384 parsel sayılı 44609.44 m2 yüzölçümündeki taşınmaz, zeytinli tarla niteliğinde kazandırıcı zaman aşımı zilyetliğine bu yerin hiç kimseye tahsis edilmediği, zeytincilik parselasyon mazbatası incelendiğinde taşınmazın içerisinde % 60 delice zeytin, % 15 pırnal meşesi, % 15 …, % 5 akçakesme, % 4 sakızlık, % 1 kocayemiş bulunduğunun anlaşıldığı, 1958- 1960 yıllarında çekilen … fotoğraflarında delicelik, makilik olarak göründüğü, delice zeytinlerin doğal olarak yetişen orman ağaçları olduğu, 1983 yılında 2896 Sayılı Yasa ile yapılan değişiklikle ıslah edilmiş bulunan zeytinlik sahaların orman tanımından çıkarıldığını, yasadan açıkça anlaşılacağı üzere bu tarihten önceki yabani zeytinliklerin yasal olarak orman olduğu, öncesi orman olan ve zeytincilik sahası olarak orman sınırları dışında bırakılan yabani zeytinliklerin usulüne uygun tahsisi yapılmadıkça orman niteliğini yitirmelerinin söz konusu olamayacağı, taşınmazların dağıtım dışında bırakılan 80, 81 numaralı zeytincilik parselleri kapsamında kalıp, dağıtım dışında bırakılan zeytincilik parselleri içindeki zeytin ağaçlarının aşılanmasının yasa anlamında imar- ihya sayılmayacağı ve bu tür yerlerin zilyetlikle kazanılamayacağı iddiası ile davalı adına yapılan tespitin iptali ile Hazine adına tescilini istemiştir. Mahkemece davanın kısmen kabulüne, çekişmeli taşınmazın bilirkişi krokisinde (B) harfi ile gösterilen 11584.44 m2’lik bölümüne ait tespitin iptali ile Hazine adına tesciline, aynı krokide (A1) harfi ile gösterilen 8425 m2, (A2) harfi ile gösterilen 24600 m2’lik bölümün tespit gibi davalılar adına tesciline karar verilmiş, hüküm davalı gerçek kişiler vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava kadastro tespitine itiraz niteliğindedir.
Çekişmeli taşınmazın bulunduğu yerde tespit tarihinden önce 1985 yılında orman kadastrosu ile 3302 Sayılı Yasa ile değişik 2/B madde uygulamaları birlikte yapılmış 06/10/1987 tarihinde ilan edilerek kesinleşmiştir.
Davalıların temyizi taşınmazın Hazine adına tesciline karar verilen (B) harfli bölümüne yöneliktir.
Mahkemece bu taşınmaz bölümünün kişilerin dayandığı tapu kayıtlarının kapsamı dışında kaldığı ve Hazineye ait yerlerden olduğu kabul edilerek hüküm kurulmuşsa da yapılan inceleme ve araştırma hüküm kurmaya yeterli ve elverişli değildir.
Öncelikle davalı kişilerin dayandığı tapu kayıtları ilk oluşumundan itibaren sıra izler bir biçimde getirtilerek yöntemince uygulanmamış, yörede yapılan kadastro çalışmaları sırasında herhangi bir parsele uygulanıp uygulanmadığı da araştırılmamıştır. Dairemizin iade kararı üzerine dosyaya konulan kayıtlar da yeterli değildir.
Keşif sırasında dinlenen yerel bilirkişilerin anlatımları kayıtların bu yere ait olup olmadığı yolunda kesin kanı uyandırmamaktadır. Kaydın mevkisi, cinsi, sınırları ve kayıt malikleri ile davalıların bağı bilirkişilere açıklattırılmamış, … bilirkişisinden bu sözleri denetlemeye elverişli kroki alınmamıştır. … bilirkişisi kaydın sınırlarını düzenlediği krokide göstermemiştir.
Bu nedenle mahkemece yeniden taşınmaz başında yapılacak keşifte dayanak tapu kaydının ilk oluşumundan itibaren tüm gittileri ve varsa krokileri, kadastro sırasında uygulanmışsa revizyon gördüğü tüm parsel tutanakları, komşu parsel ve dayanakları, zeytincilik parselasyon krokileri ile çekişmeli taşınmazın bulunduğu yere ait geniş pafta örnekleri ilgili yerlerden getirtilip, önceki bilirkişiler dışında seçilecek bir … elemanı ve yerel bilirkişiler aracılığıyla yeniden yapılacak inceleme ve keşifte tapu kayıtları yöntemince uygulanmalı, … bilirkişisine keşfi izleme olanağı veren kroki düzenlettirilmeli, kayıtların bu yere ait olup olmadığı duraksamaya yer vermeyecek bir biçimde belirlenmeli, varsa komşu parsellere ait kayıtlar da uygulanmak suretiyle bilirkişi anlatımları denetlenmelidir. Kayıtların bu yere uyduğu belirlendiği takdirde Hazineyi bağlayıcı nitelik taşıyıp taşımadığı, 3402 Sayılı Yasanın 20/C ve 32/3 maddeleri gereğince yüz ölçümüne değer verilmesi gerekip gerekmediği tartışılmalıdır.
Kaydın bu yere uymadığının belirlenmesi halinde ise yörede yapıldığı anlaşılan zeytincilik parselasyonu ile çekişmeli taşınmazın ilgisini gösterir kroki düzenlettirilerek taşınmazın hangi zeytincilik parselleri kapsamında kaldığı ya da zeytincilik parselasyon sahası dışında kalıp kalmadığı belirlenmeli; 1970, 1974, 1984, 1986 ve 2004 tarihli orman kadastro yönetmeliklerinin tümünde “3573 Sayılı Yasa ile bu Yasayı değiştiren 6777 Sayılı Yasaya göre Devlet Ormanlarından tefrik edilmiş, zeytinlik, sakızlık ve harnupluk sahalar için tevzi işlemleri yapılmamış ise Devlet Ormanı olarak sınırlandırılır.” Yine 6831 Sayılı Yasanın 05/11/2003 gün ve 4999 Sayılı Yasa ile değişik 7. maddesinde evvelce sınırlaması yapılmış olup da herhangi bir nedenle orman sınırları dışında kalmış ormanların orman kadastrosunun orman kadastro komisyonunca yapılacağı hükümleri ile Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 27/02/2008 gün ve 2008/20-157 Esas- 2008/194 karar sayılı kararında da belirtildiği üzere delicelik ve yabani zeytinlerin aslı orman ağacı olup, ancak 3573 Sayılı “Zeytinciliğin Islahı ve Yabanilerinin Aşılattırılması Hakkında Yasa” hükümlerine göre yetkili makamlarca karar verilmesi ya da verilen bu karar uyarınca tapu kaydı oluşturulması durumunda o yerin orman sayılmayacağı, yasa gereği zeytincilik parseli olarak belirlenip tahsis edilmeyen yerin aşılanmak suretiyle iktisabının mümkün olmadığı, bu tür bir yerin orman sınırları dışında bırakılmasının davalıya bir hak sağlamayacağı, aslı orman olup herhangi bir nedenle orman sınırları dışında bırakılan taşınmazın 05/11/2003 gün ve 4999 Sayılı Yasa ile değişik 6831 Sayılı Yasanın 7. maddesi gereğince her zaman orman sınırları içine alınması ya da Hazine tarafından orman olarak tahsis edilmesinin olası olduğu düşünülmelidir. Açıklanan hususlar gözetilmeksizin, eksik inceleme ve yetersiz bilirkişi raporuna dayanılarak … biçimde hüküm kurulması usul ve yasaya aykırıdır.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle davalıların temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde yatıranlara iadesine 21/09/2010 günü oybirliği ile karar verildi.