Yargıtay Kararı 20. Hukuk Dairesi 2010/6159 E. 2010/12213 K. 12.10.2010 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 20. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2010/6159
KARAR NO : 2010/12213
KARAR TARİHİ : 12.10.2010

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi

Taraflar arasındaki tescil davasının yapılan duruşması sonunda kurulan hükmün Yargıtayca incelenmesi davalı Hazine tarafından istenilmekle, süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya incelendi, gereği düşünüldü:

K A R A R

Davacı, dava dilekçesinde sınırlarını bildirdiği … Köyü … Yeri mevkiinde bulunan taşınmazın tapuda kayıtlı olmadığını, kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği yoluyla taşınmaz edinme koşullarının yararına oluştuğunu iddia ederek Medeni Yasanın 713. maddesi hükmüne göre adına tescilini istemiş, mahkemece yapılan yargılama sonucunda fen bilirkişi krokisinde sınırları gösterilen susuz tarla niteliğindeki 21541.33m2 yüzölçümlü taşınmazın davacı gerçek kişi adına tapuya tesciline karar verilmiş, hükmün Hazine ve Orman Yönetimi tarafından temyizi üzerine Yargıtay 20. Hukuk Dairesinin 14/11/2005 tarih, 2005/12328- 13550 Sayılı kararı ile bozulmuştur. Hükmüne uyulan bozma ilamında “mahkemece yapılan inceleme ve araştırmanın yeterli olmadığı, hükme esas alınan orman bilirkişi raporunda çekişmeli taşınmazın memleket haritasında açık alanda, orman sayılmayan yerlerden olduğu açıklanmışsa da bu yere komşu bir taşınmazla ilgi olarak yargılaması yapılan mahkemenin 2003/73 Esas Sayılı dava dosyasında taşınmazın memleket haritasında farklı bir yerde gösterildiği, bu durumun yapılan incelemenin doğruluğu hakkında duraksama yarattığı, çekişmeli taşınmazın mera olup olmadığının da araştırılmadığı açıklandıktan sonra yöntemince orman araştırmasının yapılması, orman sayılan yerlerden olmadığının belirlenmesi halinde zilyetlik koşullarının oluşup oluşmadığı yönü üzerinde durulması” gereğine değinilmiştir. Mahkemece bozma ilamına uyularak yapılan yargılama sonucunda fen bilirkişi krokisinde sınırları gösterilen 21541.33 m2”lik taşınmazın susuz tarla niteliği ile davacı adına tesciline karar verilmiş, hüküm davalı Hazine tarafından temyiz edilmiştir.
Dava dilekçesindeki açıklamaya göre dava, Medeni Yasanın 713. maddesi hükmü uyarınca tapusuz olan taşınmazın tesciline ilişkindir.
Taşınmazın bulunduğu yerde genel arazi kadastrosu işlemi 1966 yılında yapılmış ve 04/12/1967 tarihinde kesinleşmiştir. Kesinleşme tarihi ile davanın açıldığı tarih arasında 20 yıllık süre geçmiştir.
Pazarcık Orman İşletme Müdürlüğü tarafından dosya arasına gönderilen belgelerden çekişmeli taşınmazın yer aldığı … Köyünde 30/05/2005 tarihinde 60 nolu orman kadastro komisyonunca 6831 Sayılı Yasaya göre orman kadastrosuna başlandığı, bu çalışmanın 07/07/2005 tarihinde sonuçlandırılarak sonuçlarının 10/08/2006 tarihinde ilan edildiği anlaşılmaktadır. Dava, 10/ 08/ 2006 tarihinde açılmıştır. Yargılama sırasında yapılıp, ilan edilen orman kadastrosu davanın tarafları ve dava konusu taşınmaz yönünden kesinleşmez. Eldeki tescil davası aynı zamanda orman kadastrosuna itiraz davasına dönüşmüştür.
Kadastro Mahkemesince bakılacak dava türleri 3402 Sayılı Yasanın 26. maddesinde gösterilmektedir ve 6831 Sayılı Yasanın 11. maddesine göre bu davalar dışında, altı aylık askı süresi içinde açılan orman sınırlaması ve 2/B madde uygulamasına itiraz davaları da kadastro mahkemesinde görülüp sonuçlandırılır.
Bu nedenlerle tescil davasında asliye hukuk mahkemesinin, orman kadastrosuna itiraz davasında ise kadastro mahkemesinin görevli olduğu kabul edilmelidir. Görev kamu düzenine ilişkin olup yargılamanın her aşamasında, temyiz aşaması da dahil olmak üzere tarafların her birince ileri sürülebileceği gibi resen de gözetilebilir.
Mahkemece anılan yönler göz önüne alınarak; orman kadastrosuna itiraz davası, tescil davasından ayrılıp, orman kadastrosuna itiraz davası yönünden görevsizliğe karar verilerek tescil davası elde tutulup orman kadastrosuna itiraz davasının sonucunun beklenmesi gerekirken, yargılamaya devamla, yazılı olduğu biçimde karar verilmesi usul ve yasaya aykırıdır.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle; Hazinenin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, bozma nedenine göre diğer yönlerin bu aşamada incelenmesine yer olmadığına 12/10/2010 günü oybirliği ile karar verildi.