YARGITAY KARARI
DAİRE : 20. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2010/6990
KARAR NO : 2010/13128
KARAR TARİHİ : 26.10.2010
MAHKEMESİ :Kadastro Mahkemesi
Taraflar arasındaki kadastro tespitine itiraz davasının yapılan duruşması sonunda kurulan hükmün Yargıtayca incelenmesi HAZİNE vekili ile davacılar … ve … tarafından istenilmekle, süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya incelendi, gereği düşünüldü:
K A R A R
Kadastro sırasında dava konusu … KÖYÜ, 306 Ada 2 parsel sayılı taşınmaz, 143972,98 m2 yüzölçümü ve hali arazi niteliğinde, komşu 304 ada 4 parsel sayılı taşınmaza uygulanan 16.04.1985 tarih 24 numaralı tapu kaydının miktar fazlası olduğu ve zeminde çamlık,çalılık ve ziraata elverişli yer olmadığından HAZİNE adına tespit edilmiştir.
Davacı gerçek kişiler eklemeli kazandırıcı zamanaşımı zilyetliğine dayanarak dava konusu parselin muhtelif yerlerinin adlarına tescili istemiyle mahkemenin ayrı esas sayılı dosyalarında dava açmışlar, davalar bağlantı nedeniyle birleştirilmiştir
Mahkemece, davacılar … ve …’un davalarının REDDİNE, davacı …’un KISMEN KABULÜ, KISMEN REDDİNE, davaya konu, 306 Ada 2 parsel sayılı taşınmazın kadastro bilirkişisi … …’ın 15.10.2009 tarihli raporu ve ekli krokide (B) ile gösterilen 19814 m2 yüzölçümündeki bölümünün … ADINA TESCİLİNE, geri kalan 124158,96 m2 yüzölçümündeki bölümünün hali arazi niteliğinde HAZİNE adına TESCİLİNE karar verilmiş, hüküm HAZİNE vekili ile davacılar … ve … tarafından temyiz edilmiştir.
Dava dilekçesindeki açıklamaya göre dava, kadastro tespitine itiraza ilişkindir.
Çekişmeli taşınmazın bulunduğu yerde 1968 yılında kesinleşen orman kadastrosu vardır. Daha sonra 1977 yılında yapılarak kesinleşen ilk orman kadastrosunun aplikasyonu ile 6831 Sayılı Yasanın 1744 Sayılı Yasa ile değişik 2. madde uygulaması bulunmaktadır.
1) İncelenen dosya kapsamına, kararın dayandığı gerekçeye ve uzman bilirkişiler tarafından yöntemine uygun biçimde yapılan inceleme ve araştırmada, davaya konu, 306 Ada 2 parsel sayılı taşınmazın kadastro bilirkişisi … …’ın 15.10.2009 tarihli raporu ve ekli krokide (B) ile gösterilen bölümünün dışındaki 124158,96 m2 yüzölçümündeki bölümünün üzerinde ekonomik amacına uygun ve tarımsal üretime elverişli hale getirmeye yönelik imar ve ihya işleminin henüz tamamlanmadığının anlaşıldığına,bu hali ile 3402 sayılı Kadastro kanununun 14 ve 17.maddesine göre imar ve ihyaya dayalı zilyetlikle kazanma şartlarının gerçek kişiler yararına oluşmadığı belirlenerek yazılı biçimde hüküm kurulmasında bir isabetsizlik bulunmadığına göre, davacılar … ve …’un bu bölüme yönelik temyiz itirazlarının reddi gerekmiştir.
2) Hazinenin temyiz itirazlarına gelince: Her ne kadar mahkemece 24.08.2007 tarihli Kadastro Komisyon Kararının hatalı olduğu, BURHANİYE ASLİYE HUKUK MAHKEMESİNİN 10.10.1984 gün 1983/437 -1984/301 tescil ilamı ve bu tescil ilamı ile oluşturulan 16.04.1985 tarih 24 numaralı tapu kaydının 304 ada 5 parseli değil dava konusu 306 ada 2 parselin doğusunda bulunan 19814 m2 yüzölçümündeki taşınmaza uyduğu kabul edilerek davaya konu, 306 Ada 2 parsel sayılı taşınmazın kadastro bilirkişisi … …’ın
15.10.2009 tarihli raporu ve ekli krokide (B) ile gösterilen 19814 m2 yüzölçümündeki bölümünün … ADINA TESCİLİNE karar verilmiş ise de yapılan araştırma ve inceleme hükme yeterli değildir.Şöyle ki:Davacının dayanağı tapu kaydının iktisap nedeni olan BURHANİYE ASLİYE HUKUK MAHKEMESİNİN 10.10.1984 gün 1983/437 -1984/301 tescil davasında orman yönetimi taraf olmadığının gözlendiği, keşifte yapılan inceleme ve araştırma sonucu davaya konu büyük kısmında 80 yılın üzerinde kızıl çam ağaçları, meşe palamudu, meşe palamudu çalılıkları, süpürge otları ve çimensi otlar bulunduğu, yer yer taşlık ve kayalık olduğu, 25-30 yıldır bitkisel üretim amaçlı kullanılmadığı saptanmış olup, 306 Ada 2 parsel sayılı taşınmazın kadastro bilirkişisi … …’ın 15.10.2009 tarihli raporu ve ekli krokide (B) ile gösterilen 19814 m2 yüzölçümündeki bölümünün öncesinde orman olup olmadığının araştırılmadan hüküm kurulamayacağı gibi, tapu uygulamasının da yöntemince yapılmadığı, tapu kaydının dayanağı tescil kararında taşınmazın sınırlarında gösterilen (doğusu yol,batısı İbrahim Yakut,kuzeyi yol,güneyi … … ) taşınmazlarının ve tescil krokisinde de tanımlanan yerlerin kadastro sırasında kişi taşınmazlarının hangi çap ve hangi parsel numarası aldığı, yolların paftada ne şekilde gösterildiği araştırılıp saptanarak komşu taşınmazlarla desteklenmek suretiyle krokinin zemine uygulanması gerekirken, tapu kaydının, tescil krokisi ile de benzerliği dahi bulunmayan 306 ada 2 parselin doğusunda bulunan 19814 m2 yüzölçümündeki taşınmaza ait olduğunun kabulü doğru görülmemiştir.
Bu nedenle; mahkemece, çekişmeli taşınmaza komşu parsel tutanak ve dayanakları, eski tarihli memleket haritası, hava fotoğrafları ve varsa amenajman planı ilgili yerlerden getirtilip, önceki bilirkişiler dışında halen Çevre ve Orman Bakanlığı ve bağlı birimlerinde görev yapmayan bu konuda uzman yüksek orman mühendisleri arasından seçilecek orman mühendisi, bir ziraat mühendisi ve bir harita mühendisi veya olmadığı takdirde bir tapu fen elemanından oluşacak bilirkişi kurulu aracılığıyla yeniden yapılacak inceleme ve keşifte, çekişmeli taşınmaza ve çevre araziye de uygulanmak suretiyle, taşınmazın öncesinin bu belgelerde ne şekilde nitelendirildiği belirlenmeli; 3116, 4785 ve 5658 Sayılı Yasalar karşısındaki durumu saptanmalı; tapu ve zilyedlikle ormandan toprak kazanma olanağı sağlayan 3402 Sayılı Yasanın 45. maddesinin ilgili fıkraları, Anayasa Mahkemesinin 01.06.1988 gün ve 31/13 E.K.; 14.03.1989 gün ve 35/13 E.K. ve 13.06.1989 gün ve 7/25 E.K. sayılı kararları ile iptal edilmiş ve kalan fıkraları da 03.03.2005 gününde yürürlüğe giren 5304 Sayılı Yasanın 14. maddesi ile yürürlükten kaldırılmış olduğundan, bu yollarla ormandan yer kazanılamayacağı; öncesi orman olan bir yer üzerindeki orman bitki örtüsü yokedilmiş olsa dahi, salt orman toprağının orman sayılan yer olduğu düşünülmeli; keşifte, hakim gözetiminde, taşınmazın dört yönden renkli fotoğrafları çektirilip, onaylanarak dosyaya eklenmeli,kesinleşmiş orman kadastro haritası fen ve uzman orman bilirkişiler eliyle yerine uygulanarak orman kadastro haritası ile irtibatlı, taşınmazın konumunu gösteren orijinal-renkli (renkli fotokopi) memleket haritasının ölçeği kadastro paftası ölçeğine, yine kadastro paftası ölçeği de memleket haritası ölçeğine çevrildikten sonra, her iki harita komşu ve yakın komşu parselleri de içine alacak şekilde birbiri üzerine ablike edilmek suretiyle, çekişmeli taşınmazın konumunu çevre parsellerle birlikte haritalar üzerinde gösterecekleri ayrı renklerle işaretli ve bilirkişilerin onayını taşıyan, duraksamaya yer vermeyecek nitelikte kroki düzenlettirilmeli, dayanak tapu kaydının dayanağı tescil ilamında sınır olarak gösterilen (doğusu yol, batısı … …,kuzeyi yol,güneyi … …) taşınmazların ve tescil krokisinde de tanımlanan yerlerin, kadastro sırasında kişi taşınmazlarının hangi çap ve hangi parsel numarası aldığı, yolların paftada ne şekilde gösterildiği araştırılıp saptanarak, yerel bilirkişiler ve fen ehli aracılığı ile çevre parsellerin dayanakları ile denetlenerek 3402 Sayılı Yasanın 20/A maddesi gereğince krokiye itibar edilerek,sabit sınırdan başlamak suretiyle kroki yöntemince zemine uygulatılmalı, dayanak tapudan revizyon görüp de hakkında dava açılmadan kesinleşen parseller de gösterilerek kroki çizdirilmeli, tüm deliller birlikte değerlendirilip, oluşacak sonuç çerçevesinde bir karar verilmelidir.
Açıklanan hususlar gözetilmeksizin, eksik inceleme ve yetersiz bilirkişi raporuna dayanılarak yazılı biçimde hüküm kurulması usul ve yasaya aykırıdır.
SONUÇ :1) Yukarıda birinci bentte açıklanan nedenlerle, davacılar … ve …’un davaya konu, 306 Ada 2 parsel sayılı taşınmazın kadastro bilirkişisi … …’ın 15.10.2009 tarihli raporu ve ekli krokide (B) ile gösterilen bölümünün dışındaki 124158,96 m2 yüzölçümündeki bölümüne yönelik temyiz itirazlarının REDDİNE
2) Yukarıda ikinci bentte açıklanan nedenlerle davacı Hazinenin davaya konu, 306 Ada 2 parsel sayılı taşınmazın kadastro bilirkişisi … …’ın 15.10.2009 tarihli raporu ve ekli krokide (B) ile gösterilen bölümüne yönelik temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün bu bölüm yönünden BOZULMASINA, 26/10/2010 günü oy birliği ile karar verildi.