YARGITAY KARARI
DAİRE : 20. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2010/7183
KARAR NO : 2010/8018
KARAR TARİHİ : 08.06.2010
MAHKEMESİ :Sulh Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasındaki tapu iptali ve tescil davasının yapılan duruşması sonunda kurulan hükmün Yargıtayca incelenmesi davalılar vekili tarafından istenilmekle, süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya incelendi, gereği düşünüldü:
K A R A R
Davacı … Yönetimi 19.08.2008 tarihli dilekçeyle, …. Köyü 166 parsel sayılı taşınmazın, yörede 2006 yılında yapılıp 06.01.2006 ila 06.07.2006 tarihlerinde ilan edilerek kesinleşen orman kadastro sınırları içinde kaldığını, davalı adına olan tapu kaydının iptali ve orman niteliği ile Hazine adına tescilini istemiştir. Mahkemece davanın kabulüne, çekişmeli parselin davalılar murisi … adına olan tapu kaydının iptaline ve orman niteliğiyle Hazine adına tapuya tesciline karar verilmiş, hüküm davalılar vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava dilekçesindeki açıklamaya göre dava, kesinleşen orman kadastrosu sınırları içinde kalan tapu kaydının iptal ve tesciline ilişkindir.
Davalılardan … ’nun 27.02.2001 yılında davadan önce öldüğü getirtilen kayıtlar ile sabittir. Kural olarak ölü kişi aleyhine dava açılamaz, ölü kişinin mirasçılarının da davaya dahili suretiyle davaya devam edilmesi olanaksızdır. 04.05.l978 gün ve 4/5 sayılı Yargıtay inançları Birleştirme Kararında bu husus belirtilmiştir.
Ancak eldeki davada, Orman Yönetimi tarafından müşterek mülkiyet hükümlerine tabi olan taşınmazın kesinleşmiş orman sınırları içinde kaldığı iddiasıyla tapu iptali ve tescil davası açılmış, mahkemece kesinleşmiş tahdit tutanakları ve haritalarının uygulamasına dayalı araştırma ve incelemeye göre taşınmazın orman sınırları içinde kaldığı belirlenmiştir. Bu durumda, davadan önce ölen paydaş yönünden davanın reddi, diğer paydaşlar yönünden kabulü halinde orman parseline gerçek kişilerin paydaş olması gibi bir sonuç doğacaktır ki, böyle bir durumun ormanlar konusundaki yasal ve anayasal düzenlemeler karşısında kabulü mümkün değildir. O halde, somut olayda genel usul hükümlerinin ve 04.05.1978 gün 4/5 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararının uygulanma olanağı bulunmamaktadır. Şu hale göre, davalılar arasında zorunlu dava arkadaşlığı bulunduğundan, … Namık Katırcıoğlu’nun mirasçıları hakkında ayrı bir dava açması için Orman Yönetimine önel verilmeli, dava açıldıktan sonra H.Y.U.Y.’nın 45.maddesi gereğince davalar birleştirilerek sonucuna göre bir karar verilmelidir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle; davalılar vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde yatıranlara iadesine 08/06/2010 günü oybirliği ile karar verildi.