Yargıtay Kararı 20. Hukuk Dairesi 2010/7244 E. 2010/10095 K. 15.07.2010 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 20. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2010/7244
KARAR NO : 2010/10095
KARAR TARİHİ : 15.07.2010

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi

Taraflar arasındaki tapu iptali ve tescil davasının yapılan duruşması sonunda kurulan hükmün Yargıtayca incelenmesi katılan …, Orman Yönetimi ve … tarafından istenilmekle, süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya incelendi, gereği düşünüldü:

K A R A R

Davacı … 16.06.2000 tarihli dilekçesiyle, … Köyü 1784, 1828, 1850 ve 2621 sayılı parsellerin murisleri … adına kayıtlı Şevval 1274 tarih 630/10033 sayılı eski tarihli tapu kaydı kapsamında kaldığı, davalı Hazine adına olan tapu kayıtlarının iptali ve taşınmazların adına tapuya tescilini istemiştir. … 16.06.2000 günlü dilekçesiyle çekişmeli … Köyü 1784 ve 1828 sayılı parselerin babası … tarafından 1955 yılında imar ihya edilip tarım alanı haline getirildiği, sağılında 1980 yılında bu taşınmazları kendisine verdiği, malik sıfatıyla zilyet ettiği, kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği nedeniyle tapuya tescili istemiyle davaya katılmıştır. Orman Yönetimi 01.10.2009 tarihli dilekçesiyle … Köyü 1850 ve 2621 sayılı parsellerin kesinleşmiş orman kadastrosu sınırları içinde kaldığı, tapu kaytılarının iptali ve orman niteliğiyle Hazine adına tapuya tescili istemiyle davaya katılmıştır. Mahkemece … ve … davasının REDDİNE, Orman Yönetiminin davasının aktif dava ehliyeti yönünden REDDİNE karar verilmiş, hüküm …, Orman Yönetimi ve … tarafından temyiz edilmiştir.
Dava dilekçesindeki açıklamaya göre dava, eski tarihli tapuya dayalı olarak kadastro yoluyla oluşan tapu kaydının iptaline ve tesciline ilişkindir.
Çekişmeli taşınmazların bulunduğu yerde tesbit tarihinden önce 1942 yılında yapılıp 07.08.1942 tarihinde köyde ilan edilerek 07.11.1942 tarihinde kesinleşen orman kadastrosu bulunmaktadır. Daha sonra ilk tahditin aplikasyonu ve sınırlandırması Yargıtay 2. Hukuk Dairesi Başkanın hakem sıfatıyla verdiği karar ile iptal edilen ormanların kadastrosu 1976 yılında yapılıp ekip çalışmaları 15.09.1976 tarihinde, itirazları inceleyen 7 numaralı Orman Kadastro Komisyonu işlemleri ise 09.12.1976 tarihinde ilan edilmiştir. 36 numaralı orman kadastro komisyonunca 1988 yılında aplikasyon, sınırlandırması yapılmamış ormanların kadastrosu ve 3302 Sayılı Yasa ile değişik 6831 Sayılı Yasanın 2/B madde uygulaması yapılıp 15.06.1989 tarihinde ilan edilmiştir.
Kesinleşmiş orman kadastrosu, makiye ayırma, 6831 Sayılı Yasanın 2. Maddesi ve 2/B madde uygulamasına ilişkin tutanak ve haritaların uygulanmasına dayalı araştırma, inceleme ve keşif sonucu uzman bilirkişi ve … elemanı bilirkişi raporlarıyla, çekişmeli … köyü 1828, 1850 parsel ve bu parselden müfrez 2621 sayılı parselin kısmen 1942 yılı orman kadastrosu sınırları içinde, kısmen dışında bırakıldığı, 1784 sayılı parselin tamamının 1942 yılı orman kadastrosu sınırları dışında bırakıldığı, 1952 yılında makiye ayrıldığı, 1976 yılında 1850 sayılı parselin ve bu parselden müfrez 2621 sayılı parselin orman olarak sınırlandırıldığı, diğer taşınmazların orman sınırları dışında bırakıldığı, 2621 sayılı parselin 1986 yılında 3302 Sayılı Yasa ile değişik 6831 Sayılı Yasanın 2/B maddesi gereğince Hazine adına orman sınırları dışına çıkarıldığı belirlenip,
Davacı tarafın tutunduğu tapu kaydının birlikte sicillerini tutulduğu bilinen İstanos(Korkuteli ) ilçesi … köyüne mi ait olduğu, yoksa merkez … köyüne mi ait olduğu araştırılmamış ve yöntemince uygulanmadan, yerel bilirkişi taşınmaza uyduğunu bildirmişse de, yerel bilirkişi sözlerinin komşu parsel kayıtları ile denetlenmemiş, kesinleşmiş orman kadastrosu sınırları içinde kalan tapu kayıtları hukuki değerlerini kayıp edeceği, davacı tarafın 1942 yılı orman tahditinden sonra bu taşınmazın orman sınırları içinde bırakılmasının iptaline ilişkin her hangi bir dava açmadığı gibi, Antalya Kadastro Mahkemesinin 3.12.1991 gün ve 1991/501-610 sayılı kararının ise 1850 parselle ilgili … , Antalya Kadastro Mahkemesinin 08.02.1994 gün ve 1991/577-1994/173 Sayılı kararının, 1828 parselle ilgili …, Antalya Kadastro Mahkemesinin 4.5.1994 gün ve 1991/259-2189 sayılı kararının 1784 parselle ilgili … ve … aleyhine kesin hüküm oluşturduğu gibi, taraf olmayan diğer davacı aleyhine de bu taşınmazların 1942 yılında yapılan oran kadastrosu sınırları içinde kaldığı yönünde güçlü delil oluşturduğu,
1850 sayılı parselin 1989 yılında yapılıp kesinleşen 2/B uygulamasında orman sınırları dışına çıkarıldığı belirlenen 11784 m2 yüzölçümündeki bölümünün 1850 sayılı parselden ifraz edilerek Hazine adına bu nitelikle tescil edildiği, bu taşınmazda eylemli orman bulgularının bulunmadığı bu nedenle 4999 sayılı yasa ile değişik 6831 Sayılı Yasanın 11/5 maddesinin uygulanma olanağı bulunmadığı, ifrazdan sonra kalan 1850 sayılı parselin ise zaten devlet ormanı olarak tapuda kayıtlı olduğunadn, Orman Yönetiminin 2621 ve 1850 parseler için dava açmakta hukuki yararının bulunmadığı, başka deşiyle davacı sıfatı taşıyamayacağı,
Ağustos 2007 tarih ve 8 sayılı YARGITAY KARARLAR DERGİSİNDE yayınlanan, Yargıtay 20. Hukuk Dairesinin 20.12.2006 gün ve 2006/14641-17945 sayılı kararında da açıklandığı gibi, 5653 sayılı yasa ile değişik 3116 sayılı yasanın 1. maddesi hükmüne göre kurulan makiye ayırma komisyonunun, 6831 sayılı Yasanın yürürlüğe girmesinden sonra yasal hiçbir dayanağının kalmadığı, yörede 1952 yılında yörede makiye ayırma çalışması yapan komisyonlar yasa ve yönetmelik hükümlerine uygun kurulmadığı gibi, yasa ve yönetmelik hükümlerine de aykırı çalıştıkları, bu nedenle yaptıkları makiye ayırma işlemlerine değer verilemeyeceği, yasa ve yönetmelik hükümlerine uyulmadan yapılan çalışma sonunda makiye ayrılan yerlerin tevzii işlemlerinin de yapılmadığı, makiye ayrılan yerlerde özel yasaları gereği oluşturulan tapu kayıtları dışındaki kayıtlar ile zilyetliğe değer verilmeyeceği, 1952 yılında Yasa ve Yönetmelik hükümlerine uygun olarak kurulmayan ve yine Yasa ve Yönetmelik hükümlerine uygun olarak görev yapmayan maki komisyonunca kısmen 1942 yılında kesinleşen orman kadastrosu sınırları dışında, kısmen içinde bulunan ve Akdeniz sahil şeridine kadar dayanan köy toplu tarım arazilerini, meraları tepeleri, tarıma uygun olmayan Devletin hüküm ve tasarrufu altında bulunan yerler ile … Köyü Yerleşim yerini de içine alan çok geniş bir alanın makilik saha olduğundan söz edilerek makilik olarak belirlendiği,
1976 yılında görevlendirilen Orman Kadastro Komisyonu tarafından, 1952 yılı maki çalışmalarına değer vermeyerek ve 1942 yılında yapılan orman kadastrosunun sadece … … Vakfına ait tapu kayıtları kapsamında kalan taşınmazlar yönünden iptal edildiği, diğer taşınmazlar yönünden, tahditin hukuki geçerliliğini sürdürdüğü göz önünde bulundurmadan, 1942 yılı tahditinin tamamı iptal edilmiş gibi yeniden orman kadastrosu yapılacağı Orman Kadastro Komisyonunun 03.06.1976 tarihli ve 1 nolu tutanağında belirtildikten sonra, kısmen 1942 yılı tahdit hattına uyularak yeniden orman kadastrosu yapıldığı ve 1942 yılı tahdit hattı dışında kalan ancak niteliği eylemli orman olan bir kısım yerlerin, 4785 Sayılı Yasa hükümlerine göre orman olarak sınırlandırıldığı, daha sonrada 1744 Sayılı Yasa ile değişik 2. madde uygulaması yaparak, bir kısım ormanların 15.10.1961 tarihinden önce nitelik kayıp etmesi nedeniyle orman dışına çıkartılarak, 24.07.1976 tarihli (36) nolu işi bitirme tutanağı düzenlendiği, 23.11.1976 tarihli (37) nolu tutanakla da, yapılan işlemlerin ilan edilmesine karar verildiği ve bu ekip çalışmalarının ilanı üzerine süresinde yapılan itirazların incelendiği ve 09.11.1976 günlü (5) numaralı itirazları inceleme tutanağında “…4 nolu Orman Kadastro Ekibince 1744 Sayılı yasa gereğince nitelik kaybı nedeniyle (2) numaralı poligon olarak orman rejimi dışına çıkartılan yerlerin 1952 yılında makiye ayrıldığı, .bu sahanın eskiden beri köy arazisi ve köy yerleşim alanı olarak kullanıldığı cüz i bir kısmının orman sayılmayan makilik alan olduğu görülmekle 2 nolu parselin(2 nolu 2. Madde poligonunun) orman sınırları dışında bırakılmasına ve ekip tarafından yapılan işlemlerin bu şekilde düzeltilmesine” karar verildiği, 4785 Sayılı Yasa hükümleri göz önünde bulundurularak dava konusu parsel yönünün 1976 yılında ilk kez yapılan çalışmada orman sınırları dışında bırakıldığı, 1744 Sayılı Yasa ile değişik 6831 Sayılı Yasanın 2. Madde uygulamasına konu edilmediği, yapılan işlemlerin ilanından sonra ilan tarihlerinde yürürlükte bulunan 3116 Sayılı Yasa ve 6831 Sayılı Yasanın 1744 Sayılı Yasa ile değişik 11. Maddesinde düzenlenen hak düşürücü sürelerin de geçmesiyle kesinleştiği, şu hale çekişmeli parselin halen 1942 yılı orman kadastrosu sınırları içinde devlet ormanı olduğu,
Yargıtay 2. Hukuk Dairesi Başkanının hakem sıfatıyla verdiği 19.12.1947 tarih, 208 sayılı kararla, sadece Vakıflar İdaresinin dayandığı Muratpaşa Vakfına ait tapulu taşınmazlar yönünden 1942 yılı orman kadastrosunun iptal edildiği, diğer taşınmazlar yönünden 1942 yılı orman kadastrosunun hukuki geçerliliğini koruduğu, 1942 yılında yapılan orman kadastrosunu yok sayarak, 1942 yılında orman olarak sınırlandırılan alanları orman sınırları dışında bırakan karar ve işlemlerin ikinci kadastro olması nedeniyle hukuki değer taşımazsa da(3402 Sayılı Yasanın 22/1. Maddesi), 1942 yılında yapılan orman kadastrosu ile sadece devlet ormanlarının sınırlandırılıp, 4785 sayılı yasa ile (istisnalar dışında) özel ve tüzel kişilere ait tüm ormanların devletleştirildiğinden ve 5658 sayılı yasada Vakıf ormanlarını iade edileceğine ilişkin hüküm bulunmadığından 1942 yılı tahditi dışında kalan yerlerde, 7 Numaralı Komisyonun 1976 yılında 4785 sayılı yasa hükümlerine göre yaptığı çalışmayla devletleştirilen orman alanı olduğu belirlenen yerlerin orman olarak sınırlandırılmasının yasaya uygun olduğu,
Orman kadastrosunun ilanından sonra dava tarihine kadar hak düşürücü sürelerin çoktan geçtiği ve orman kadastrosu kesinleştiği, çekişmeli taşınmaz ister 1942 yılı orman kadastrosu sınırları içinde olsun, isterse 1942 yılı orman kadastrosu sınırları dışında olması nedeniyle, 1976 yılında 4785 sayılı yasa hükümleri gözetilerek yapılan orman kadastrosunda orman olarak sınırlandırılsın, her iki halde de dava konusu taşınmazın hukuken orman olduğu, hak düşürücü süreler geçmiş olduğundan davalının orman kadastrosu iptal ettirebilmesi için dayanacağı hiçbir yasa hükmü bulunmadığı hususları gözetilerek, gerçek kişilerin ve Orman Yönetiminin davalarının reddine karar verilmesinde isabetsizlik bulunmadığına göre davacı ve katılan gerçek kişilerin yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddiyle usul ve yasaya uygun olan hükmün ONANMASINA, aşağıda … onama harcının temyiz edenlere ayrı ayrı yükletilmesine 15/07/2010 günü oybirliği ile karar verildi.