YARGITAY KARARI
DAİRE : 20. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2010/7246
KARAR NO : 2010/10103
KARAR TARİHİ : 15.07.2010
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasındaki tescil davasının yapılan duruşması sonunda kurulan hükmün Yargıtayca incelenmesi davalı … tarafından istenilmekle, süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya incelendi, gereği düşünüldü:
K A R A R
Hükmüne uyulan Yargıtay 20. Hukuk Dairesinin 25.12.2008 gün ve 2008/12972-18524 sayılı kararında özetle: “… Mahkemece çekişmeli taşınmazın makiye ayrıldığı, bu konuda Hazine yönünden kesinleşmiş mahkeme kararı bulunduğu ve bu karar Orman Yönetimi yönünden kesin hüküm oluşturmasa da güçlü delil niteliğinde olduğu” gerekçesiyle davanın reddine karar verildiği, yapılan uygulamada çekişmeli taşınmazın tamamının 1942 yılında yapılıp kesinleşen orman sınırı dışında kaldığı, 1744 ve 3302 Sayılı Yasalarla değişik 6831 Sayılı Yasanın 2 ve 2/B madde uygulamalarına konu edilmediği, 1952 yılında Yasa ve Yönetmelik hükümlerine uygun olarak kurulmayan ve yine Yasa ve Yönetmelik hükümlerine uygun olarak görev yapmayan maki komisyonunca makilik olarak belirlendiği, 1976 yılında görevlendirilen Orman Kadastro Komisyonu tarafından, 1952 yılı maki çalışmalarına değer vermeyerek ve 1942 yılında yapılan orman kadastrosunun sadece … … Vakfına ait tapu kayıtları kapsamında kalan taşınmazlar yönünden iptal edildiği, diğer taşınmazlar yönünden, tahditin hukuki geçerliliğini sürdürdüğü göz önünde bulundurmadan, 1942 yılı tahditinin tamamı iptal edilmiş gibi yeniden orman kadastrosu yapılacağı Orman Kadastro Komisyonunun 03.06.1976 tarihli ve 1 nolu tutanağında belirtildikten sonra, kısmen 1942 yılı tahdit hattına uyularak yeniden orman kadastrosu yapıldığı ve 1942 yılı tahdit hattı dışında kalan ancak niteliği eylemli orman olan bir kısım yerlerin, bu arada çekişmeli parselin krokisinde (A) ile gösterilen 197 m2 yüzölçümündeki bölümünün 4785 Sayılı Yasa hükümlerine göre orman olarak sınırlandırıldığı, dava konusu taşınmazın hem 1942 yılı orman tahdit hattı hem de orman rejimi dışına çıkarma işlemi iptal edilen (2) nolu poligon dışında bulunduğu, 4785 Sayılı Yasa hükümleri göz önünde bulundurularak dava konusu parsel yönünün 1976 yılında ilk kez yapılan çalışmada O tarihte fiilen orman olması nedeniyle kısmen orman olarak sınırlandırıldığı ancak 1744 Sayılı Yasa ile değişik 6831 Sayılı Yasanın 2. Madde uygulamasına konu edilmediği, yapılan işlemlerin ilanından sonra ilan tarihlerinde yürürlükte bulunan 3116 Sayılı Yasa ve 6831 Sayılı Yasanın 1744 Sayılı Yasa ile değişik 11. Maddesinde düzenlenen hak düşürücü sürelerin de geçmesiyle kısmen kesinleşen orman sahası içinde kaldığı, … Köyünde 1952 yılında çalışan I ve 2 numaralı makiye ayırma komisyonları, 5653 Sayılı Yasa ile değişik 3116 Sayılı Yasanın 5. maddesinde öngörülen kişilerden oluşmadığından kuruluşu yasaya uygun olmadığı gibi, yönetmelik hükümlerine de aykırı oluşturulduğu, bu komisyonlar yasa ve yönetmelik hükümlerine de uymadan çalışma yaparak zemine uygulama imkanı olmayan ölçeksiz kroki niteliğinde bir harita düzenlediği, yasaya aykırı kurulan komisyonun yasaya aykırı olarak makiye ayırdığı yerlerde toprak tevzi işlemlerinin de yapılmadığı, Dava konusu taşınmazın 1942 yılı tahdidi içinde kalıp makiye ayrıldığı gerekçesiyle Hazine tarafından açılan tapu iptal tescil davasının reddine ilişkin sözü edilen kesinleşmiş mahkeme kararı, Orman Yönetimi tapu iptal tescil davasında taraf olmadığından ve bu kararla kesinleşmiş orman kadastrosu iptal edilmediğinden Orman Yönetimini bağlamaz. Orman Yönetiminin taraf olmadığı, Hazinenin tapu iptal tescil davasının reddine ilişkin mahkeme kararı karşısında, kesinleşen orman kadastrosu daha güçlü bir delil sayılacağı, kesinleşen orman kadastro sınırları içinde bulunan ve hukuken orman olan taşınmaz hakkında, kadastro yoluyla oluşturulan tapu kaydı yolsuz tescil niteliğinde olduğu, uzman bilirkişi Neşet … tarafından düzenlenen raporda, “çekişmeli taşınmazın 1942 yılında yapılıp kesinleşen orman kadastrosunda tamamının orman sınırları dışında, 1976 yılında yapılan işlemde de ise (A) ile gösterilen 197 m2 bölümünün orman sınırları içinde, yüzölçümüm hesaplanmayan ve taranmayan diğer bölümünün ise orman sınırları dışında bırakıldığı belirlenmiştir. Antalya 4 Asliye Hukuk Mahkemesinin 03.11.2004 gün ve 2002/358-478 sayılı dosyasında, Davacı: … tarafından, davalı sıfatıyla Orman Yönetimi aleyhine açılan sataşmanın önlenmesi davasının kabulüne ilişkin kararının kesinleşmesiyle, çekişmeli parselin 197 m2 bölümünün orman sınırları içinde diğer bölümünün ise orman sınırları dışında bırakan orman sınır hattı taraflar yönünden kesinleştiği, 1942 yılında yapılan orman kadastrosu ile sadece devlet ormanlarının sınırlandırılıp, 4785 sayılı yasa ile (istisnalar dışında) özel ve tüzel kişilere ait tüm ormanların devletleştirildiğinden ve 5658 sayılı yasada Vakıf ormanlarını iade edileceğine ilişkin hüküm bulunmadığından 1942 yılı tahditi dışında kalan yerlerde, 7 Numaralı Komisyonun 1976 yılında 4785 sayılı yasa hükümlerine göre yaptığı çalışmayla devletleştirilen orman alanı olduğu belirlenen yerlerin orman olarak sınırlandırılması yasaya uygun olduğu, orman kadastrosunun ilanından sonra dava tarihine kadar hak düşürücü sürelerin çoktan geçmiş ve orman kadastrosu kesinleşmiştir. Çekişmeli taşınmaz ister 1942 yılı orman kadastrosu sınırları içinde olsun, isterse 1942 yılı orman kadastrosu sınırları dışında olması nedeniyle, 1976 yılında 4785 sayılı yasa hükümleri gözetilerek yapılan orman kadastrosunda orman olarak sınırlandırılsın, her iki halde de dava konusu taşınmazın krokisinde (A) ile gösterilen 197 m2 bölümünün hukuken orman olduğu, hak düşürücü süreler geçmiş olduğundan davalının orman kadastrosu iptal ettirebilmesi için dayanacağı hiçbir yasa hükmü bulunmadığı, Açıklanan hususlar gözetilerek; Orman Yönetiminin çekişmeli parselin bilirkişi krokisinde (A) ile gösterilen 197 m2 yüzölçümündeki bölümüne ilişkin davasının kabulüne karar verilmesi ” gereğine değinilmiştir. Bozma kararına uyularak yapılan yargılama sonunda bu kez Mahkemece davanın KISMEN KABULÜNE, çekişmeli … Köyü 1839 sayılı parselin 28.04.2008 günlü … bilirkişi krokisinde (A ) ile gösterilen 197 m2 yüzölçümündeki bölümünün tapu kaydının iptaline ve orman niteliğiyle Hazine adına tapuya tesciline kalan kısmın olduğu gibi davalı üzerinde bırakılmasına karar verilmiş, hüküm davalı gerçek kişi tarafından temyiz edilmiştir.
Dava dilekçesindeki açıklamaya göre dava, kesinleşen orman kadastrosu sınırları içinde kalan ve yolsuz olarak davalı adına tescil edilen tapu kaydının iptal ve orman niteliğiyle tesciline ilişkindir.
Çekişmeli taşınmazın bulunduğu yerde tesbit tarihinden önce 1942 yılında yapılıp kesinleşen orman kadastrosu bulunmaktadır. Daha sonra 1976 yılında ilk tahditin aplikasyonu ve … … Vakfının tapulu taşınmazları yönünden Vakıflar Genel Müdürlüğünün itirazı üzerine Yargıtay 2. Hukuk Dairesi Başkanın hakem sıfatıyla verdiği karar ile tahditi iptal edilen yerler hakkında yapılan ormanların kadastrosu çalışmaları 15.09.1976 tarihinde, bu işlemlere karşı yapılan itirazları inceleyen 7 Numaralı Orman Kadastro Komisyonu işlemleri de 09.12.1976 tarihinde ilan edilmiştir. Daha sonra 1988 yılında 36 Numaralı Orman Kadastro Komisyonunca aplikasyon ve sınırlandırması yapılmamış ormanların kadastrosu ile 3302 Sayılı Yasa ile değişik 6831 Sayılı Yasanın 2/B madde uygulaması yapılmış ve 15.06.1989 tarihinde ilan edilmiştir.
Dosya kapsamına ve mahkemece uyulan bozma kararı gereğince işlem yapılarak hüküm kurulmuş olduğuna göre, yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddiyle, usul ve yasaya uygun olan hükmün ONANMASINA, aşağıda … onama harcının temyiz edene yükletilmesine 15.07.2010 gününde oybirliği ile karar verildi.