Yargıtay Kararı 20. Hukuk Dairesi 2010/7260 E. 2010/12419 K. 14.10.2010 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 20. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2010/7260
KARAR NO : 2010/12419
KARAR TARİHİ : 14.10.2010

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi

Taraflar arasındaki tescil davasının yapılan duruşması sonunda kurulan hükmün Yargıtayca incelenmesi Orman Yönetimi tarafından istenilmekle, süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya incelendi, gereği düşünüldü:

K A R A R

Hükmüne uyulan Yargıtay 20. Hukuk Dairesinin 23.05.2006 gün ve 2006/5112-7120 sayılı bozma kararında özetle: “inceleme ve bilirkişi raporunun hüküm kurmaya yeterli olmadığı, mahkemece öncelikle, çekişmeli taşınmazın bulunduğu yerde 10.08.1960 – 09.09.1960 tarihleri arasında ilan edilerek kesinleşen genel arazi kadastrosunda, taşınmazın hangi sebeple tescil harici bırakıldığının tespiti için, çekişmeli taşınmazın bulunduğu yere en yakın kadastro parsellerinin geniş çevresiyle beraber görünebildiği, 1960 yılı arazi kadastro paftasının orjinalinden alınmış onaylı bir fotokopisinin kadastro müdürlüğünden getirtilmesi, en yakın parsellerin varsa kadastro tespit tutanakları dayanakları ile birlikte Tapu Sicil Müdürlüğünden getirtilmesi, çekişmeli taşınmazın bulunduğu yörede 3116 Sayılı Yasaya göre yapılarak kesinleşen ilk orman kadastrosuna, daha sonra 1997 yılında yapılan herhangi bir nedenle orman sınırı dışında kalan ormanların kadastrosu, sınırlaması yapılan Devlet Ormanlarının aplikasyonu ve 2/B uygulaması çalışmasına ilişkin aslına göre renklendirilmiş ve orman sınır noktalarının açıkca okunabildiği onaylı orman kadastro haritaları ile tutanakları, dava konusu taşınmazın bulunduğu yöreye ait bulunabilecek en eski memleket haritası, amenajman planı, hava fotoğrafı ile belediyede bulunan halihazır harita ve münhanili haritalar ile varsa topografya haritaları bulundukları yerden getirtilerek dosya içine konulması, Daha sonra, mahkemece önceki bilirkişiler dışında bir jeoloğ, üç orman ve bir harita mühendisinden oluşturulacak bilirkişi kurulu ile yapılacak keşifte, 1942 yılında 3116 Sayılı Yasaya göre yapılarak kesinleşen orman kadastro haritası ve tutanakları, yerel bilirkişilerin yardımı ve uzman bilirkişilerin eliyle, ilk orman kadastrosundaki ölçü teknikleri ile ve eski tarihli memleket haritasında bulunan sabit noktaların bulundukları yerler zeminde tespit edilip, çekişmeli taşınmazın bulunduğu yerdeki değişik açı ve uzaklıklarda olan en az 4 ya da 5 orman tahdit sınır (OTS) noktaları birer birer arazide bulunarak orman sınır noktalarının izledikleri tahdit hattı belirlenmesi, 1942 yılı orman kadastro tutanak ve haritası zemine uygulandıktan sonra aynı yöntemle 1997 yılında yapılan çalışmaya ilişkin çalışma tutanak ve haritasının uygulanması, taşınmazın memleket haritası üzerinde gösterilmesi, daha sonra çekişmeli taşınmazın öncesinin orman niteliğinin ve hukuki durumunun belirlenmesi ve eğiminin doğru olarak hesaplanması, toprak yapısı, bitki örtüsü ve çevresinin incelenmesi, bilirkişilere uygulamayı gösteren kroki düzenlettirilmesi, yapılan incelemede; dört yönden orman ile çevrili, ormanın devamı niteliğinde ve 6831 Sayılı Yasanın 17/2. maddesine göre orman içi açıklığı konumunda, orman bütünlüğünü bozan yerlerden olduğu belirlenirse, orman içi açıklıkların kişiler adına özel mülk olarak tescil edilemeyeceğinin gözetilmesi, çekişmeli taşınmazın ilk orman tahdidi içinde veya
orman sayılan yerlerden olduğunun saptanması halinde davanın red edilmesi, taşınmazın kısmen ya da tamamen orman olmadığı saptandığı takdirde, bu kez 10.08.1960 – 09.09.1960 tarihleri arasında ilan edilerek kesinleşen genel arazi kadastrosunda taşınmazın orman olması nedeniyle tescil harici bırakılarak kadastral paftaya orman olarak işlenmiş ise, taşınmazın tescil harici bırakılarak kadastral paftaya orman olarak işlendiği tarihten, 4785 ve 5658 Sayılı Yasa hükümleri gözetilerek 3302 Sayılı Yasaya göre yapılan çalışma ile orman sınırı dışında bırakılma işleminin kesinleşme tarihine kadar orman sayılacağı, yani dava konusu taşınmazın tespit tarihinde yürürlükte bulunan yasa hükümlerine göre orman sayılan yerlerden olması nedeniyle, tespit dışı bırakılarak orman olduğunun belirlenmesi olgusu karşısında, taşınmazın orman olmadığı hususu, ancak yörede 4785 ve 5658 Sayılı Yasa hükümleri gözetilerek yapılıp kesinleşecek orman tahdidi dışında kalması halinde kabul edilecek ve tahdidin kesinleşmesi tarihi, zilyetliğin başlangıcına esas olacağından, dava konusu taşınmazın, Medeni Yasanın 713. maddesi ve 3402 Sayılı Yasanın 14 ve 17. maddeleri hükümlerine göre tapuya tescil edilebilmesi için, yasa önünde kabul edilebilir yasal zilyetlik süresinin, 16.12.1997 tarihinde ilan edilen çalışma ile orman sınırı dışında bırakılmasının kesinleşmesi ile başlayacağı, bu duruma göre, paftada orman olarak tescil harici bırakılan taşınmaz yönünden, temyize konu davanın açıldığı 24.03.1998 tarihinde yasanın öngördüğü 20 yıllık yasal edinme süresinin dolmadığı gözetilerek, davanın red edilmesi, çekişmeli taşınmazın kısmen ya tamamen, gerek arazi kadastro paftasında, gerekse orman kadastro haritasında ve evveliyatında orman sayılmayan yerlerden olduğu saptandığı taktirde, bu kez, orman olmadığı saptanan taşınmaz hakkında zilyetlik yolu ile kazanma koşullarının araştırılması, bu cümleden olarak; yapılacak keşifte, tarım uzman bilirkişi olarak ziraat mühendisine inceleme yaptırılıp, zilyetlikle kazanılabilecek kültür arazisi olup olmadığı belirlenip, bu yolda rapor alınması, komşu parsellerin tutanak ve dayanakları getirtilip uygulanması, bu taşınmazı sınır olarak nasıl nitelendirdiklerinin araştırılması, varsa zilyetlik tanıkları taşınmaz başında dinlenmesi, 3402 Sayılı Yasanın 14. maddesi uyarınca, davacılar yanında, varsa önceki zilyetler yönünden de Tapu Sicil ve Kadastro Müdürlükleri ile Mahkeme Yazı İşleri Müdürlüğünden araştırma yapılıp, sulu ve susuz olarak kazanılmış toprak miktarı belirlenip, yasanın getirdiği sınırlamanın aşılıp aşılmadığı saptanarak, toplanacak tüm kanıtlar birlikte değerlendirilip, ulaşılacak sonuca göre bir hüküm kurulması” gereğine değinilmiştir. Mahkemece bozma kararına uyularak yapılan araştırma sonunda bu davanın reddine, Hazinenin tescil isteminin kabulüne, … köyü Kapı Yeri Mevkiinde bulunan B: … … tarlası D: Pekerler tarlası, K: …tarlası , … Doğusu Ekilemez arazi ve … Tepe ile çevrili 5627,93 m2 lik taşınmazın Hazine adına tesciline karar verilmiş hüküm davalı davacı gerçek kişi tarafından temyiz edilmiştir.
Dava dilekçesindeki açıklamaya göre dava, arazi kadastrosunda tapulama harici bırakılan ve tapuda kayıtlı olmayan taşınmazın, Medeni Yasanın 713 maddesi gereğince tapuya tesciline ilişkindir.
Çekişmeli taşınmazın bulunduğu yerde 3116 Sayılı Yasaya göre 1942 yılında yapılıp kesinleşen orman kadastrosu bulunmaktadır. Daha sonra 1997 yılında yapılıp, 16.12.1997 tarihinde ilan edilerek dava tarihinden önce kesinleşen aplikasyon, orman kadastrosu yapılmamış yerlerin kadastrosu ve 6831 Sayılı Yasanın 2/B madde uygulaması vardır.
Taşınmazın bulunduğu … köyünde arazi kadastrosu 1957 yılında yapılmış, sonuçları 10.8.1960 ila 09.09.1960 tarihleri arasında ilan edilmiş, davanın açıldığı tarihe kadar 20 yıldan fazla süre geçmiştir.
Bozma kararı gereğince yapılan araştırma, inceleme ve keşif sonucu düzenlenen uzman bilirkişi, Harita Mühendisi Bilirkişi ve Fen elemanı bilirkişilerin düzenleyip müşterek olarak imzaladıkları raporda, çekişmeli taşınmazın yörede 1942 yılında yapılan orman kadastrosu sırasında orman olarak sınırlandırıldığı, yörede 1996 yılında yapılan aplikasyon ve 2/B uygulamasında (A) ile gösterilen 1967.930 m2 yüzölçümündeki taşınmazın orman sınırları içinde aplike edildiği, (B) ile gösterilen 3760.000 m2 yüzölçümündeki bölümün ise 3302 Sayılı Yasa ile değişik 6831 Sayılı Yasanın 2/B uygulamasıyla Hazine adına orman sınırları dışına
çıkarıldığı belirlenerek, Tapu ve zilyetlik yoluyla ormandan toprak kazanma olanağı sağlayan 3402 Sayılı Yasanın 45. maddesinin ilgili fıkraları, Anayasa Mahkemesinin 01.06.1988 gün ve 31/13 E.K., 14.03.1989 gün ve 35/13 E.K. ve 13.06.1989 gün ve 7/25 E.K. sayılı kararları ile iptal edilmiş ve kalan fıkraları da 03.03.2005 gününde yürürlüğe giren 5304 Sayılı Yasanın 14. maddesi ile yürürlükten kaldırılmış olduğundan, bu yollarla ormandan yer kazanılamayacağı, öncesi orman olan bir yerin üzerindeki orman bitki örtüsü yok edilmiş olsa dahi, salt orman toprağının orman sayılan yer olduğu, 3302 Sayılı Yasaya göre yapılan 2/B uygulamalarında ise, taşınmazların ancak Hazine adına orman sınırı dışına çıkarılabileceği, ormanların zilyetliğe konu olamayacağı ve sürdürülen zilyetliğin suç oluşturacağı bir yana, 2/B madde sahalarının da Hazinenin mülkü olup, zilyetliğe konu olamayacağı düşünülerek gerçek kişilerin davalarının reddine ve Hazinenin tescil isteminin kabulüne karar verilmesinde isabetsizlik yoktur. Ancak, 6831 Sayılı Yasanın 2. madde 1. fıkra B bendi gereğince Hazine adına orman sınırları dışına çıkarılan yerlerin, aynı yasanın 2/2. maddesi gereğince bu niteliğiyle, orman sınırları içindeki alanların da aynı yasanın 11/4 maddesi gereğince orman niteliğiyle Hazine adına tesciline karar verileceği gözetilmeden, taşınmazların niteliği belirtilmeden infazda zorluğa yol açılacak biçimde, sadece tapuya tesciline şeklinde karar verilesi doğru değilse de, bu husus hükmün bozulmasını ve yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden, hükmün düzeltilerek onanması uygun görülmüştür. Bu sebeple, hüküm fıkrasında 2. bende 4. satırda yer alan (…5627,93 m2’lik taşınmazın Hazine adına tapuya tesciline,” cümlesinin hükümden çıkartılarak bunun yerine; “çekişmeli taşınmazın Orman Bilirkişi Basri Berisperk, Harita mühendisi bilirkişi Okan Tüzün, Jeoloji Mühendisi Bilirkişi…, Fen bilirkişi … Yeşil tarafından düzenlenen 01.06.2009 tarihli müşterek imzalı rapora eklenen Ek No:4 sayılı krokide (A) ile gösterilen 1867,93 m2 yüzölçümündeki taşınmazın 6831 Sayılı Yasanın 2/B maddesi gereğince Hazine adına orman sınırları dışına çıkarılan yer olduğu beyanlara yazılmak suretiyle tarla niteliğiyle Hazine adına, çekişmeli taşınmazın aynı bilirkişi krokisinde (B) ile gösterilen 3760 m2 yüzölçümündeki bölümün ise orman niteliğiyle Hazine adına tapuya tesciline” cümlesinin yazılması suretiyle düzeltilmesine ve hükmün H.Y.U.Y sının 438/7 maddesi gereğince düzeltilmiş bu haliyle ONANMASINA, aşağıda yazılı onama harcının temyiz edene yükletilmesine 14/10/2010 günü oybirliği ile karar verildi.