YARGITAY KARARI
DAİRE : 20. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2010/7445
KARAR NO : 2010/8529
KARAR TARİHİ : 16.06.2010
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasındaki tapu iptali, tescil ve el atmanın önlenmesi davasının yapılan duruşması sonunda kurulan hükmün Yargıtayca incelenmesi davacı … Yönetimi ve davalı … tarafından istenilmekle, süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya incelendi, gereği düşünüldü:
K A R A R
Davacı … Yönetimi, … Beldesi 30 ada 9 parsel sayılı taşınmazın, kesinleşen orman tahdit haritası içinde kaldığı, tapu kaydının iptal edilerek orman niteliği ile hazine adına tapuya tescili ve davalının el atmasının önlenmesi istemiyle dava açmıştır. Mahkemece davanın kısmen kabulüne dava konusu taşınmazın bilirkişi kurulu tarafından düzenlenen krokili raporda (A) ile işaretlenen 26,79 m2 yüzölçümlü kesiminin tapu kaydının iptal edilerek orman niteliği ile Hazine adına tapuya tesciline, davalının bu yere yönelik el atmasının önlenmesine karar verilmiş , hüküm davacı ve davalı tarafından temyiz edilmiştir.
Dava, orman sınırları içinde kalan taşınmaza ait tapu kaydının iptali tescil ve el atmanın önlenmesi niteliğindedir.
Çekişmeli taşınmazların bulunduğu yerde 3116 Sayılı Yasa hükümlerine göre yapılıp 04.01.1938 tarihinde ilan edilerek kesinleşen orman kadastrosu, 1958 yılında genel arazi kadastrosu, 1976-1980 yılları arasında 1744 Sayılı Yasa hükümlerine göre yapılıp kesinleşen aplikasyon ve 2. madde uygulaması ile 1997 yılında yapılıp kesinleşen ek kadastro bulunmaktadır.
Çekişmeli taşınmazın bulunduğu yerde 04.01.1938 tarihinde ilan edilerek kesinleşen orman kadastrosunda dava konusu taşınmazın bilirkişi kurulu tarafından düzenlenen krokili raporda (A) ile işaretlenen 26,79 m2 yüzölçümlü bölümü orman sınırları içinde, geriye kalan kesimi ise orman sınırları dışında bırakılmış, 1958 yılında yapılan arazi kadastrosunda ise taşınmazın (A) ile işaretlen bölümünün, daha önce yapılan orman kadastrosu sınırları içinde olduğu gözönünde bulundurulmadan, hata sonucu ikinci kere kadastrosu yapılarak kişiler adlarına özel mülk olarak tesbit ve yolsuz olarak tescil edilmiştir.
İncelenen dosya kapsamına, kararın dayandığı gerekçeye ve uzman orman bilirkişi kurulu tarafından kesinleşen orman kadastrosuna ait harita ve tutanaklar ile arazi kadastrosu paftasının uygulanması sonucu dava konusu taşınmazın (A) ile işaretlenen bölümü 1938 yılında yapılıp kesinleşen orman kadastrosu sınırları içinde kaldığı, geriye kalan kesiminin orman sınırları dışında kaldığı, taşınmazın (A) bölümü daha önce yapılan orman kadastrosunun sınırları içinde ve tapu sicilinde orman niteliğiyle Hazine adına kayıtlı ve mülkiyet hakkı Hazineye ait kamu malı orman olduğu halde, arazi kadastro ekiplerinin bu durumu gözönünde bulundurmadan, hata ile ikinci kere kadastrosunu yapıp yolsuz olarak sicil oluşturulmuşsa da, 766 Sayılı Yasanın 46/2 ve 3402 Sayılı Yasanın 22/1. maddeleri gereğince ikinci kadastronun yolsuz (T.M.Y. nın 1025. md.) ve bütün sonuçlarıyla hükümsüz olması nedeniyle malikine
mülkiyet hakkı kazandırmayacağı ve T.M.Y.’nın 1026. (E.M.Y. 934 – İsviçre 976) maddesi gereğince sicilin hiç bir süreye bağlı kalmadan her zaman iptal edileceği, somut olayda 3402 Sayılı Yasanın 12/3. maddesi hükümlerinin uygulanma olanağının da bulunmadığı, baştan beri yolsuz tescil niteliğinde oluşturulan sicil kaydının, davalıya hiç bir zaman mülkiyet hakkı kazandırmayacağı ve başlangıcından itibaren yolsuz ve geçersiz olan tapu kaydının iptaline ilişkin mahkeme kararının yenilik doğuran (inşai) mülkiyet hakkını sona erdiren bir hüküm olmayıp, mevcut durumu saptayıp hukuksallaştıran, açıklayıcı (ihzari), başka bir anlatımla; sicilin oluştuğu tarihten itibaren mülkiyet hakkının doğmadığını, sicilin yolsuz ve geçersiz olduğunu belirleyen bir hüküm olduğu, bu tür kayıtlarda T.M.Y.’nın 1023. (E.M.Y.931 – İsviçre M.Y.974) maddesindeki “iyi niyetle edinme” kuralının da uygulanamayacağı bir yana, davalının taşınmazın niteliğini görmeden satın almasının hayatın olağan akışına ve yaşam kurallarına uygun olmayacağından, tapuya güven ve iyi niyet kurallarından faydalanamayacağı, davalı taşınmazı satın almışsa, ödediği bedeli, sebepsiz zenginleşme kurallarına göre bu yeri kendisine satanlardan geri alabileceği belirlenerek kaydın (A) ile işaretlenen bölümünün tapu kaydının iptaline karar verilmesinde bir isabetsizlik bulunmadığına göre, davacı … Yönetimi ve davalı …’in temyiz itirazlarının reddi ile usul ve yasaya uygun olan hükmün ONANMASINA, aşağıda … onama harcının temyiz edenlere ayrı ayrı yükletilmesine 16.06.2010 günü oybirliğiyle karar verildi.