YARGITAY KARARI
DAİRE : 20. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2010/768
KARAR NO : 2010/4273
KARAR TARİHİ : 31.03.2010
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasındaki tapu iptali ve tescil davasının yapılan yargılaması sonunda; davanın kabulü yolunda kurulan 23.12.2008 günlü hükmün Yargıtayca incelenmesi davalı vekili tarafından istenilmekle, süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra gereği düşünüldü:
K A R A R
1965 yılında yapılan kadastro sırasında …Köyü 862 parsel sayılı 119 m2 yüzölçümündeki taşınmaz, 104 yazım numaralı vergi kaydı uygulanarak avlulu kargir ev ve dam niteliği ile … Yalçınsoy adına tespit ve tescil edilmiş, satış yoluyla davalı …’ya geçmiştir. Davacı Hazine, taşınmazın 2/B uygulaması ile orman sınırları dışına çıkarıldığı iddiasıyla dava açmıştır. Mahkemece davanın reddi yolunda verilen kararın Hazine tarafından temyiz edilmesi üzerine Yargıtay 20. Hukuk Dairesinin 06.07.2007 gün 365-9752 sayılı bozma kararında özetle “Hükme dayanak yapılan orman ve … bilirkişileri tarafından düzenlenen raporda; davalı yerin 1962 baskı tarihli memleket haritası, 1955 çekim tarihli … fotoğrafında açık alan olarak gözüktüğü, %12’den fazla eğimli olduğu, üzerinde ormana özgü bulguya rastlanmadığı, 1947 tahdidi dışında olduğu, ancak 1980 yılında yapılan aplikasyon ve 2. madde uygulamasına göre 2. madde alanında kaldığı, aplikasyonun hatalı olduğu, 6831 Sayılı Yasanın 1744 Sayılı Yasa ile değişik 11. maddesi uyarınca tapu sahiplerine tebligat yapılması gerektiği, çekişmeli taşınmaz tapulu olduğundan ve aplikasyon ve 2. madde uygulaması davalılara tebliğ edilmediğinden 2. madde uygulamasının davalılar yönünden kesinleşmediğinin açıklandığı ve mahkemece, bu rapor esas alınarak, 766 Sayılı Yasa uyarınca yapılan kadastro çalışmaları sırasında gerçek kişi adına tescil edilmiş ve o tarihte orman sayılmayan çekişmeli taşınmazın 6831 Sayılı Yasa uyarınca Hazine adına orman rejimi dışına çıkarılamayacağı, kaldı ki bu işleme karşı tapu kayıtları olan davalı kişilerin itiraz hakları bulunduğundan orman rejimi dışına çıkarma işleminin kesinleşmeyeceği gerekçesi ile Hazine tarafından açılan davanın reddine karar verildiği;
Ne var ki; bir örneği dosyada bulunan 1946 tahdit haritası ile çalışma tutanağı ayrıca 1946 tahdit haritası ile 30.12.1980 tarihinde ilan edilerek kesinleşen aplikasyon ve 2. madde haritasının uyumsuz olduğu, böyle bir uyumsuzluk olması halinde orman sınır noktalarının zemindeki ve tahdit haritasındaki yerine itibar edilmeyip, çalışma tutanaklarındaki anlatıma, açı ve mesafe olarak tarif edilen yerlerine itibar edilmesi gerektiği, yörede 6831 Sayılı Yasanın 1744 Sayılı Yasa ile değişik hükümlerine göre yapılıp kesinleşen aplikasyon ve 2. madde uygulaması sırasında, 1946 yılında yapılıp kesinleşen orman tahdit haritasına itibar edilmeyip orman sınır noktalarının çalışma tutanaklarındaki anlatımına, açı ve mesafe olarak tarif edilen yerlerine itibar edildiği,bu durumun dairede aynı gün temyiz incelemesi yapılan Foça Asliye Hukuk Mahkemesinin 2006/31-187; 2006/32-186; 2006/29-189 sayılı vb. dava dosyalarında hükme dayanak yapılan raporlarda da ayrıntılı olarak açıklandığı, hal böyle iken çekişmeli taşınmazın, 1946 yılında 3116 Sayılı Yasa hükümlerine göre yapılıp kesinleşen orman tahdit haritası içinde olup, 30.12.1980 tarihinde ilan edilerek kesinleşen aplikasyon ve 2. madde uygulaması sırasında da Hazine adına orman rejimi dışına çıkarıldığı, 6831 Sayılı Yasanın 1744 Sayılı Yasa ile değişik 11. maddesi hükümlerine göre orman sınırları içine alma işleminin çalışma tutanaklarında ismi … ilgililere tebliği gerekir ise de buradaki çalışma tutanağının ilk tahdide ilişkin çalışma tutanağı olduğu,başka bir anlatımla; orman sınırlaması yapılarak orman sınırları içine alınan taşınmaz hakkında tutanakta taşınmaz ilgilisinin adı geçiyorsa, dava açmak için yasada öngörülen hak düşürücü sürenin, tutanağın ilan tarihinden değil, sınırlama işleminin ilgilisine tebliğ tarihinden itibaren başlayacağı,dolayısıyla çekişmeli taşınmaz 1946 yılında 3116 Sayılı Yasa hükümlerine göre yapılıp kesinleşen tahdit haritası içinde olup, 6831 Sayılı Yasanın 1744 Sayılı Yasa ile değişik hükümlerine göre orman sınırları içine alınmadığından burada 11. madde hükümlerinin uygulanamayacağı, kaldı ki; 1744 Sayılı Yasanın 2. maddesi uyarınca; taşınmazın 3116 Sayılı Yasaya göre yapılan tahdidin içinde kalması, 1744 Sayılı Yasayla değişik 6831 Sayılı Yasanın 2. maddesi ile orman sınırları dışına çıkarılması ve tapu kaydının çekişmeli yeri miktarı ve sınırları itibariyle kapsaması, tapu kaydının orman kadastrosunun yapıldığı tarihten daha önceki tarihli olması ve ilk tahdidin itirazsız kesinleşmesi halinde orman sınırları dışına çıkarılan yerlerin mülkiyetinin tapu sahiplerine döneceği,somut uyuşmazlıkta 1946 yılında yapılıp kesinleşen orman kadastrosu sırasında çekişmeli taşınmazın tapusuz olduğu, 1965 yılında yapılan genel arazi kadastrosu yoluyla senetsizden oluşan tapu kaydı bulunduğu,bu durumda davalının tutunduğu tapu kaydı orman kadastrosunun yapıldığı tarihten daha sonraki tarihli olduğundan 1744 Sayılı Yasanın 2. maddesi gereğince orman sınırları dışına çıkarılan çekişmeli taşınmazın mülkiyetinin tapu sahibine dönmeyeceği, bu nedenle Hazine tarafından açılan davanın kabulüne karar verilmesi gerektiği” açıklanmış, mahkemece bozma kararına uyulduktan sonra davanın kabulüne, çekişmeli taşınmazın tapusunun iptali ile Hazine adına tesciline karar verilmiş, karar davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava, tapu iptali ve tescil niteliğindedir.
Çekişmeli taşınmazın bulunduğu yerde 19.06.1947 tarihinde ilan edilerek kesinleşen orman kadastrosu, 1965 yılında yapılan genel arazi kadastrosu, daha sonra 30.12.1980 tarihinde ilan edilerek kesinleşen aplikasyon ve 1744 Sayılı Yasanın 2. madde uygulaması vardır
Hükmüne uyulan bozma ilamına, dosyadaki bilgi ve belgelere göre çekişmeli taşınmazın kesinleşen orman kadastro sınırları içinde iken, sonradan bu niteliğini yitirmesi nedeniyle Hazine adına orman sınırları dışına çıkarıldığı, arazi kadastro ekiplerince orman sınırları içinde olduğu gözetilmeden, hata ile ikinci defa kadastrosu yapılarak yolsuz sicil oluşturulmuşsa da 766 Sayılı Yasanın 46/2. ve 3402 Sayılı Yasanın 22/1. Maddeleri gereğince ikinci kadastronun yolsuz ve bütün sonuçlarıyla hükümsüz olduğundan malikine mülkiyet hakkı kazandırmayacağı, T.M.Y. 1026. maddesi gereğince sicilin hiç bir süreye bağlı olmaksızın iptal edileceği, aslında orman olan taşınmazı tapu kaydı ile satın alan kişinin de 4721 Sayılı Medeni Yasanın 1023. maddesindeki iyiniyet kurallarından yararlanamayacağı ,şartları varsa devredene karşı sebepsiz zenginleşme hükümlerinin uygulanabileceği belirlenerek davanın kabulüne karar verilmesinde isabetsizlik bulunmadığına göre, davalı vekilinin temyiz itirazlarının reddi ile usul ve yasaya uygun hükmün ONANMASINA, aşağıda … onama harcının temyiz edene yükletilmesine 31/03/2010 günü oybirliği ile karar verildi.